25 Haziran 2009 Perşembe

Belo horizante

1950 Dünya Kupası Brezilya'da. İngiltere o dönemin de güçlü ekiplerinden rakibi zayıf Amerika. Belo Horizante'de dünyaca ünlü Maracana Stadı'nda karşı karşıya geliyorlar. Herkes Adalılar'ın en az 5 farkla maçı kazanacağına dair bahisler oynuyor. Zaten maç da öyle bir başlıyor ki. İngiltere santrayla beraber, Amerika kalesine yükleniyor. Amerika'nın kalecisi eski bir beyzbol oyuncusundan devşirme olan Frank Borghi. Fakat o gün öyle bir maç çıkarıyorki İngilizler'in ünlü santraforları Wilf Mannion, Stan Mortensen adeta deliye dönüyor. Çünkü nereye vururlarsa vursunlar Borghi bir sihir yaratıp kurtarıyor. 37. dakikada ise mucize gol geliyor. Walf Bahr'ın ortasını önce Hughes ıskalıyor, dönemin meşhur savunmacıları Alf Remsey ve kaptan Billy Wright rahat top onlara doğru süzülüyor ama o da ne. Amerika'nın Haiti asıllı forveti Joe Gaetjens uçarak kafayı vuruyor ve ABD 1-0 önde. Maracana Stadı'nda maçı takip edenler gözlerini ovuşturuyor. Olacak iş değil çünkü. Dakika 37 ve Amerika, İngiltere karşısında 1-0 önde. Mucizeler ikinci yarıda da devam ediyor ve Amerika, İngiltere'yi 1-0 mağlup ediyor. İngiliz muhabirler, ülkelerine haberi İngiltere: 0 - Amerika: 1 şeklinde geçiyor. Fakat İngiliz gazeteciler bu skora inanmıyor. Öyle ki bazı gazeteler hata olduğunu düşünüp ertesi gün İngiltere: 10 - Amerika: 1 başlıklarıyla çıkıyor.
Dünkü Amerika-İspanya maçını izlerken aklıma bu 50 yılından kalma hikaye geldi. Sam Amca'nın çocuklarının periyodik dönemlerde dünyanın çivisini yerinden oynatma durumları var. Bu Amerika, bu İspanya'yı nasıl yendi hala çözemiyorum. Hem de gazozuna maç da değil. İspanya'nın önünde final hedefi var, İspanya'nın önünde beraberlikte bile 36 maçla egale ettiği rekoru Brezilya'dan alıp kırma hedefi var. Ama 90 dakika sonunda skor tıpkı 50 yıl önceki gibi şaşırtıcı: İspanya: 0 - Amerika: 2. Ve tabi teknoloji eskisi gibi olmadığı için herkes bugün Amerika'nın büyük zaferini biliyor.

0 comments: