31 Ekim 2010 Pazar

G.Saray-Antalya: 2-1

Geçen seneki Fenerbahçe'yi gözünüzün önüne getirin onun birkaç gömlek aşağısı şu anki Galatasaray... Rijkaard'ın bir türlü oturtamadığı 4-3-3 bazlı oyunun bir benzerini sergiliyor Galatasaray. Ama acayip temkinli halini. Rakip arka arkaya 2 pozisyon bulsa hokus pokus o 4-3-3 hooop oluveriyor 4-5-1... Yalnız oyun içinde böyle taktiksel değişikliklere uyum sağlamak ya da bunu başarmak zordur. Hagi'nin takımı bunu yapıyor. Hem de öyle bir yapıyorki futbolu dipfrize koyuyor. Rakip baskıyı artıracakken 3 pas üst üste yapamıyor. Bu sırada tabii Galatasaray da oyun alanındaki dizilişini bozmamak, rakibe alan bırakmamak için hiçbir riske girmiyor. Böyle olunca da bi 15-20 dakika çalınıyor maçtan.
Antalya karşısında genel olarak yorumcular Galatasaray'ı ilk yarıda da beğenmemiş. Ama bence ilk 45 dakikada ciddi bir sorun yoktu. Yani 'bizim takım' sadece 7-8 dakika bastırıp geri kalan zamanda yatmadı. En azından Kapalı'dan manzara bu şekildeydi. Taraflıyız tabii ki ama birçok aklı başında adam da benimle aynı görüşteydi.
İkinci yarıdaki Galatasaray'ın oyundan düştüğünü zaten herkes kabul ediyor. Bazen Sarp, Cana, Ayhan, Barış yani o gün kim oynuyorsa savunmanın içine çok giriyorlar. Böyle olunca da ceza alanı içi çok kalabalık oluyor. Yalnız 18'e seken toplar rakibe gidiyor. Antalya işte dün bu dönen 2. şans toplarını çok kötü değerlendirdi. Halı sahada oynar gibi gereksiz pas yaptılar. Herhangi bir Avrupa takımında bu topları vurmayanı döverler. Çok azını vurdular onları da çok isabetsiz kullandılar.
Daha önce Galatasaray'ın Rijkaard döneminde kritik bir süreçten geçtiğini, Eskişehir maçını zıplama tahtası olarak kullanması halinde düzlüğe çıkacağını yazmıştım. O sırada 4 maçlık bir seri geldi ama 'yalan rüzgarı'ndan ibaret olduğu İstanbul BŞB maçının ilk 30 dakikası hariç belliydi.
Şimdi Hagi de takımı zıplama tahtasına getirdi... Kadıköy'de beraberlik ardından 4-3-3'ü bu sezon Kayserispor'la birlikte doğru dürüst uygulayabilen Antalyaspor galibiyeti camiayı havaya soktu. Ama şimdi öyle bir deplasman var ki ne Kadıköy'e benziyor ne de içeride Antalya maçına. Trabzon ligin birlikte düşünüp birlikte hareket edip birlikte güzel oynayan takımı... Trabzon tabii ki zor deplasman ama bu sene daha da bir zor olacak. Hagi'nin sistemiyle Galatasaray asla fark yemez. Ama önemli olan bu tip maçlardan sadece beraberlik çıkartmakla uğraşmak Galatasaray'ın geçici çözümlerin peşinde gittiğini gösterir. Hagi ayağına böyle bir fırsat bulmuşken ekol yaratma peşinde olmayacaktır. Takımın tribünde çekirdek çitleyen yıldızları dönene kadar durumu kotarmak istiyor. "İşte onlar dönünde Galatasaray bambaşka bir takım olacak" demek isterdim ama olmayacak. Olacağı yazının başında yazdığım gibi geçen senenin dengeli Fenerbahçe takımının bir kopyası olacak.

2 comments:

Adsız dedi ki...

Antalya BŞB yazılmış başlığa karışıklık olmuş sanırım.

sARu dedi ki...

Her zaman söylüyorum yine söyleyeceğim; bu orta saha ile bu takım, sürekli oyunu tutma peşinde olan, rakibe pas yaptırmayan, rakibini sürekli bozan, nasıl olsa 3 4 pozisyon yakalarım bunlardan 1 ini gol yaparım kazanırım mantığıyla oynamak ''zorunda'' kalacaktır... orta saha bal yapmayan arılardan ibaret olduğu müddetçe.. Ne zaman ki hucum hattındaki sakatlar takıma döner, ELANO' da geriden oyun kurmaya başlayıp Cana da 90 dakikayı çıkartacak kondisyona ulaşır işte o zaman işler değişir... Cana ve ELANO'lu orta alan Ardalı Baroslu Harry li hücum hattına oyun kurmaya başladığı zaman bu takım çok iş yapar.. üzüldüğüm kişi şuan ki formu devam ederse malesef söylüyorum ki bu şablonda Mısımovıc olacaktır... bu performansıyla devam ederse Hagı'nın sisteminde kendine zor yer bulur..Yüksek olasılıkla orta alanı Ayhan Cana ve ELANO ile kuracaktır Hagi, dolayısıyla hucum hattında herkes sağlam olduğu takdirde öncelik sırasına göre ilk 3 Baros, Arda ve Harry olacaktır... Mısımovıc bir an önce kendini bulmalı ve Hagi'yi mecburen 4 2 3 1 oynatmak durumunda bırakmalıdır...