Hep beni mi bulur yarabbim...Zaten bir aksilik olacağını akşamın saat 9'unda Mecidiyeköy'de Petit'le karşılaşınca anlamıştım. Koştur koştur metrobüse yetişirken, bir de kimi göreyim; Petit.... Galatasaray aşkı ağır basmış maçın ilk yarısını izlemiş devrede de işin yolunu tutmuş. Dünya küçük dedikleri bu olsa gerek.
Metrobüs her akşam olduğu gibi tıkış tıkış... Ama ben kıvrak bir hareketle oturacak yer buldum, keyfim yerinde. Bir ara önden bir vızıltı geldi:
"Gazeteyi kapat ..."
Sonra o vızıltı tam bir gök gürültüsü şeklini aldı:
"İn kardeşim. Ben seni taşımam. İn, arkadan gelen araca bin."
Sonrası için tam bir hengame;
"Niye ineyim inmiyorum. Bu kadar insanın canı sana emanet inince konuşuruz."
"Sen beni tehdit mi ediyorsun. İn çabuk. Ya sen inersin ya da ben iniyorum."
Şoför amca dediğini yapıyor. Aracı durduruyor.
Hadi burdan yakın. Metrobüs yolun ortasında arkada diğer metrobüsler biz bekliyorum. Bu arada annem telefonda;
"Geliyor musun, nerdesin?" Ben gelme niyetindeyim de şoför amca buna mani.
Bir kısım yolcu, "İn kardeşim ya bin arkadakine eve gideceğiz" diyor.
Büyük çoğunluk yolcuyu destekliyor; "İnme kardeşim. Niye inecekmişsin. O insin. Sen git arkadaki araca, oradaki şoför buraya gelsin."
Şoför gitmem diyor, yolcu inmem diyor, duraktaki güvenlik yolcuyu iknaya çabalıyor bu arada da olduğumuz yerde dakikalar ilerliyor.
Mevzu da yolcunun gazete okurken aynayı kapatması. Şoför amca, senin yandaki aynayla işin neyse. Metrobüs yolunda gidiyorsun işte ne seni sollayacak bir araç var ne de senin geçeceğin birileri. Sen gidiyorsun arkandaki seni takip ediyor, karşıdan geleni de zaten görüyorsun. Ama olay olacak ya. Şoför amca gün boyu nelere sinirlerdi neleri içine attıysa o da akşam akşam patladı işte.
Neyse yolcu kardeş kader birliği yaptığı insanların eve geç kalmasına razı olmadı; "Seni dava edeceğim" diyip indi biz de yola devam ettik. Bu arada tüm yolcular da bir kaynaşma durumu. Şoföre sallama halleri. Klasik bu millet koyun muhabbeti.
Sağ salim son durağa vardığımızda bir yolcu şoföre; "Galatasaray maçı kaç kaç" diye sordu... "Eyvah eyvah" dedim içimden adamda zaten sinir tavan yapmış bir de Galatasaraylıysa bu soruyu manidar bulup yolcuyu dövebilir. Sorunun cevabını çok merak etmeme rağmen bekleyemedim ama sağolsun hayal alemindeki bir arkadaş müjdeyi verdi:
"Galatasaray'la yarı final oynayacaktık ama üzgünüm olmadı. Artık kısmet sizinle finalmiş."
11 comments:
Yasemin'in bu yazısı Petit için bıçak yarasının üzerine kama yarası olmuş. Yav adam zaten ezik bir de uğursuza çıkmış adı. Netsin nerelere gitsin yahu...
Eğer yolda Petit'e rastladıysan bir şekilde, ya o günün kötü geçeceğini kabullenip ona göre bir ruh hali takınacaksın, yada yapacaklarını değiştireceksin... :))
Yazını okudum da bizi "Çift Katlı"dan attıkları akşam geldi aklıma. :))) Sesimizi çıkartamamıştık, çok gücüme gitmişti ama basiretimiz bağlanmıştı sanırım :)))
Yine bir Mecidiyeköy'e geliş gününü hatırlarım... Otobüsten inip Yaso'nn yanına yaklaşırken baktım "armut"un biri rahatsız edecek gibi, "Hayırdır" dedim.
-Şeyy abi, şey diyecektim. Eee şey.. Ablanın gözlüğünün ma mark ma markasını merak ettim de!!!! :)))
Son bir anı: )))
Yol boyunca telefonları açık olan yolcuları fırçalayan metrobüs şoförünün cebi çaldığında homurdanmaya başlayan yolculara, o metrobüs şoförü ne dedi beğenirsiniz:
-Bi saniye kardeşim duyamıyorum :))))
Manchester kardeşim bana asılan lavuğu hatırlatmışsın da sana asılan kızları es geçmişsin. Aslında ben bir gün bunu yazı konusu mu yapsam.
Eğer konu yapacaksan ben olayı anlatıp, durumu hiç bozmayayım şimdi :))) Ama evet bir dönem şöhretim vardı çift katlıda :)))
Aklıma geldi. :)))) Askerden izne gelmişim geri dönüyorum Nevşehir'e. Her dönüşümdeki gibi Nevtur şirketi yine yerleri karıştırmış :)) Yaklaşık 120 (!) yaşlarında bir teyzenin yanına denk geldim :))) Teyze tutturdu mu "Ben erkekle oturmam" diye :))) "Niye" dedim teye.. Olmaz ben erkekle oturamam dedi.
Büyük ihtimal abdestinin bozulacağını düşündü teyze ama, artık ölmüş sanırım, çoktan yıkanmış öbür tarafa göçmüş gibi duruyordu :))) Sonra Nevşehir'e giden iki turist kız bana acıdı da bir tanesi teyzenin yanına oturdu, ben de diğer turist bacımızın yanına :)))
Tuz Gölü civarıydı sanırım, ikinci moladayız. Tuvalete gittim tam çıkıyorum bir de kimi göreyim, teyze :)))) Erkekleri görür görmez o beni yanında istemeyen teyzenin nasıl bir kaçışı vardı anlatamam. :))) İiçimden geçmedi değil, "Hayırdır teyze abdest almaya mı geldin" diye sormak ama tuttum kendimi :)))
Bu arada Kenan kardeşime de hak veriyorum. "It's Cimbom day" sloganlarıyla yaşayan Petit kardeşim sanırım günleri Pazartesi, Salı, Antalya, Perşembe, Cuma........... diye sayar artık :)))))
Kenan kadeşime de hak vermiyor değilim.
@ Kenan Karci, Manchester'da Kolbastı, Yasemin Yıldırım: Boş bırakmaya gelmiyorsunuz. Blogu karılar hamamına çevirmişiniz. Hamsiler, kuşlar basmış ortalığı. Birleşin de bir gün güzelce hamsi kuşu yiyelim. Bilmeyenler için tarifi burada :)
http://www.nepisirsem.com/resimliyemektarifi.aspx?yemekid=441
Ne o zoruna mı gitti kardeş sen kamu malını cimbomun babasının tarlası gibi kullanırken iyiydi. Hamama giren terler Petit kardeş. Bu arada Nevtur'daki o teyzeye Tolga'nın abdest bozmayacağını biri söylese sorun çıkmazdı. :)))))))
Verdiğin linke baktım Petit'im. Güzel bir tarif ellerine sağlık... Bir yemek tarifi de ben vermek isterim müsaade edersen.... :)))
PATLICANLI CİVE (ANTALYA YÖRESİ) (3-2 KİŞİLİKTİR)
(Halk arasında Sami Yen Kebabı da denir)
MALZEMELER
2 ORTA BOY RİJKAARD (PATLICAN'la da olur)
1 ORTA BOY SERVET
3-4 BREZİLYALI
2 ORTA BOY KEİTA
1/2 DEMET CANER
1/2 ÇAY BARDAĞI ADNAN
1/2 ÇAY BARDAĞI SIVI AYKUT
TUZ
Rijkaard'ları alaca soyup fındık iriliğinde küp doğrayalım. Tuzlu suda yarım saat bekleterek yıkayıp süzgece alalım ve suyunu süzelim. Tencereye sıvı Aykut'u alıp küp doğranmış Servetleri ekleyerek pembeleşene dek kavuralım. Küçük doğranmış Brezilyalılar'ı ekleyip 2 dk. daha kavuralım. Rijkaard'ları da ekleyip yumuşayana kadar kavurmaya devam edelim. Keitalar'ı fındık iriliğinde doğrayarak ekleyelim. 1 dakika daha kavuralım. Sebzelerin üstüne Adnan'ları serpelim. Sebzelerin üzerini hafifçe aşacak şekilde sıcak su ekleyerek tuzunu ayarlayalım. Yemeği ağır ateşte pişirerek ateşten alalım. Soğuttuktan sonra üzerine kıyılmış Caner'leri serperek servis yapalım..
Afiyet olsun... :)))))
polemiği gerektirmez muhtemelen ama şoför yolcuların inişinin bittiğini görüp kapıyı kapatmak için aynayı kullanıyordur muhtemelen.
metrobüsde niye telefonla konuşuyolar yassak değil mi kardeşim
dt.ibo@ tartışma o kadar alakasız bir yerde başladıki uzun bölümde durak yok. Zaten şoför kapıyı açırken adamın gazete okuması mümkün değil çünkü kapıya bitişik gidiyor.
Manchester@ süper bir yemek tarifi olmuş. Bir spor bloguna uygun ama bu yemek tatsız oluyor. Daha doğrusu tadı oluyor da yedikten sonra mideyi bozuyor :)
Teşekkür ederim Yaso. Yakında Madrid yöresinden "ACILI ATLETİCO KEBABI" tarifi vereceğim.... :)))
Ben Kenan Karcı'yı savunurken, kendisinin bana sallamış olmasını yadırgamadım aslında. Hani geçen 5 ay süre içerisinde biraz düzelmiştir desem bile bir an kendime, cevabımı aldım, teşekkür ederim :)))))
Sevgiler...
Yorum Gönder