19 Mayıs 2009 Salı

Ben-Barış Abi-Bremen üzerine karmakarışık bir yazı

Biz Barış Abi'yle büyüdük. Çocukken en sevdiğimiz şarkıcıydı, hala da öyle aslında. Sadece başkalarını da tanıdık ama Barış Abi ilkti ve ilkler her zaman en çok sevilirdi. Tabi çocuk aklımızla kulağımıza hoş gelen, kafamızın en çok bastığı şarkısı "Arkadaşım eşşek"ti. Günümüzün Nil Karaibrahimgil tadındaki şarkının nakaratı gelsin de arkadaşımızın gözlerinin içine baka baka onu "Arkadaşım eşşek" diyerek kızdırırdık. Bu en sevdiğimiz şarkının klibi de meşhurdu. O zamanlar bizim gibi çocuk olan Acun daha "firar" etmemişti. Dünyayı ilk Barış Abi'yle tanıdık. Gittiği yerlerden biri de Bremen'di. Oradaki meşhur Bremen Mızıkacıları heykelinin önünde de "Arkadaşım eşşek" klibini çekmişti.
Bremen Mızıkacıları hikayesi (Özet): Eşşek, köpek, kedi ve horoz müzisyen olmak için Bremen'e doğru yola çıkar. Akşam olunca boş bir eve sığınırlar. Akşam eve hırsızlar gelir fakat üst üste çıkan 4 hayvan canavar silueti oluşturur ve hepsi bir ağızdan berbat sesler çıkarırlar. Hırsızlar korkar ve kaçar. Dört kafadar da bu evde yaşar.
Daldan dala atlayalım. Barış Abi'nin klibinin çekildiği Bremen 1992'de UEFA Kupası'nda G.Saray'ın rakibi olmuştu. Evet o meşhur maç. 18 Mart'ta Sami Yen'e kar yağan, Taner'in indirdiği topa Rotariu dokundu ama top 10 santim daha gitmedi, geçmedi o Bremen kalesini. Sanki Bremen Mızıkacıları heykeli hırsızlardan sonra topu da korkutmuştu. O gün maçtaydım. O top girmedi, hakem düdüğü çaldı, maç bitti, stadın kapıları açıldı ama kimse dışarı çıkmıyordu. Çünkü kimse biraz önce yaşananlara inanmıyordu. Ağlıyordu, eller başın üzerindeydi. Gerçekten o top girmemiş miydi!
O Bremen şimdi İstanbul'a finale geldi. Yeşil-Beyaz atkı takmış taraftarları belki de Barış Manço Vapuru'yla Kadıköy'e geçecek.
Hayat işte...Bu yazı nasıl bağlanır bilmiyorum ki. Ama canım Queen'den "Show must go on" dinlemek istedi...

1 comments:

Adsız dedi ki...

Hiç bir şey anlamadım ya. Bir yerde koptum artık :)