31 Mayıs 2009 Pazar

30 Mayıs 2009 Cumartesi

Ivanovic mi Sharapova mı?

Hasan'ın isteği üzerine benim de aklımda olan bir anketi bu hafta oylarınıza sunuyoruz. Şu anda Roland Garros'ta yoluna devam eden ve finale çıkmalarını can-ı gönülden istediğimiz Ivanovic ve Sharapova karşı karşıya. Kime vereceğim oyu ya?
Edit: Bazı arkadaşlar Ivanovic'in Sharapova ile eşleştiği şeklinde anlamış. Bu petitinyeri.blogspot.com'un geleneksel pazar anketidir. Sportif bir yönü yoktur.

Şampiyonluk onun kupa onun

Beşiktaş, Ertuğrul Sağlam'ı kovup, Mustafa Denizli'yi getirdiği an şampiyon olacağını eşime dostuma söyledim (Eşim ifadesi mecazidir) burada da yazmıştım.
Ersun Yanal, Aragones, Skibbe-Bülent Korkmaz, Türbülent. Rakiplerine bakınca neden Beşiktaş'ın şampiyon olduğunu anlamak zor değil.
Derwall gibi bir efsanenin yanında yetişti, üstüne bir değil bin koydu. Bu sene Beşiktaş'ın duble yapmasında bir numaralı isim tartışmasız Mustafa Denizlidir.

"Bülent bizi Laila'ya götür"

Maçtan yeni geldim. Türbülent yine G.Saray'a ve taraftarına çemkirdi mi bilmiyorum ama eğer öyleyse neden bu şekilde davrandığımızı haftalar önce yazmıştım zaten.
Trabzon'a kızdım. Şampiyonlar Ligi'ni onlar hakediyordu.
Umarım Bülent Uygun'un takımı ön elemeden çıkamaz.
Başlık Ali Sami Yen Kapalısı'nın Türbülent'e hediyesidir.

Noktayı Alengir koydu... Yeni sezonda görüşmek dileğiyle


İşte Burada geçen hafta tüm övgüleri zaten almıştı... 9'da 8 yaparak 33. haftanın şampiyonu Alengir, kapanışı da zirvede yaptı.
Bu kez 7 doğruyla burada tahmin yapan 27 kişinin içinde en iyisi oldu. (Bu arada katılımın azlığı beni son derece üzdü belirtmek isterim.)
Üst üste 2 birincilik Alengir'in başarısında tesadüfe yer olmadığının da göstergesi :)
Futbolda moda Beşiktaş, renkte siyah-beyaz, petitinyerinde moda Alengir...
Alemin kralı alengir, alengir, alengirrrrrrrrrrrrr.
Yukarıdaki resim ne diyeceksiniz. O da ters köşe olan başta kendim olmak üzere tüm arkadaşlara. Bu sene güvendiğimiz takımlardan golü yedik. Umarım 2009-2010 yılında daha isabetli tahminler yaparız.
Yeni sezonda görüşene dek kendinize iyi bakın :)
İşte son haftanın gurur tablosu; ama bir noktaya değinmem gerek Lord Ricko Joel cuma maçlarını kaçırdığı için cumartesi günü oynanan 7 karşılaşmayla katılmış yarışa. 7'de 6 yaptı. Bu da müthiş bir başarı. Onun için kendisine gönüllerin şampiyonu unvanını verebiliriz herhalde.
7- Alengir
6- Mithra, Arkhe, Walentino, Bahadır, horozmania, Asım Erel, Lord Ricko Joel
5- Petit, aksilaz, Yasemin Yıldırım, emre akduman, umit, FD, Hamza
4- Flex, arob, extensor, Sinan Kolat, Kartal Bafiler, Fırat, Pamukk, feetdeep, turkcell süper lig hiç bitmesin diyen adam, oumar
3- servet, Gökçe

Leonardo Pazartesi Milan'ın başında


Bunu yazan La Gazzetta dello Sport ve Marca. İki önemli gazete ağız birliği etmişcesine aynı haberi, benzer ifarelerle yazmışlar. Berlusconi pazartesi günü Leonardo'yu Milan'ın yeni teknik diröktörü olarak açıklayacak. Yeni moda Guardiolalar yaratmak. Berlusconi de kulübü bildiği için Leonardo'da karar kılmış.
Ancelotti mi onun rotasını artık bilmeyen yok: Chelsea.

Çağdaş Atan da düşüyor

Premier Lig'de Tuncaylı Middlesbrough'un küme düşmesinin ardından Bundesliga'da da Çağdaş'ın formasını giydiği E.Cottbus düştü düşüyor. Nürnberg'e 3-0 yenildiler. Rövanşta bu skorun altından kalkmaları zor.
Fotoğraftaki abi Obama'nın sloganını kazımış ama belli ki Çağdaş ve arkadaşları onun kadar inançlı değiller.

29 Mayıs 2009 Cuma

Ferhat ve Zafer Trabzonspor'da


Geçen sezonun transfer şampiyonuydu Trabzon. Bu sezona da sağlam başladılar. Trabzon'un matematiksel olarak şampiyonluk şansı olsa da hani derler ya "Hamsi kavağa çıkarsa" diye bu saatten sonra biraz o hesap. Bunun iki nedeni var. Birincisi Ersun Yanal'ın bir takımı şampiyon yapacak kalibrede hoca olmaması, iki kadronun yeterince derin olmaması.
Trabzon gelecek sezon için önemli iki adım attı.
Bizim solbek Ferhat'ı kaptılar. Bana göre 50 tane Volkan Yaman edecek genç çocuk Trabzonspor'a hayırlı olsun. 34 maçın 10'un da çatır çatır oynar, diğerlerinde de idare eder. Boyu bek için belki kısa ama en azından Trabzonspor'un ihtiyacı olan bir isimdi. Belki de Cale'yi orta sahaya kaydırabilirler.
Zafer Yelen'i birkaç kez seyrettim. Yetenekli çocuk. Colman'dan eksiği yok, fazlası var. O zaman Colman gönderilip yerine daha kaliteli biri alınabilir. Rostock'un elması diyorlardı ona.

Pool position :)

Evet çoğu lig bitti. Tek senelerde olduğumuz için Avrupa Şampiyonası, Dünya Kupası da yok.
Yasemin Abla "Top denize düştü" başlığıyla Petit bol bol tatil görüntüsü girer demişti. Topçculardan henüz güneye inen göremedim ama F1'de bu sezon şampiyonluğa koşan Jenson Button'un sevgilisi Jessica Michibata'la özel kareleri düştü. Fotoğraflar Portofino'dan yani:

ŞŞŞŞşşşş, ŞŞŞŞşşşşş (Dalga sesi)

I found my love in Portofino
perché nei sogni credo ancor
lo strano gioco del destino
a Portofino m' ha preso il cuor

Nel dolce incanto del mattino
il mare ti ha portato a me
Socchiudo gli occhi a me vicino
a Portofino rivedo te

Ricordo un angolo di cielo
dove ti stavo ad aspettar
ricordo il volto tanto amato
e la tua bocca da bacia

I found my love in Portofino
quei baci più non scorderò
non è più triste il mio cammino
a Portofino I found my lov

Ricordo un angolo di cielo
dove ti stavo ad aspettar
ricordo il volto tanto amato
e la tua bocca da bacia

I found my love in Portofino
quei baci più non scorderò
non è più triste il mio cammino
a Portofino I found my love

Bu ayıp bana yeter; (Konak buluşması)

Geçtiğimiz salı; benim İstanbul'u keşfetme günümdü.
Buluşma noktasının Galata olduğu söylendi, saatler ayarlandı ve iş çıkışı yola düşüldü.
Leyla ile Taksim Metro çıkışında buluştuk ve hayatımın ilklerinden biri gerçekleşti; İstiklal caddesindeki o tarihi tramvaya bindim. Bunu çok insani bir şekilde dile getirdiğimde Leyla'nın şaşkın bakışlarına mazhar oldum;
"Nasıl yani !!! Kaç senedir İstanbul'da yaşıyorsun sen. Kimseye söyleme."
Aman Allah'ım kendimi büyük bir suç işlemiş gibi zannettim. Evet daha önce hiç binme gereği duymadım. Ben onu İstiklal Caddesi'nin orta yerinde salına salına giderken izlemeyi sevdim. O yanımdan geçerken onunla yarışmayı. Ayrıca benden hızlı gitmiyor.
Hazır Leyla şoka girmiş ikinci bombamı da patlattım: "Ben hiç Galata Kulesi'ne de çıkmadım."
"Sen Topkapı Sarayı'na da gitmemişsindir" dedi Leyla.
"Evet gitmedim. Dolmabahçe'ye de, Ayasofya'ya da."
Şimdi ben kısmetse ayın 3'ünde Londra'ya gideceğim ya önce İngiltere'dekileri bir bitireyim dönüşte Leyla ve Filiz benim için İstanbul Kültür Turları düzenleyecek.Hep derim ya insan gözünün önündekileri kolayca es geçiyor. "Nasılsa orada duruyor" diyip erteliyor. Neyse bu utanç bana yeter.
İşte bunları konuşa konuşa Galata'ya kadar geldik. Buluşma yeri; Konak kafe...
Yanlış tarif üzerine arka sokaklarda biraz dolaşsak da mekanı başarıyla bulduk. Eski bir Konak. En üst katına çıktığınız zaman manzara sizi kendine esir ediyor ve tüm yorgunluğunuz da uçur gidiyor. (Galata Kulesi'nin giriş merdivenlerini arkanıza aldığınızda önünüze çıkan dar yoldan aşağıya indiğinizde mekanı daha kolay bulabilirsiniz.)

Sevgili Tuğba, Banu ve Ebru bizden önce gidip en güzel masayı kapmışlardı. Sonra da Reyhan katıldı aramıza. Boğaz Köprüsü'nden, Beyazıt'a kadar olan alan tüm güzelliğiyle gözlerinizin önünde. Manzara muhteşem olunca insanın da iştahı açılıyor doğal olarak. Yemek faslını geçip tatlıya gelindiğinde Mönü'deki herşeyi yemek istediğimizden çareyi ortaya hepsinden birer tane söyleyip paylaşmakta buluyoruz. Tuba ve Ebru'nun tavsiyesiyle üzeri şekerden tel tel olan tatlıdan iki tane söyleniyor. (Adını unuttum çok üzgünüm. Zaten onun da biri tel tel şekerli diğe isi şekerleri erimiş halde geliyor. Fotoğrafta iki halini de görmeniz mümkün. Sol taraftakiler onlar. Diğerleri de milföy pasta ve çilekli turta. Daha ne olsun değil mi ama :) Bu arada masaya yakın uçan martıları da unutmamak gerek.
Manzaranın güzelliği, arka arkasına çekilen fotoğraflar, sürekli bir poz verme hali ve kızların hoş sohbetiyle zaman geçerken; gökteki hilal, ışıklanan şehir bizi iyiden iyiye mest ediyor. Ama her güzel şeyin bir sonu var.
İstanbul karanlık ve tehlikeli yüzünü göstermeden eve gitmek gerek. Bildiğim bir şey var ki; Konak artık buluşma mekanlarından biri olacak. Her sıkıntılı anda ya da mutlulukta güzel manzarasıyla bizi ağırlayacak.
Fotoğraflar için Sevgili Banu'ya teşekkürü bir borç bilirim. Yaşanan güzel buluşmayı makinasıyla ölümsüzleştirdi ve yazımı güzelleştirdi. (Fotoğraflara tıklayınca büyük halini görebilirsiniz.)

28 Mayıs 2009 Perşembe

Sabah BUGÜN TV'deyim

Arkadaşlar bünyemizde artık BUGÜN TV'de yayına başladı. Gazete çalışanları olarak bizler de TV'de boy gösteriyoruz. Her sabah, "Gazete'de Bugün" diye bir program var. Gazetenin yazı işleri ekibi ve her servisten bir temsilci gazetede çıkan haberleri ve gündeme dair konuları 45 dakika süresinde ele alıyor. Yarın sabah ki programda spor servisini ben temsil ediyorum. Ne kadar kaçsam da kurtuluşun olmadığı bir gerçekti. Bundan sonra ara ara oralarda olacağım. Bu kaçınılmaz.
Bugün TV, Digitürk 33. kanaldan yayın yapıyor. Bir de uydudan. İzleme şansı olanlara duyurulur Sabah 11:00 ya da 11:15 gibi başlıyor program. (Görüldüğü gibi daha programın saatini bilmiyorum. Bildiğim tek şey yarın 10:45'te stüdyoda hazır olmam gerektiği).

Süper Lig 34. hafta tahminleri

G.Antep-Eskişehir: 1
Hacettepe-Kocaeli: X
G.Saray-Sivas: 1 - Haftanın maçı
Trabzon-F.Bahçe: 1
G.Birliği-Kayseri: 1
Denizli-Beşiktaş: 2
Antalya-A.Gücü: 1
Konya-Ankara: 1
İstanbul BŞB.-Bursa: 2

Ligin son haftasında da tahminlerinizi bekliyoruz...

Nike-Messi-Adidas




Barcelona kadar gecenin bir başka kazananı da ADIDAS oldu. Barça'nın bu sezon attığı 150 civarı gol sevinçlerinde formanın köşesindeki NIKE ön plana çıkıyordu. Ama sezonun en önemli maçında, dünyanın en iyi topçusu golü attıktan sonra ADIDAS marka kramponunu havaya kaldırıp, öptü. Finalin en önemli anlarından birine böylece NIKE yerine ADIDAS damgasını vurdu.

Very Terribles


İngiliz teknik adam Terry Venebles'ın maç öncesi görüşleri
"Messi dünyanın en iyi oyuncularından biri ama ben Ronaldo'yu tercih ederim. Messi sağ kanatta çok iyi. Ronaldo hem sağ kanatta hem sol kanatta, hem hücumda, hem orta sahada harika. Aynı zamanda kafayla da goller atabiliyor. Messi kafa golü atamıyor, topu kafasına çarptırsalar bile"
Terry Venebles'a İngizler "Very Terribles" lakabı takmışlardı. Bu yorum da lakabı doğrular nitelikte.

Nerede kupa orada Barça



Şampiyonlar Ligi, La Liga, Kral Kupası...

27 Mayıs 2009 Çarşamba

Bizim kızlar turladı


Roland Garros'u takip eden var edemeyen var. Amme hizmeti yapıyoruz haberi verelim. Ana'mız ve Sharapova'mız bugün oynadıkları maçları kazanarak 3. tura yükselmişlerdir. Hayırlı olsun.

Fluminense idmanına baskın



Fluminense kendi evinde önce Corinthians sonra da Santos'a kaybedince taraftarlar çılgına döndü. 30 kadar Fluminense taraftarı idman sahasını bastı. Karelerde Diguinho'nun öfkeli taraftardan tüymeye çalışırken resmi de var. Kulübün güvenlik görevlilerinin havaya ateş açarak taraftarları uzaklaştırdığı söyleniyor, Fluminense yönetimi ise hiçbir personelin silah taşımadığını açıkladı.
Bugün bazı gazetelerde Roberto Carlos'un Fluminense'ye gideceği yazıyordu. Muhtemelen F.Bahçe sitesi yalanlama girecektir. Zaten Türkiye'de el üstünde tutulan Carlos, bu yaştan sonra curcunanın içine girmeyecek kadar tilkidir. (Kötü anlamda kullanmadım)

Kazanan Seferoğulları

Geleneksel Pazar anketinin galibi Seferoğulları olmuştur. Yeşil Vadi de onlarındır.

Ronaldo mu Messi mi?

Şampiyonlar Ligi finali bir Ronaldo ile Messi'nin düellosu gibi gösteriliyor.

Castrol'un futbol profesyonellerinden ve bilim adamlarından oluşan Performans Analiz Ekibi, Şampiyonlar Finali öncesi Cristiano Ronaldo ve Lionel Messi'nin gösterdikleri şaşırtıcı fiziksel performansı incelemiş. İşte ortaya çıkan sonuç;

· Messi, Ronaldo’dan 9 gol fazla attı: Kendi yerel ligleri ve UEFA Şampiyonlar Ligi verilerini göz önünde bulundurunca, bu sezon Messi, Ronaldo’dan 9 gol daha fazla attı.

· Ronaldo, kaleye daha çok şut çekti, Messi attığı şutları gole daha çok çevirdi: Ronaldo daha fazla şut çekti ama Messi’nin şutlarının gol olma oranı Ronaldo’dan yüksek.

· Ronaldo, ceza alanı dışından atılan gollerde, Messi’ye göre daha etkindi: Ceza alanı dışından 8 gol atan Ronaldo, ceza alanı dışından sadece 5 gol kaydeden Messi’ye göre daha etkin bir çizgi izledi.

· Messi, asistlerde Ronaldo’yu 2’ye katladı: Messi, Ronaldo’nun 8 asistine, 16 asistle karşılık verdi.

· Messi top sürmede (dripling), Ronaldo orta yapmada başarılıydı: Messi maç başına ortalama yedi top sürme gerçekleştirirken, Ronaldo ise maç başına 4 top sürme gerçekleştirdi. Ancak Ronaldo maç başına 5 başarılı orta ile Messi’nin 1.7’lik rakamını 3e katladı.

· Messi, deplasmanda Ronaldo’dan daha rahat gol atabiliyor: Messi gollerinin % 61 ini kendi sahası olan Nou Camp dışında atarken, Ronaldo sadece % 23’ünü kendi evi Old Trafford dışında attı.

GÜÇLÜ YÖNLERİ? Ronaldo tam ağırlık antremanı sırasında 20 tondan daha fazla bir ağırlığı kaldırarak, akıl almaz bir fizik üstünlüğü sağlıyor. Bu ağırlık 10 tane Audi 4x4 Q7’e eşdeğer.? Öte yandan Lionel Messi’nin tam havadayken uyguladığı kuvvet 7 adamın ağırlığına eşit ve zıpladığında, bir çitanın zıpladığında yarattığı güçten daha fazla güç yaratıyor.

HIZLANMA VE ÇEVİKLİK? Victor Valdes’in dikkatine: Eğer Ronaldo’ya, onun ünlü serbest vuruşlarından birini kullanma şansı verilirse, Barça kalecisi saniyede 32 metre ile hızlanan bir topla karşılaşacak !. – unutmayın bir Formula 1 yarış arabası saniyede 4.6 metre ile hızlanır. Ronaldo; Silverstone Grand Prix’inde yarışan bir Formula 1 arabasının yönünü değiştirme kabiliyetinden daha fazla değiştirme gücüne sahip Messi’nin bu inanılmaz çevikliğiyle baş edebilmek için yeni bir formül bulmalılar.

HIZ VE DAYANIKLILIK? Tüm yeteneklerini bir kenara bırakın, Ronaldo’nun hızı herkes tarafından çok çok iyi bilinir. Ronaldo bir sezonda, bir olimpik koşucunun bir sezonda attığından 900 kez daha fazla depar atıyor!? Messi ise, kabiliyetinin yanı sıra, sıradan bir mücadelede Barça’nın stadı Nou Camp’dan Real Madrid’in Bernabeu Stadyumu’na kadar olan mesafeyi katetmesini sağlayan şaşırtıcı bir dayanıklılığa sahip.

Akşam izleyeceğiz ve takım oyunu olan futbolda hangi yıldızın takımına daha fazla katkı yapacağını göreceğiz. Bu arad bence kupayı Manchester United alacak.

Top denize düştü !!!

İşte hep bu fotoğrafı beklemiştim...
Maçlar bitiyor tatil sezonu açılıyor.
Karpuz kabuğu denize düştü hesabı, yakında bu blogta Petit'in kaleminden bol denizli ve havuzlu postlar görmeye az kalmıştır.

Houllier G.Saray'ın yeni hocası (Turkspor.net)



Turkspor.net'in haberine göre Houllier gelecek sezon G.Saray'ı çalıştıracak. Bu site biraz enteresan. Her duyduklarını yazıyorlar çoğu gerçekleşmeyince de "Yalancı" damgası yiyorlar. Aslında duyumları doğru ama hani "Tezcanlı" derler ya sabredemiyorlar.
Konuya dönersek bu Houllier haberi de doğru. G.Saray şu anda tüm sitelerde dolaşan Le Guen ve Turkspor.net'te yazan Houllier ile görüşüyor. Le Guen'in şartları biraz ağır. Bu yüzden ŞU AN İÇİN Aslan'ın ilk tercihi Houllier.
İbrenin Houllier'den yana olduğuna dair göstergeler de var.
* Mesela bir süredir Kewell'ın Ada'ya gideceğina dair haberler çıkmıyor. Kewell'ın stilini çok beğenen ve Avustralyalı yıldızı Liverpool'a alan Houllier şimdi benzer karşılığı bizim 19 numaradan görmüş olabilir. Futbolda bu tip hatır gönül işleri vardır.
* Houllier bir Fransız. G.Saray'ın da frankofon dinamiklerine sahip bir camia. Bugüne kadar kulüpte görev yapan Fransızlar hep iz bıraktı. Yani CV temiz. x
* G.Saray, sezon sonunda Lyon'la yollarını ayıracak Juninho ile yakından ilgileniyor. Bu haber yaklaşık 3 haftadır biliniyor. İşte burası biraz muamma. Houllier yıldız oyuncularla genelde iyi anlaşan bir isim. Juninho'yla da çok ciddi problemleri olmadı ama toz pembe bir ilişkileri olduğunu söylemek zor. Juninho poh-poh isteyen bir oyuncu. Bunu Houllier'den daha iyi kimse bilemez.
* Houllier, tıpkı Kewell gibi tam bir Baros tutkunu. Bazı hocaların güvendiği oyuncular vardır, Terim'in Davala'yı Milan'a götürmesi gibi. Houllier de başka kulüplerde olsalar bile Baros hakkında hep olumlu konuştu. Houllier adının piyasaya çıkmasında Baros'un katkısı olduğuna da inanıyorum.
* G.Saray'ın bütçesi şu anda bir hocaya 2.5-3 milyon euro vermeye müsait değil. Daha doğrusu böyle bir para olsa bile hoca yerine futbolcuya harcamak yönetimin tercihi olacaktır. Houllier hem çok para istemeyecek hem de Skibbe ve Bülent Korkmaz gibi pasif bir isim değil. Oyuncular onu sevmese bile mutlaka saygı gösterecektir.

Houllier gelirse muhtemel G.Saray kadrosu şu şekilde olur diye düşünüyorum.
Taktik: 4-1-3-2

KALE: Yabancı kaleci
SAVUNMA: Yabancı sağ bek (Stoper özellikli)-Servet-Emre Güngör-Hakan Balta
DEFANSİF ORTA SAHA: Mehmet Topal
ORTA SAHA: Arda-Juninho-Kewell
FORVET: Baros-Yabancı forvet (Djibrill Cisse olabilir)

26 Mayıs 2009 Salı

Nereye bakıyor bu adamlar


Mourinho yüzde 100 Real'i çalıştırmayacak

Mourinho, Real'e gidecek misiniz sorusu üzerine "Yüzde 99.9 Inter'de kalacağım" demişti. Portekizli 2011'de bitecek sözleşmesini 2012'ye uzattı. Ufak bir de artış olmuş sözleşmesinde. Special One yılda 10 milyon euro kazanacakmış.

Mes que un club