24 Ağustos 2009 Pazartesi

Aynı kadeh aynı MEY

Berlin'deki Dünya Atletizm Şampiyonası bitti. Aslında biz Türkler için çok da anlamı olan bir spor dalı değil atletizm. Atletizme spor dalı demek ne kadar doğru orası da tartışma konusu. Başlı başına sporun kendisi aslında. 9 atletle gittiğim şampiyonanın son gününde Karin Melis Mey bronz aldı. Tek madalyamız bu. Kendisi de şaşırdı zaten "Benim için de sürpriz oldu" dedi.
Gerçekten bu kadar yeteneksiz bir ırk mıyız bilemiyorum. Güreşi beceriyoruz. Sanırım yapımıza uyuyor. Sonuçta hepimiz "Bugün cuma enseni kapa" diye şaplak yiyen insanlarız. Öyle boynunu sık, kolunu ters çevire uygun güreş sporunu becebiliyoruz. Yüzlerce kilonun altına girilen halterde başarılıyız ama gel gelelim bi cirit atma, yüksek atlama vesaire bunlarda fısss'ız.
Süreyya vardı vakti zamanında. O bitti. Elvan da onun yolunda.
Allah'tan Güney Afrika asıllı Mey gibi sporcular çıkıyor da tam rezil olmaktan kurtuluyoruz. Koskoca Türkiye, Dünya Atletizm Şampiyonası'ndan tek madalya ile dönüyor. O madalyayı da kazanan bile şaşırıyor "Ben nasıl aldım" diye. Federasyonlar ve Spor Bakanları'nın becerebildikleri tek spor kanepeyi kürdandan ayırmak.

0 comments: