31 Ocak 2009 Cumartesi

Berhudar ol evladım

F.Bahçe'nin genç yıldızı Abdülkadir 18. yaşına girmiş. Samandıra'da pastalı bir kutlama yapılmış. Abdülkadir hocasının elini öpmüş. O el öpülmez mi, şöyle bir matematik yapıyoruz; Aragones 52 yaşındayken Abdülkadir yeni doğmuş. Vayyy be.

Balkabağı

Fotoğraf Alman moda haftasından. Saat 12'yi geçmiş ve manken kız balkabağına dönüşmüş gibi.

İmza şov

İngiltere Milli Takımı Teknik Direktörü Capello hafta içi bir tv programında dansçı kızın şovuyla coşmuştu. Bugün de Aston Villa ile Wigan arasında oynanan ve 0-0 biten maçı izledi. Görüldüğü gibi Aston Villa taraftarları İtalyan hoca'dan imza almak için kuyruğa girmiş. Fatih Terim de bütün maçlara gidiyor ama hiç şöyle bir fotoğrafı yok. Neden acaba?

Tabi Bülo tabi


''Ancak hakemimiz 15 tane faul yapan Cangele'ye sarı kart göstermezken, oyuna girer girmez topu çalmak isterken faul yapan Balili'ye sarı kart gösterdi. Bu ne lahana bu ne turşu. Hadi bundan vazgeçtim, adamın ayağını kıracak şekilde tabanla giren futbolcuya, kardeşim koşarken göster kırmızı kartını. Niye benim futbolcum, 3 dakika sonra sana 'Sarı kart göstermeyecek misin?' diyor. Sen bunları çözebileceksin, o avantajı çözebileceksin, sen bunları okuyacaksın ki belki UEFA'da final yönetirsin. Şiş yansın kebap yanmasın, Adana kebabı yandı. Adanalılar futbol izleyemedi. Böyle şey mi olur?"

2 gün önce Wenger'in hocalığını tartışan Sivasspor'un yüce teknik direktörü Bülo'nun Kayseri maçı sonrası şaheser açıklamaları. Birileri kendini feci halde Mourinho sanıyo.
Devam Bülo, sahne senin...

İşte o fotoğraflar


Üsteki fotoğraftan anlıyoruz ki okul takımının forma renkleri siyah-beyaz... Eeee o dönemde her çocuğun her istediği alınmadığı elindekiyle idare ettiği için de Yusuf okul formasını sokak maçlarında da giyinmiş. Bana kalırsa Yusuf'un yanındaki siyah-beyaz parçalı tişörtlü çocuk daha çok Beşiktaşlı. Ben Beşiktaşlıyım diyip sonra da bunu ispat etme çabasına girmek zaten baştan yanlış ya neyse...

Panenka'nın piç olduğu an



Özellikle ön ve arka çekimler hayli komik.

Adriano in love

30 Ocak 2009 Cuma

Süper Lig tahminleri


Kayserispor-Sivasspor: X
Ligin en az gol yiyen iki takımının mücadelesinde Kayseri ev sahibi gözükse de maçlarını Adana'da oynadığı için avantajlı değil. Euro 2004'ü kazanan Yunanistan gibi anti futbol oynayan Sivasspor karşısında işleri kolay değil. Pozisyonsuz ve az gollü veya golsüz geçmesini beklediğim maçtan bence beraberlik çıkacak.
Kocaelispor-G.Birliği: 1
İki ekip de geçen haftayı farklı galibiyetlerle kapadı. Ev sahibi olmasının yanı sıra kılçıklarından ayıklanmış bir görünüm veren Körfez bana göre bu hafta da kazanacak.
Ankaraspor-Trabzonspor: X
Kocaman'ın yönetimindeki Ankaraspor, G.Saray'dan sonra belki de ligin en iyi paslaşan takımı. Ne hücumda ne de savunmada panik halindeler. Herkes ayağa oynuyor, tek top yapıyor. Trabzonspor geçen hafta Kadıköy'de dünyaları kaçırdı. Benzer pozisyonlara koşan, basan Ankaraspor karşısında giremeyeceklerdir. Bu maç berabere biter.
Denizlispor-G.Saray: 2
Denizli hafta arasında ilginç bir karar alarak Abraham ve Kratochvil'i yolladı. Bana göre bu hareketle zaten çok güçlü olmayan kadrolarını ayakta tutan belkemiklerini kırdılar. G.Saray'da Lincoln'ün yine olmaması dezavantaj. Antep, Ankara gibi bir deplasman olsa G.Saray mümkün değil puan alamazdı ama Denizli'yi geçer.
Eskişehir-İstanbul BŞB.: 1
Süper Lig'in iki dengesiz takımı karşı karşıya geliyor. Belediye geçen sene olduğu gibi futbol oynamıyor. Eskişehir de bir hafta döktürüyor ertesi hafta dökülüyor. Ev sahibi olma avantajıyla Es Es haftayı 3 puanla tamamlar.
A.Gücü-Konya: 1
Konya'nın deplasmanda 3 galibiyeti var, A.Gücü ise evinde kazanamayan tek takım. Bunda ilk yarı boyunca başta yönetim olmak üzere ara sırada takımı protesto eden taraftarın etkisi var. Ancak durum bu kez değişik. Konyaspor'un Ankaraspor'a farklı yenildiği maçı seyrettim. Adeta ağır sıklet boksöründen dayak yiyen tüy sıklet gibiydi. Sihirli değnek değmediyse A.Gücü ilk iç saha galibiyetini koparır.
Bursaspor-Hacettepe: 1
Bursaspor için kolay hafta. Timsahlar güle oynaya kazanır. Erdoğan Arıca, Hacettepe'nin başına geldiğinde yanlış hatırlamıyorsam takımın 8 puanı vardı. Hocalığını hiç beğenmediğim Arıca beni hiç şaşırtmadı. Hacettepe'yi bundan sonra tutana aşkolsun. Eli ayağı prangalı denizin dibine gidiyor.
F.Bahçe-G.Antep: 1
Haftanın güzel maçlarından birini izleyebiliriz. Ligin keyif veren takımlarından Tabatalı Antep, Kadıköy'de Fener'e konuk olacak. İçimden bir ses Güiza'nın bu maçta patlama yapacağını söylüyor.
Beşiktaş-Antalya: 1
Kupada 3 gün önce Antalya'yı deplasmanda rahat geçen Kartal, İnönü'de yine kazanır. Şifo geldiğinden beri Antalyaspor'da kıpırdama görülüyor ama asla büyük takımlardan puan alacak bir izlenim vermiyorlar. Bunda biraz da Şifo'nun taktikleri var. Çünkü Jarabinsky takımın başındayken Beşiktaş'a karşı Antalya 2-0 öne geçmiş son 15 dakikada yediği gollerle maçı kaybetmişti. Sami Yen'de de Antalya karşı karşıya 3 pozisyon kaçırdığı maçta G.Saray'la 1-1 berabere kalmıştı. Beşiktaş da 3 puanı hanesine yazdırır.

Not: Haftanın maçı olarak Kayserispor-Sivasspor mücadelesini gördüğüm için mantı resmini seçtim. Bu yeni köşe de nerden çıktı demeyin. Takipçiler biliyordur ben tahmin yaptım mı illaki madara olurum. Feleğin tekerine çomak sokana kadar devam. "Yıkıla yıkıla büyüse insan" demiş İbo. Ayrıca kimse bu tahminlere bakıp iddaa oynamasın, kulaklarım çınlamasın.

Soccer tattoos

10 üzerinden 2
6/10

8/10


Buna yorum yapmayayım :)

10/10


10/10
10/10
10/10

Futbol daima

Gazze'den bir kare...

Ben'den

KARAVANA... Biraz önce iş görüşmesinden geldim. Çok umutlu veya heyecanlı gitmemiştim gerçi ama olsa iyi olurdu. Siyasi metin yazarlığı işiymiş. Yazı işlerinde çalışmış birini arıyorlarmış benim ömr-ü hayatım (5 sene) Spor Servisi'nde geçtiği için işlerine yaramayacağım gayet kibar bir dille söylendi. Bu arada görüşme yaptığım kadınla başka bir ortamda karşılaşmayı dilerdim. Elbisesi, konuşması falan falan her yönüyle mükemmeldi ama... Dünya küçük, bir yerde karşılaşsak o bana artık "Daha dün bana iş görüşmesine gelmişti bu zibidi" gözüyle bakacak.

DÖNÜCEM...

29 Ocak 2009 Perşembe

Which is which?


"Viva Da Silva, Viva Da Silva
When they're on the pitch
We don't know which is which
Viva da Silva!"
Manchester United taraftarının Brezilyalı genç ikizlere (Fabio ve Rafael) yaptığı beste...

Diğer-Bazı

Fenerbahçe'nin resmi sitesinden bir açılış haberi. Diğer spor kulübü ve bazı oyuncular ifadelerinden kasıt G.Saray, Arda Turan ve Sabri Sarıoğlu. Aziz Yıldırım gölgesiyle kavga etmeye devam ediyor.
Amigo Sefa, Genç Fenerbahçeliler, Karagümrük, Lokman vesaire vesaire...

2011 CL finali Wembley'de


Türk futbol tarihinde kötü anıların stadı olsa da Wembley başkadır. Hani her takım kendi stadına mabed der ya, Wembley tüm futbolun mabedidir.
UEFA, eski haline hasta olduğum yeni halini ise pek beğenmediğim Wembley'de 2011 yılının Şampiyonlar Ligi finalinin oynanacağını açıkladı. UEFA Kupası finali ise Bükreş National Stadı'nda oynanacak.
2012'nin adresleri ise Şampiyonlar Ligi'nde Allianz Arena, UEFA Kupası'nda Lansdowne Road oldu.
2011'de bir İngiliz takımı mutlaka finalde olmak isteyecektir. Chelsea ve Arsenal'in işi zor da Manchester gelebilir.

Ibra'dan Balotelli'ye


"Büyük futbolcu olmak istiyorsan, daha çok çalış, daha az konuş, daha çok dinle"

Kobe'nin Barça aşkı


NBA'de Lakers formasıyla harikalar yaratan Kobe Bryant'ın Barcelona aşkı bir başka. Çekmiş formasını üzerine vermiş pozunu. 1.98'lik yıldız'ın kafa topu için eğilmiş pozunu çok beğendim.

Bana bunlarla gelmeyin


Başlık Fatih Terim'den. İmparator'un Türk edebiyatına kattığı önemli bir klişe haline geldi artık bu söz. Ben de bu sözü son günlerde G.Saray tribünlerini ırkçılıkla, anti semitizmle suçlamaya çalışan akl-ı evvellere söylemek istiyorum. Bu konuda vicdanımda en ufak bir rahatsızlık yok çünkü oradaydım.
Bakıyorum daha düne kadar Gazze için ağlayanlar bugün G.Saray düşmanlığı yapacağım diye Balilici olmuşlar. En çok buna şaşıyorum. Sahada Balili'nin yaptıklarına at gözlükleriyle bakan varsa lütfen fazla zahmet edip yazının bundan sonrasını okumasın.
Balili golü attıktan sonra G.Saray Eski Açığı'nın önünde 10 saniye saçma bir dans yaptı ardından kendi tribünlerine gitti. Hakem bu sırada sarı kartını hazırlamıştı. Daha sonra tüm Sivas oyuncuları kendi alanlarına döndü. Dönmeyen tek isim Balili'ydi. Hakemden kartı gördükten sonra orta sahaya giderken o salak saçma dansını bir kez daha yaptı. Bunun adı tamamen tahriktir. O saçma salak dansla da kalmadı ardından Adnan Polat'a dönüp saat işareti yaptı.
Sen deplasmanda bu kadar tahrik edersen bu kadar da küfür yersin. Ben de her zamanki yerim Kapalı'dan TÜM bu tezahüratlara büyük bir şevkle katıldım.
Ancak Balili'ye küfür ederken aklıma bir saniye bile olsun ırkçılık yapıyorum veya anti semitist bir tutum sergiliyorum diye gelmedi. Sadece Ali Sami Yen'in ortasında palyaçoluk yapan bir zibidiye olan kinimi(zi) kusuyordum(k).
Kısaca kimse öküz altında buzağı aramasın, yemezler. Hee "Ya G.Saray ırkçılık yüzünden ceza alırsa" diyeceksiniz. Bu kulaklar Revivo, Fener'de oynarken de ne tezahüratlar duydu. 6 sene önce aynı tezahüratlar ırkçılık değildi de G.Saray tribünleri yapınca mı oldu?
İşin bir de Bülent Uygun boyutu var da ona hiç girmeyeyim. Sivas 2 senedir yakaladığı başarıyla biraz havalanmış. Dikkat buyurun havaya girmiş demiyorum havalanmış diyorum. Ama biz çok biliyoruz 2 şarkıyla meşhur olup tuvalette altın vuruşla ölmüş pop yıldızlarını.
O yüzden geçiniz efendim. Bana da bunlarla gelmeyin. Tokum, yemem.
Not: Fotoğraf La Gazzetta dello Sport'dan. Balili bir ara da Arap kökenli oyuncular bana bilerek tekme atıyorlar diye sağda solda çemkiriyordu.

Simpsons=South Park

Pazar anketinde bir ilk yaşandı ve Simpsons-South Park anketinden eşitlik çıktı. Beraberlik iyi veriyordur aslında pazar günü yeni anketle görüşmek üzere.

Portsmouth tribünleri


Alkolün şişede durduğu gibi durmadığı anlar...

Tarihte bugün

1915: İlk zeplinli saldırı Paris üzerinde yapıldı.

1923: Mustafa Kemal Paşa, İzmir'de Latife Hanım'la evlendi.

1988: Dolar 1385 liraya fırladı. Polis Tahtakale'yi bastı ve döviz alışverişini engelledi.

28 Ocak 2009 Çarşamba

Back'in town


ADSL, virüs, modem, kulaklık, cd rom, MSN, CNN alayına GİDER!

Petit'in Yeri - NTV Spor

Pazartesi günü NTV Spor'da Fuat Akdağ ile Mehmet Demirkol'un hazırladığı "Spor Servisi" programında bu blogta okuduğunuz Petit'in "Papağana kırmızı kart" postu haber olmuştu. Ben sabahki programı izleyememiştim ama akşamki tekrarını baştan sona takip ettim. Sağolsun Tolga da telefonuyla kayıt yaptı. Telefondan aktarması bugünü buldu ama teşekkür ediyoruz.
İşte papağan haberiyle NTV Spor ekranlarında arz-ı endam ettiğimiz dakikalar.
İyi seyirler.

video

Dost başa düşman ...

Birilerinin Van der Vaarts'lara "dost başa düşman ayağa bakar" sözünü öğretmesi gerek. (Bizi okurlarsa öğrenirler ama o kadar şanslı olduklarını sanmıyorum :) )
Rafael ile Sylvie, Madrid'de kırmızı halının üstünde poz vermiş. Herşey mükemmel ta ki ayaklarına bakana kadar. Mor kıyafetin altına pembe ayakkabılar hadi neyse de o kahverengi zincirli süet ayakkabılar da neyin nesi. Rafael en iyisi sürekli formayla dolaşsın.

Atacanlar

Bugün biraz futbol dışına çıkıp aile fotoğraflarıyla süsledim blogu. Alttaki kabilenin ardından Atacan ailesi Su bebekli ilk fotoğraflarını basına dağıtılmış. Ufaklık hiç oralı değil. Poz vermeyi sevmeyecek galiba yüzünü nasıl ekşitmiş baksanıza.
Neden bilmiyorum ama bu fotoğrafta aşağıdaki kabilenin sıcaklığını bulamadım.

Pitt aşireti

Tam bir aile saadeti. Anne, baba ve çocuklardan oluşan çekirdek bir aile ama külahtan taşmak üzereler. Bakacak imkanı olduktan sonra çok sayıda çocuğa karşı değilim ama fotoğraf gerçekten insanın gözünü korkutan cinsten. Eller, gövdeler her yer dolmuş. Allah'tan veletler uslu uslu yürüyor. Bunlar evde bir kavgaya tutuşsa vayyy Mr&Mrs. Smith'in haline.
Brad Pitt, karısının 3 metre önünde yürümesi ve yeni filmi için bıraktığı bıyıklarıyla tam bir Osmanlı erkeği edasında.
Gözüme takılan bir diğer ayrıntı da şu... Fotoğraftaki herkes çok janti ama Brad Pitt'in ayakkabılar çamur içinde... Gören uçaktan inmemiş de Amerika'nın varoşlarından çamura bata çıka gelmiş sanır.

27 Ocak 2009 Salı

Capello'yu ateş bastı

Fotoğraflara bakılacak olursa, İngiltere Milli Takımı'nın Teknik Direktörü Fabio Capello maçlarda bile kendini bu kadar kasmamıştır. Katıldığı bir televizyon programında dansçı bayanın şovunu izleyen İtalyan hocanın bakışlarına dikkat.

Nedir kardeşim senden çektiğim !

Tarih 24 Ocak 2009 Cumartesi.
Yer Sivas 4 Eylül Stadı.
Sivasspor: 2 - Galatasaray: 0

Tarih: 27 Ocak 2009 Salı
Yer İstanbul Ali Sami Yen Stadı.
Galatasaray: 1 - Sivasspor: 1

Ben'den

NERDEYİM
* Yasemin Abla yazmış bir süredir piyasada yokum çünkü bilgisayarım bozuldu. Yarın tamirden almayı düşünüyorum.

INTERNET
* Şu anda gazeteye geldim. Malum bugün G.Saray-Virtus Bologna basket ve G.Saray-Sivas futbol maçları var. Birkaç gündür internet yoktu hayatımda. Özledim mi? Valla da hayır billa da hayır. Ben internetle hatta her türlü teknolojiyle biraz geç tanışanlardanım. Cep telefonunu geç aldım ilk mailimi 2003 yılında attım. Yüksek ihtimal I-Phone denen alete 10 yıl sonra falan sahip olurum. Doğa, toprak, mangal, muhabbet vs. seven yapım beni günümüz teknolojisinin esaretinden uzak tutuyor herhalde. Bir de itirafta bulunayım. Internette MSN, facebook durumları hayatım da olmasa da olur ama BLOG başka. Hayatımda bana keyif veren bir şey bu blogu yazmak.

İŞSİZLİK-KİLO TEOREMİ
* Malum bir süredir işsizim (3 ayı geçti). Bu sürede 3-4 kilo aldım. Düşünüyorum düşünüyorum, "Ulan insan nasıl işsizken kilo alır?" diyorum kendi kendime. Spor da yapıyorum çünkü hafifinden, sonunda cevabını buldum. Üstüme bir baktım; 3 aydır üzerimde hep aynı eşofman var. Malum işteyken pantolon giydiğimiz için sürekli bele baskı uyguluyor. Eşofman da böyle bir baskı olmadığı için ver Allah ver.

HAYALLERİM
* Bodrum'da iş bulmak ve oraya yerleşmek istiyorum. Çok param olursa G.Saray maçlarına haftasonları akarım olmazsa yüreğime taş basar bir kahve köşesinde Digitürk'e takılırım artık.

NOT
* Bilgisayar düzelir düzelmez düzenli haber girişlerine devam edeceğim bloga.
Şimdilik eyvallah.

26 Ocak 2009 Pazartesi

Çek elini ordan

NTVSpor, günbatımı ve mutluluk

Kış günü bahar havası yaşamanın dengesizliği midir, yoksa yoğun iş temposu ve belirsizliğin endişesi midir bilinmez kendimi iyi hissetmiyorum. Ama en mutsuz anlarda bile mutlu olmak için bir neden çıkıyor insanın karşısına.

Her sabah birinde NTV Spor diğerinde Lig TV açık olan iki televizyon pazartesi sendromundan mıdır bilinmez açılmamış. Maçlarla bir hayli yoğun geçen hafta sonunun ardından kimsenin eli televizyonu açmaya gitmemiş. Kimin gol atıp, kimlerin kart gördüğünü kırmızı kaplı defterime işleyip bir yandan da memnuniyetsizliğimi dile getirirken telefon çaldı:
"Abla NTVSpor'u izliyor musun?!
- Aaaaa kapalı ne var.
"Bizden bahsediyor, papağana kırmızı kart haberimizi veriyor."
- Çabuk biri NTV Spor'u açsın.
"Mehmet Demirkol yorum yaptı. Fuat Akdağ Petitin Yeri diye söyledi.
- Aaaaa kaçmış. Tekrarı var mı bu programın.
İşte bu haber, üzerimdeki tüm kara bulutları dağıttı. İzleyemesem de birilerinin yaptığımız işi takip etmesi güzel. NTV Spor'a koca bir teşekkür, pazartesi huysuzluğumu üzerimden aldığı için.

Veee yukarıdaki fotoğraf.. Filipinler'de çekilmiş. Güneş parlak yüzünü karanlığa bırakırken bulutlarla dans ediyor. Kendimi bir deniz kenarında hissettim. Ayaklarım suya değiyor ve güneşle bir sonraki sabah buluşmak üzere vedalaşıyoruz. Beni hayal alemine götürüp mutlu ettiği için fotoğrafı çeken AP muhabirinin ellerine sağlık. Ama keşke şu güzelliği koca bir tankerin gri gövdesi gölgelememiş olsaydı.

Hayat güzel be... Tüm sıkıntısına ve kasvetine rağmen.

25 Ocak 2009 Pazar

Simpsons, South Park'a karşı


Petit'in bilgisayarı bozulmuş yine pazar anketi bana düştü. Vee yine hazırlıksın yakalandım. Petit'in kafasındaki soru farklıydı ama ben tercihimi çizgi film dünyasından seçtim. Buyrun bakalım eğlencelik pazar anketine.

24 Ocak 2009 Cumartesi

Herşey seninle başlar


Yasemin Yıldırım

Kişisel kurtuluş savaşımı başlatıyorum.
"Her şey benimle başlıyormuş" okudum, öğrendim.
Tutmayın beni bir yumrukta koca dünyayı yerle bir edeceğim.
Öğrenilmiş başarısızlık, öğrenilmiş çaresizlik hepsini unutuyorum.
Kafamın üzerindeki cam fanusu çarpa çarpa yıkacağım. Ya kafam kırılacak ya da o.
Ne diyor kitap; deneyen kaybedebilir ama denemeyen zaten kaybetmiştir. Bir de şu var; kaybeden doğulmaz, kaybeden olunur... Slogan gibi değil mi?
Kitaptan en çok şu öyküyü beğendim:
"Yaşlı adam hapisteki oğluna mektup yazar;
- Ah oğul patates ekme zamanı geldi ama tarlayı sürecek gücüm yok. Keşke burada olsaydın.
Çocuk hapistedir ve babasına yardım edemediği için çok üzülür. Oturur hemen babasına bir mektup yazar.
- Baba sakın tarlayı sürdürmeye kalkma, cesetlerin hepsini oraya gömdüm.
Ertesi gün asker, polis herkes tarlanın altından girip üstünden çıkar. Toprak bir güzel sürülür, havalanır. Çocuk babasına yeniden bir mektup yazar.
- Baba kusuruma bakma buradan yapabileceğim en iyi şey buydu."
Neymiş her şartta ve durumda bir çıkış yolu varmış.
Bunları kitaptan okuması güzel de gerçek hayatta uygulaması çok zor be. İnsanda ne moral, ne güç ne de istek bırakıyorlar. Ama yılmak yok.

Papağana kırmızı kart :)


Son günlerde okuduğum en matrak haber.
Olay Hatfield Town-Hertford Heath karşılaşmasında geçiyor.
Tribünde bir de ilginç seyirci vardır: Papağan Me-Tu.
Fakat uslu durmayan Senegal uyruklu papağan Me-Tu maçın orta hakemi Gary Bailey'i çıldırdır.
Çünkü Bailey her düdük çaldığında Me-Tu da onu taklit ediyor ve düdük sesini taklit ediyor. Maç içinde bunu tekrarlayan Me-Tu yüzünden oyun birkaç kez durur.
Bailey tribünlerdeki papağanı göstererek "Düdükleri ben değil o çalıyor" diyerek oyunun devam etmesini ister.
Fakat Me-Tu düdük taklitiyle maçı durdurmaya devam ettikçe Bailey daha fazla dayanamaz ve sahibi Irene Kerrigan'dan papağını stat dışına çıkmasını ister.
Me-Tu'yu sahadan atan hakem taraftarlardan yoğun protesto görür.

Karan


Valla dudak okumayı pek bilmem. Bizim uA forumunda Karan'ın yan hakeme "ÇOK AYIP" dediği söyleniyor başka forumlarda Fenerli, Beşiktaşlılar "G.T OĞLANI" diye küfrettiğini yazıyorlar. LİGTV'nin sitesinde pozisyon var. Varsa dudak okumayı harbiden bilen bizi de aydınlatsın.

Unutulmaz

Kadıköy'e bayrak dikerim

Fanatik'ten Zafer Büyükavcı, Skibbe'yle harika bir röportaj yapmış. Alman hocanın bazı cümleleri beni şaşırttı çünkü Ankaraspor ile oynanan kupa maçının ardından "Lig üçüncüsünden deplasmanda 1 puan aldığımız için sevinçliyiz" diyen Skibbe gitmiş yerine (sonunda nerede olduğunun farkına varmış) şahin gibi bir Skibbe gelmiş.

* UEFA Kupası'nı alırsak sürprizlerim olabilir. Mesela, Souness’dan o efsane bayrağı isteyebilirim! Hatta o bayrağı stadın tam ortasına dikebilirim. Ancak şundan da eminim; eğer Kadıköy’de şampiyon olursak, Başkan Adnan Polat, Haldun Üstünel ve Adnan Sezgin benden önce orta sahaya varabilir!

* Emin olun abartmıyorum; Galatasaray gününde olsun, sahaya ideal kadrosuyla çıksın, Avrupa’da bile yenemeyeceği bir takım yok.

* Biz, pozitif ve açık futbol oynayan rakipler karşısında zorlanmıyoruz. Yani Bordeaux bizim için iyi rakip. Daha önce böyle takımlar karşısında ne yapabileceğimizi gösterdik. Berlin ve Benfica açık oynadı, dağıldı. Bu nedenle Bordeaux karşısında başarılı olacağımızı düşünüyorum. Tek bir tehlike var. O da Gourcuff. İnanılmaz bir golcü. Dikkatli olmalıyız. Bir tur sonra ise Hamburg değil de NEC Nijmegen çıkarsa karşımıza şahane olur.

* Evet, Lincoln ile aramız iyi. Bunun nedenini kimse bilmiyor. Anlatayım. Dede, Lincoln’ün kardeşi gibi. Onun Dortmund’a gelmesini ben sağladım. Ben, Dede’nin kariyerine katkı yaptığım için, Lincoln ile ilişkimiz süper gelişti. Ona şevkatle yaklaşmak lazım. Çoğu zaman yönetimden çekiniyor, kendisini anlamayacaklarını düşünüyor. Ama onunla konuşursan, iyi niyetli bir insan olduğunun farkına varıyorsun.

* Kiessling süper futbolcu, ama bonservisi 15 milyon Euro... O halde kalsın! Süper bir takım yaratmak istiyorsanız, süper bütçeniz olmalı. Süper isimler almak istiyorsunuz ve elinizde sadece kağıt mendil var! Olur mu sizce.

* Sadece 5 bin kişi vardı. Bu Galatasaray gibi büyük bir camia için utanç verici. Yetkililer şunu yapamaz mı; gidin okullara, biletleri 1 liradan verin. O çocuklar gelsin; Arda’yı, Kewell’ı, Baros’u izlesin. Kötü mü olur?

* Hakan Şükür kalsaydı da çok şey değişmezdi. Çünkü benim bu konudaki düşüncem çok net:?Milan varsa Milan oynar... Şu an onu kimse kesemez.

* G.Saray dışında Türkiye'deki en iyi oyuncu Trabzonsporlu Selçuk İnan... Müthiş bir futbolcu, ama bundan çok daha iyi olabilir. Holosko’yu da inanılmaz beğeniyorum.

Tarihte bugün

1946: CHP Sanat Ödülü'nü 35 yaş şiiriyle Cahit Sıtkı Tarancı kazandı.

1959: Yassıada duruşmalarında Başsavcı Altay Ömer Egesel ilk defa Adnan Menderes'in idamını istedi.

1972: Mahir Çayan'a dedesinden kalan mirasa sıkıyönetim mahkemesi tarafından el konuldu.

1993: Gazeteci ve yazar Uğur Mumcu otomobiline yerleştirilen bombanın patlaması sonucu yaşamını yitirdi.

1994: Türkiye'nin ilk haberleşme uydusu TÜRKSAT-1 fırlatıldıktan 12 dakika 12 saniye sonra okyanusa düştü.

2001: Diyarbakır Emniyet Müdürü Gaffar Okkan, 4 koruması ve şoförü, silahlı saldırıda şehit edildi.

23 Ocak 2009 Cuma

Bu herif beni deli ediyo!


Domenech futbol dünyasında hiç sevmediğim bir figür. Mesela Mourinho da bazılarına sevimsiz, ukala gelebilir ama adam karizmatik ve akıllı bu yadsınamaz. Ama bu Domenech'de en ufak bir zeka belirtisi yok. Adamın ne taktiği taktik, ne demeci demeç. Euro 2008'e 9 hücumcu çağırıp Trezeguet'yi davet etmeyen adama "Diplomanı bakkaldan mı aldın birader?" diye sorarlar.
Neyse bu kadar kin kusmak yeter mevzuya gelelim. Domenech'e şu anda dünyanın en iyi 11'ini sormuşlar. Çıkardığı kadroya bakar mısınız? Taktik 4-5-1
Kaleci: Akinfeev
Defans: Ramos-Agger-Chiellini-Heinze
Orta saha: Mascherano-Diarra-Kuyt-Agüerro-Rooney
Forvet: Eto'o
Not: Mevkiiler Domenech'in kendi tercihleridir.

Dükkan açık kalmış

Brad Pitt'in karizmayı çizdirdiği an.

Peter Crouch


"3 yıl önce rüyamda kendimi bir cüce olarak gördüm. O kadar kısaydım ki kimse beni farkedemiyordu. O günlerde boyumla ilgili sürekli espriler yapılıyordu. Herhalde bunlar beni olumsuz yönde etkilemiş. Sabah kalktığımda aynada kendimi tekrar uzun olarak gördüm ve bunun için Tanrı'ya teşekkür ettim"

Harry'den Bent'e

"Temizlikçim bile bu golü atardı"
Tottenham teknik direktörü Harry Redknapp, Portsmouth maçında inanılmaz bir gol kaçıran forveti Darren Bent'e takılıyor.