Sonradan işe gideceğim finali seyretmek için evden erken çıktım. Bara, kahveye gitsem gürültülü olacağı için Taksim'deki Ada Kitabevi'nde seyretmeye karar verdim. Özünde finalist taraflardan biri olmadığım için rahattım. Nezih bir ortam olduğu için spiker sesi yerine müzikle takip ettim karşılaşmayı.Benim için sonucuyla birlikte güzel bir final oldu. Türkiye Kupası'nın birçok değerli yanı var. Bunlardan biri de F.Bahçe'nin bu kupayı uzun yıllardır kaldıramamış olması. İlk dakikalarda hatta bir yarım saat F.Bahçeli futbolcuların bu gerginliği hissettikleri çok belliydi. Trabzonspor'da Umut yerine daha becerikli ve bencil olmayan bir forvete sahip olsa işte bu periyotta maç kopardı. Ancak ilerleyen dakikalarda F.Bahçe oyunda dengeyi kurdu. O anlarda hissedilen: F.Bahçe yine 1 gol atacak son haftalarda olduğu gibi yemeden 27 yıllık özleme son verecek. Nitekim maçın 2. yarı da tam Fener'in istediği gibi geçiyordu. Alex rakip savunmanın bir anlık hatasını affetmedi. Aslında bu golü böyle geçmemek gerek. Topu kontrolü, savunmacısından kaçırışı ve 2. adam gelmeden önce kafasını kaldırıp kalecinin uzanamayacağı noktaya vuruşu inanılmazdı. Trabzon bu golün altından kalkmak için önce petrole batmış karabatak gibi çırpındı. Fakat anladı ki paniğe gerek yok. Tekrar mantıklı oynamaya başlayınca Umut'la beraberlik golü de geldi.
Açıkçası 1-1'den sonra hele de son 10 dakikaya girilmişken bu maçın uzatmalara gideceğinden başka birşey düşünmüyordum. Ancak F.Bahçe gol ararken arkayı resmen unuttu. Uzun topta Engin Baytar'la birçoklarına göre Türkiye'nin en iyi savunmacısı Lugano birebir kaldı. Engin çalımcı bir oyuncu ancak Lugano'yu bu şekilde aldatması büyük başarı, çalımdan sonra topu vurduğu yerde ölümcüldü.
Colman'ın noktayı koyan golü normal. F.Bahçe 2-2'yi ararken doğal olarak arkasını iyice boşalttı. Bir Arjantinli ceza sahası içinde bu kadar rahat gezinirse finalini de yapar.
Sonuç olarak kupa en önemli değerlerinden birini yani F.Bahçe'nin kazanamaması unvanını korudu. Böylece gelecek sezon da önemli olacak.
Bugün gazetelerde çıkan bir haber çok önemliydi. İki takım da Urfa'ya gitmiş, Trabzon büyük coşkuyla karşılanmış, Urfa halkıyla takım bütünleşmiş, F.Bahçe ise tam tersi. Aziz Yıldırım izdiham olmasın diye takımı havaalanından adeta kaçırmış. Peygamberler Şehri'nde Aziz Yıldırım değil senede belki 10 yılda 1 kez görecekleri, yakınlarından geçecek futbolcuları kaçırarak Urfalılar'ın kalbini kırdı. Ardından da kupaya bu bakış kaldı.
Bu kupanın ardından aslında başka hikayeler ve fotoğraflar da çıkacaktır. Ama post'u Taş Devri efsanesi Fred Çakmaktaş ve ailesiyle sonlandırarak noktayı koyalım.
1 comments:
Bülent Ersoy maç sonrası demişki:"Fenerbahçe kupayı aldığında bana Bülo diyorlardı, daha kestirmemişim"... Düşün artık
Yorum Gönder