10 Mart 2010 Çarşamba

Eskişehir deplasmanı

Eskişehir'den geleli çok oldu da iş temposundan henüz yeni fırsat buluyorum maç yazısını yazmaya. Açıkçası biraz da sakinleşmeye çalıştım ama vazgeçtim bu yüzden Eskişehirspor taraftarı varsa blogu takip eden yazının gerisini okumayabilir şimdiden uyarayım.
Önce yoldan başlayalım. Geçen sene Es-Es'e patika gibi bir yoldan gitmiştik. Gidiş-gelişli çamurlu yolda kocaman taşlar zorlu bir yolculuk olmuştu. Bu sezon ise yağ gibi kayan asfaltta duble yolda ilerledik. 5 saatlik yok 2.5 saate düşmüş. İstanbul'dan çıkıp Eskişehir'e 2.5 saatte ulaşmak keyifli. Çünkü kaba bir hesapla Olimpiyat Stadı'ndan da benzer bir sürede evde olabiliyorsunuz.
Maça gelirsek. Beşiktaş ve Kasımpaşa maçlarında orta sahayı rakibe çokça teslim eden bir Galatasaray yoktu bu sefer. Beşiktaş'ı geçiyorum zaten, Eskişehir Kasımpaşa'dan çok ama çok daha zayıf bir takım. Muhtemelen Türkiye'deki skor basınının bir çoğu onları haftanın takımı seçecektir çünkü bizi yendiler. Oysa geçen hafta Kasımpaşa'nın Sami Yen'de oynadığı topun 10'da 1'ini kendi statlarında oynamadılar. Ama futbol böyle birşey işte. Hakem yazmak istemiyorum. Evet tekrarı seyrettiğimde ilk goldeki eli görmemiş. Olabilir çok sorun etmiyorum bunu. İlk goldeki bana göre ciddi sorun Eskişehirspor'un G.Saray'ın üstüne gelmeye niyeti yokken bizim sürekli geri pas yapmamız. Topu sürekli geri oynaya oynaya rakibe davetiye çıkartıp golü yedik. İkinci gol ise tam bir komedi ama dikkatli futbolseverler hatırlayacaktır. G.Saray, A.Gücü maçında da golü yedikten sonra yaptığı santrada bir gol daha yemişti. Yani bu konsantrasyon sorunu ilk değil, son da değil. Sezon sonu yaklaştığına göre artık çözümsüz olduğuna da kanaat getirebiliriz.
Hakem yazmak istemiyorum dedim ama sanırım biraz da mecburuz. G.Saray adına kötü bir yönetim gösteren hakem bize öyle bir penaltı çaldı ki o da olacak iş değil. Dos Santos'un uçtuğunu hepimiz gördük.
Şimdi gelelim olaylara. Önce polisle yaşananla bakalım. Hep diyorum tribünün içine polis girerse sorun çıkar. Bu Kadıköy'de de böyle oldu, geçmişte İnönü'de de, Ankara'da da pazartesi günü Eskişehir'de de. Hep verdiğim bir örnek var. Sivas'ta da bir basın mensubuyla benzer bir olay yaşanırken polis tribüne girip saldırmak yerine ortamı sakinleştirmeye çalıştı. Tribün de kendi kendine sorunu halledip tekrar maça döndü. Ama işte böyle biber gazı, coplarla girersen karşındaki de fanatik adam koltuğu da söker atar, eline geçeni de. Tabii bunları buraya yazıyoruz nafile. Çünkü maalesef Türk polisinin olayları yatıştırmak için bildiği tek yol "Vur, kır, parçala". Ama tekrarlıyorum karşısındaki işçi veya hakkını arayan sade vatandaş değil taraftar. Her zaman cevap verdi, her zaman da cevap verecektir.
Eskişehir taraftarıyla yaşanan sıkıntılara gelirsek. Ali Sami Yen'de Es-Es deplasman otobüslerinin taşlanması tamamen onların hatasıydı. Yanlışlıkla Ali Sami Yen Sokak'a girdiler, oradan geçerken de camlardan el kol yapıp kesici delici aletleri gösterdiler. Doğal olarak alkol alan taraftarı kışkırttılar ve taşlama oldu. Orada otobüsten inmeye cesaret edemeyenlerin pazartesi horozlanma günüydü. Özellikle maç öncesinde ve bitiminde Sebahattin Abi'ye ettikleri saçma küfürlere söyleyecek söz bulamıyorum. Acaba geçmiş senelerse ASY civarında rahat dolaşıyorlarsa bunu kime borçlular bilmiyorlar mı? Onun ağzından dökülecek tek cümleyle seneye İstanbul'da ne hale geleceklerini tahmin edemiyorlar mı? Küfür ettikleri adam tribünlerde şiddeti engellemeye çalışıyor. Bunun için kendi taraftarını bile bazen karşısına alıyor. Ama herkesin sabrının bir sınırı var. İstanbul'da otobüslerden inemeyenleri pazartesi günü Eskişehir'de polis kurtardı. İstanbul'dan donanımlı!!! gelen taraftalarlar maç sonu otobüslere atılan taşların ardından otobüsten inmeye çalışırken içeri biber gazı sıkıldı. 2 otobüsten inmeyi başaran 10'a yakın G.Saray taraftarını gören o taş atan Eskişehirliler de kimbilir nerelere kaçtılar. Ama tebrikler onlardan iyi taksici belli ki şehirlerini iyi tanıyorlar ve tabanvay durumunda doğru yollara sapabiliyorlar. Ya da iyi ajan olur. Gecenin karanlığında taş attıktan sonra tüyerken iyi kamufle olabiliyorlar. Onlar için aslında söylenecek daha çok söz var ama Sebahattin Abi'ye küfreden bir topluluktan bahsediyoruz zaten. Yani bugüne kadar şükretmeleri gereken adama.
Bugüne kadar...

1 comments:

arnawut dedi ki...

o 10 kişiden biriydim. polis vura vura soktu otobüse. hınçlarını alamayıp camları copladılar..! ninja polarımn fermuarını -bir anlık boşluğuma denk gelince- açıp suratıma bakarak "tamam" diyen komisere de burdan sövüyorum izninizle, kamera kayıtlarından tespit ederse diye kötü bir ruh hali yaşadıma ama geçti:D...