13 Haziran 2009 Cumartesi

Herkese Hello :)

Selam;
İşte geldim, burdayım...
Bülbülü altın kafese kapatmışlar "Vatanım" demiş, biz de öyle yaparak yalnız ama güzel ülkemize döndük. Değerini bir kez daha anlayarak.8 gün Londra'yı gezmeye yetti mi? Hayır... Ama yinede elimizden geldiği kadarıyla tüm şehrin altını üstüne getirdik.

Dil öğrenmek için 2 yıl önce İngiltere'nin yolunu tutan Sevgili Kevser bize hem süper bir evsahipliği hem de tercümanlık yaptı, hakkı ödenmez. Sayesinde son derece keyifli, eğlenceli ve öğretici bir tatil oldu. Londra'ya gitmeden önce daha önce buraları gören arkadaşlardan tavsiyeler almıştık. Hepsini zamanımız elverdiği müddetçe yerine getirmeye çalıştık.

Bir çok fotoğraf çektim blogumuzun değerli ziyaretçileriyle paylaşmak için.
Özellikle hiç Londra'ya gitmeyen ama bir gün yolu düşsün isteyenler için buradan ayrıntılı bir liste yapmak istiyorum.Şimdilik üstten geçiyorum ama hergün bir yeri önem sırasına göre anlatacağım. İstemeyen okumaz ama bir gün oralara yolu düşecekler için iyi bir rehber olacağını tahmin ediyorum.
Gidersem ne yaparım nasıl anlarışım diye korkmayın...
4 kelime yeterli. Sorry, Yes, No ve Thank You ile koca 8 gün geçti. Zaten etraf Türk'ten geçilmiyor. Tube veya Undergraund diye adlandırdıkları bizim Metro'nun bin kat karmaşık ağı yerin altında sizi gitmek istediğiniz yer yere bir şekilde çıkarıyor. Okuma yazmanız varsa, okları takip etmeniz yeterli. Yalnız gelmemize 2 gün kala Tube'de greve gidilmesi tam anlamıyla felaketti. İngiliz trafiği bizimkine rahmet okuttu. Bu arada metrodaki sarı çizgiden bir adım önce tırtıklı bir çizgi dikkatimi çekti körler içinmiş. Ayrıca McDonalds'ın tuvaletlerinde de bay ve bayan yazısı körler için kabartma yazıyla yazılmış. Bunlar ülkemde de görmek istediğim detaylar.

Natural History Museum, Victoria and Albert Museum, Hyde Park, Buckingham Palace, Trafalgar Square, Palace of Westminster, Westminster Abbey, London Eye, British Museum, Bath, Stonehenge, Greenwich, Notting Hill, Porto Bello, Windsor gezildi görüldü. Arsenal ve Chelsea'nin statları es geçilmedi. Hatta 4 kelimelik İngilizce ile Billy Elliot müzikaline bile gidildi.
Diana'lı kare Harrods mağazasından. Dodi El Fayt'ın babası Muhammed El Fayt sahibi olduğu ultra lüks mağazanın içine böyle bir bölüm yapmış. Oğlu ve gelin adayını hala yaşatıyor. İngilizler bu durumdan çok haz etmiyor ama mağazadaki lüksle ilgili detaylar daha sonra.
Biz Haringey'de kaldık... Woodgreen'e yakın bir yer. Türkler'in sayısının bir hayla fazla olduğu yer. Bu arada hayatımdaki en güzel mercimek çorbasını Yayla Restaurant'ta içtiğimi de belirtmek isterim. Tabağı 4 paund ama olsun bir tas çorbaya 10 TL veriyorsunuz ama yanında başka birşey yemenize gerek yok.Londra dünyanın dört bir yanından insanların buluşma noktası gibi. Hayatımda bu kadar Çinli, Hintli, Zenci'yi bir arada görmemiştim. Ülke elden gidiyor, laiklik diye bağıranlar Londra'yı hiç görmemiş olamazlar herhalde. Hintli polisler kendi yerel kıyafetleriyle boy gösteriyor sokaklarda. Museviler ha keza öyle. 6 yaşındaki anaokulu öğrencilerine ne demeli. Sih kızlar o tepesi topuzlu örtülerden örtmüş, Arap kızlar başörtülü, başlarında türbanlı öğretmen bile gördüm. Daha ne olsun.
İngiltere'de kimse yere tükürmez, yağmur yağar etrafa su toplanmaz, arabalar kimseye korna çalmaz, kimse kırmızıda geçemez tarzı söylemlerin ne kadar da yalan olduğunu da gözlerimle görmüş bulunuyorum. İnsanın ayısı her yerde ayı.Bu arada zenci bir görevli sayesinde trene beleş bile bindik. Kevser; "O kadar burda yaşıyorum valla böyle bir şeye ilk kez tanık oluyorum" dedi. Eee çaresizliğin verdiği Küçük Emrah bakışı her yerde işe yarıyor :) Veee insanın iyisi her yerde insan.
Neyse şimdi biraz haberlere dönmek zorundayım. İstemeye istemeye de olsa. Mehmet Topuz savaşı yaşanmış ki vay vay. Aziz Başkan olayı noktayı koymuş ama ne diyelim Büyük Başkan :)Tüm fotoğraflar ve tüm detaylar gün be gün sizlerle olacak. Umarım yolu bir gün Londra'ya düşecek herkes için iyi bir rehber olur.

4 comments:

Gaizka Mendieta dedi ki...

kimse yazmamış birşey bari ben hoşgeldin diyeyim efsane yazar Yasemin ablaya :)

Yasemin Yıldırım dedi ki...

teşekkürler Gaizka Mendieta berhudar ol... Valla ne giderken arkamdan güle güle diyen olmuş ne de geldiğime sevinen. Beni mutlu ettin sağol :) Efsane değil kestaneymişim anladım :(

Adsız dedi ki...

KRALİÇE ELİZABEHT İN YAŞLI OLARAK ELİNİ ÖPMEK GEREKİYORMU:)))))

Yasemin Yıldırım dedi ki...

süpersin adsız.. bizi çaya davet etti ama gitmedik. Saray bizi bozar diye :) Ne iğrenç çaydır o öyle ya. Gözünü sevdiğimin demleme çayının 100 km. yanıdan geçmiyor. Salla Early Grey'i iç. Bi de içine süt filan koyuyorlar iğrenç.