11 Mart 2010 Perşembe

2010 yılında Şampiyonlar Ligi'nde koyacağız Real Madrid'e

Dün Kasımpaşa-Bursa maçındaydım. Malum şampiyonlukta ciddi rakiplerden biri Bursasspor. Çok da umutluydum Kasımpaşa'nın bu maçı kazanacağından. Geçen hafta Sami Yen'de çatır çatır top oynamışlardı, Bursa'ya karşı da benzer performans bekliyordum ama büyük hayal kırıklığı yaşadığımı söyleyebilirim.
Bursa net bir skorla kazandı ama onları da göklere çıkarmak doğru olmaz. Timsahlar'ın doğru yaptığı en önemli nokta kapasitelerini bilerek oynamaları. Fizik olarak çok hazırlar. Bu kadar iyi savunma yapan bir takım uzun zamandır seyretmemiştim. Nerede G.Saray maçındaki Kasımpaşa, nerede dünkü Kasımpaşa. Bize karşı neredeyse 10-12 pas yaparak ceza alanına giriyorlardı ama dün değil ceza alanına girmek orta sahayı uzun top harici kolay kolay geçemediler. Kötü görünmelerinde en büyük etken işte biraz önce bahsettiğim Bursa'nın müthiş savunma kurgusuydu. Maçı seyrederken aklıma Liverpool'un UEFA Kupası'nı aldığı sezon geldi. Liverpool kupaya uzanırken inanılmaz bir alan savunması yapıyordu sadece finalde Alaves maçında raydan çıkmışlardı yine de kupayı almışlardı. Bursa da aynı o seyrettiğim Liverpool gibi tüm alanı harika savundu. Asıl önemli olan bunu 90 dakikaya yayacak sabrı göstermekte.
Kasımpaşa'ya gelirsek onlar için içeride oynamak biraz zor. Maçta bunu hep hissettim çünkü Paşa gelişi güzel toplarla değil derli toplu hücuma çıkan bir takım. Ama bir futbolcu yalandan depar atsa bile tribünlerden "Atsana topu, adam bomboş koşuyor işte, yürü, zıpla vs..." sesleri yükseliyor. Kasımpaşalı futbolcular da tribünlere ayak uydurup topu şişirdi de şişirdi bütün maç. Doğal olarak aklı başında pozisyon bulamadılar. Ta ki Bursa ikinci yarı skoru korumak için oynaya kadar.
Şimdi resme gelelim. Bursa taraftarı şampiyonluğu deli gibi istediğini 60. dakikadan sonra açık açık haykırdı. Müthiş bir maç çıkardılar. 1500 civarındaydılar ama yeri göğü inlettiler. Sivas değiller son haftalara avantajlı gelebilirlerse '5. Büyük' olmaları için hiçbir engel yok bana göre. Zaten tezahüratlarında da 2010 yılında Şampiyonlar Ligi'nde Real Madrid'e koymaktan bahsediyorlardı. Maçtan sonra Ertuğrul Sağlam'ın basın toplantısına da girdim. Sağlam 10 dakikaya yakın konuştu ve "Son haftaya kalmadan işi bitirme durumumuz var" en ateşli cümlesiydi ama 1 kez bile şampiyonluk kelimesini ağzına almadı. Sanki taraftar ve camia bu kadar heyecanlıyken bu durumu futbolcularına yansıtmamak istiyor gibiydi. Ama bence oluşturduğu bu takımla gurur duyup "Evet şampiyonluğa adayız. Hem de en güçlü adayız" diye konuşabilmeli. Lider konumdaki insanlardan beklenen biraz da budur. Şu anda psikolojik olarak susuyor ama içini okuyabiliyorsunuz. Her hücresiyle bu kadar yaklaştığı şampiyonluğu alıp adını Türk futboluna yazdırmak istiyor. İşte bence tüm bunları çıkıp söylemeli ama belli ki o zamanını bekliyor.
Yılmaz Vural sonsuza kadar Türk futbolunda olmasını istediğim bir adam. Onun basın toplantısı doğal olarak çok daha neşeliydi. Barış Başdaş'la birlikte geldi. Barış "Tüm taraftarlarımızdan özür dileriz" diyince sesi titrek şekilde başını okşayarak "Gerek yok özür dilemene. Olur böyle şeyler" dedi ve gülerek "Sen Kasımpaşa'ya UEFA Kupası'nı kazandıracaksın" esprisini yaptı.

3 comments:

Apoiantes dedi ki...

Bursaspor sezon başından beri asla şampiyonluğa oynuyoruz lafını ağzına almadı, liderliği zorladığı haftalarda bile tek amaç Bursa'yı Avrupa Kupalarına götürmek diyorlardı ve bu amaç doğrultusunda oynuyorlardı. Ertuğrul Sağlam'ında maçtan sonra şampiyonluk lafını ağzına almamasının sebebi, Sivas'ın düştüğü duruma düşmemek olsa gerek. Sivas liderliğe oynarken, gerek yönetim gerekse futbolcular şampiyonluğa oynuyoruz diyerek, yok yere kendi üzerlerinde baskı oluşturdular. Bursa bu tuzağa düşmeden ve strese girmeden olabildğince yukarıda bitirmek istiyorlar.

alessandro del piero dedi ki...

lyon kıskanır yalnız o durumda, evli çiftlerin arasına pek girmemek gerek öyle.

petit'ten bir franco güzellemesi bekliyoruz, şu mutlu günde. barça barnebau'da finali oynarken blog açık olacak mı? =)

Adsız dedi ki...

anadolu takımlarının klasik yatışı