31 Ocak 2010 Pazar

19. hafta tahmin sonuçları


Süper Lig'de Fenerbahçe 5 golle, Beckham 07 de 5 doğru tahminle liderliğini sürdürdüler. 19. haftanın en iyileri 7'şer doğru ile Salmiakgeist, Rıdvan Ünal, Manchester'da Kolbastı ve Asım Erel oldu.
Hemen hatırlatalım gelecek haftadan itibaren liste kısalmaya başlıyor. Haftaya bugüne kadar sadece 1 hafta tahmin yapanlara veda edeceğiz. Sonraki haftalarda 2-3-4 diye vedalar sürecek.

18- Beckham07 (78)- 5= 83
18- Arob (73)- 4= 77
18- Fırat (70)- 6= 76
17- Flex (69)- 5= 74
17- Zeki (69)- 5= 74
18- Mrcool (68)- 4= 72
18- Hamza (66)- 5= 71
17- Asım Erel (63)- 7= 70
18- Ömer Onur Çakmak (64)- 6= 70
16- Lord Ricko Joel (63)- 5= 68
16- Dt.İbo (61) - 6= 67
18- Extensor (63)- 4= 67
18- Petit (63)- 4= 67
18- The Patriot (61)- 6= 67
18- Yasemin Yıldırım (63)- 4= 67
17- Walentino (61)- 5= 66
16- Mehmet Orçun (59)- 6= 65
17- Mithra (62)- 3= 65
18- Alperen (61)- 3= 64
15- Feetdeep (59)- 5= 64
15- Emre Akduman (59)- 4= 63
16- Pamukk (57)- 6= 63
16- Murarty (59)- 3= 62
15- Painkiller (57)- 6= 62
15- Tarjeta Amarilla (62)-
16- Yakir (56)- 6= 62
16- Holygan (58)- 3= 61
18- Realfun (57)- 4= 61
15- Alengir (54)- 6= 60
14- Cerrah (56)- 4= 60
17- Vermante (54)- 6= 60
14- Xavier (54)- 6= 60
14- Dvrn (54)- 5= 59
15- Arkhe (52)- 6= 58
14- Beercholic (58)-
16- Servet (58)-
15- Isonka (57)-
13- Kuzen Larry (54)-
13- Ally (52)-
12- Diego (41)- 6= 47
12- Mutlu (42)- 5= 47
12- The playmaker (46)- 6= 52
11- oLi (46)-
11- Classixc (45)-
14- Kartal Bafiler (44)- 1= 45
10- Arsw (42)-
12- Marco (42)-
13- Horozmania (40)-
9- Fuat (38)-
11- Sayerlack (36)-
11- Cisco (35)-
9- Sinan Kolat (34)-
10- Can10 (33)-
7- Mfy-22 (33)-
9- Cengizhan (27)- 4= 31
7- In Haldun We Trust (31)-
6- Emre Elmas (29)-
6- Sekhranikos (29)-
7- Osmi (28)-
7- Saru (24)- 4= 28
6- Draffut (27)-
5- Hasan (22)- 4= 26
6- Sagu (26)-
5- Massimo (23)-
5- Serdar (23)-
6- Gökçe (22)-
6- Horto mogiko (18)- 4= 22
6- Oumar (22)-
7- Yağmur-Mehmet (17)- 5= 22
5- Emir (20)-
5- Cem (19)-
4- Rıdvan Ünal (12)- 7= 19
4- Sedila (19)-
3- Fırat Axoy (18)-
5- Bay Kerahet (11)- 6= 17
5- Di canio (14)- 3= 17
6- Htspor (17)-
4- Manchesterda kolbastı (10)- 7= 17
4- De novo per se (16)-
3- Budumudaoba (15)-
4- S.dyrn (9)- 6= 15
5- Harvey (10)- 3= 13
4- Twilo (13)-
3- Batu1st (12)-
4- SirEvo (12)-
4- Togi (12)-
2- De Souza (11)-
4- Dil Kulübü (11)-
2- Optimus (11)-
2- Siriusjames (11)-
2- Murat (10)-
4- Tugberk (10)-
2- Futbol vakti (9)-
2- Ofa (8)-
2- Danny (7)-
2- Duncan Ferguson (7)-
2- Franchi (7)-
2- Mr.Y (7)-
1- Salmiakgeist (0)- 7= 7
1- Soldansağdışlamuzorta (0)- 7= 7
2- Steven Stiffler (7)-
2- Tanear (3)- 4= 7
1- Antaganist (0)- 6= 6
1- Furkanenis (6)-
1- Mre (6)-
2- Nazım (6)-
2- Oğuz (6)-
2- Vts (6)-
1- Agnar (5)-
1- Ağrı kesici (5)-
1- Alper (5)-
1- Altay (5)-
1- Aristid (0)- 5= 5
1- Berke (5)-
1- Betman (5)-
1- Berxes (5)-
1- Burçin (0)- 5= 5
1- Çok özlettim biliyorum (5)-
1- Murty (5)-
1- My Jekyil dosen’t hide (5)-
2- Mtunay (5)-
1- Ömer Cankat Yüce (5)-
1- Saim (5)-
1- Salmiakgeist (5)-
1- Tifosi (5)-
1- WarBlood (5)-
1- A.A (4)-
1- Aksilaz (4)-
1- Chemsjheer (4)-
1- Çaque (4)-
1- Çağla (4)-
1- Defunct (4)-
1- Eray 172000 (4)-
1- Father vic (4)-
1- Genzo (4)-
1- Müttefik (4)-
1- Ömer (4)-
1- Selaminko (4)-
1- Sasan Arsız (4)-
1- Serat Kotan (4)-
2- Torres (4)-
1- Turgay Keskin (4)-
1- Turuncan (4)-
1- Ufuk (0)- 4= 4
1- Anfieldyolu (3)-
1- Başketli Berk (3)-
1- Brousse (3)-
1- Ceza sahası (3)-
1- Eren (3)-
1- Gilberto (3)-
1- Hagi-10 (3)-
1- MegaDave06 (3)-
1- Mehmet Berfu (3)-
1- Ofisi (3)-
1- Tituspullo (3)-
1- Ahmet (2)-
1- Honour (2)-
1- Rijkard hoca filan değil (2)-

Ne kadar eksik o kadar fazla !

İtiraf edeyim; utandım... Hem de çok.
Fenerbahçe'nin Sivas deplasmanında değil 5 gol atmasını, kazanmasını bile beklemiyordum.
Haftanın tahminlerini yaparken Sivasspor-Fenerbahçe maçı için elim önce 1'e sonra uzun süre sıfıra gitti ama kaybetme riskini göze alıp "Kaybedeceksem kendi takımımdan olsun" diyerek 2'yi işaretledim.
Lugano, Emre, Dos Santos ve Cristian cezalı üstelik Güiza da sakat. Kaybetseniz kimse birşey demez, bahane hazır, "Takımın yarısı yok."
Sivas'a varana kadar eziyet üstüne eziyet çekilmiş. Önce Samsun'a inilmiş sonra Kayseri'ye gidilmiş oradan da Sivas'a geçilmiş. Kaybetseniz kimse birşey demez, bahane hazır, "Çok yorulduk. Perişan olduk."
Bu maçtan sonra artık iyice inandım ki bu Fenerbahçe şampiyonluğa inanmış. Şartlar ve durum ne olursa olsun mazeretlerin arkasına sığınan değil savaşan bir Fenerbahçe izliyoruz sahada.
Maçı izlemedim dinledim, henüz özet görüntüler de yok ortada. O nedenle teknik mevzulara çok giremeyeceğim. Ama şunun da altını çizelim yenilgiyi kabul etmişken farklı kazanmak insana ayrı bir keyif veriyor.
4'ü cezalı 1'i sakat toplam 5 eksik varken 5 gol atılıyorsa acaba daha çok eksik olduğunda skor daha mı farklı olur :)
Şaka şaka... Fazla abartmaya gerek yok. Şampiyonluk yolunda 3 puanı getiren her sonuç güzel.
Bu arada fotoğraftan çıkardığım sonuçla, ikince kez baba olmaya hazırlanan ve Sivasspor ağlarını iki kez havalandıran Semih'i iki kez tebrik ediyorum.

Şaşırmadım

Bütün başlıklar aynı: "KAZIM GOLLE BAŞLADI"
Böyle olacağını taaa gittiği gün bu blogta yazmıştım zaten.
Fransa Ligi'nin 22. haftasında Kazım'ın takımı Toulouse Le Mans'ı 3-1 yenmiş. Karşılaşmaya yedek kulübesinde başlayan Kazım, 62. dakikada Braaten'in yerine oyuna girmiş ve 83. dakikada takımının üçüncü golüne imza atmış.

30 Ocak 2010 Cumartesi

Cassano Fiorentina'da

Bu haberin fısıltılarını pek duymadığım için şaşırdım. Ben mi atladım yoksa gerçekten sürpriz mi bilemiyorum. Kiralık olarak gitmiş onu söyleyeyim hemen. Haber kısmını ben vereyim. Yorumunu Artemio Franchi' den hep beraber okuruz.

Fındık & Fıstık OooooOooOoooooo


Bir kadınla bir erkeği karşılaştırmak gibi


hurriyet.com.tr milletin tartışıp tartışıp içinden çıkamadığı soruyu Pascal Nouma'ya sormuş. Nouma da olaya son noktayı koymuş;
"Bence karşılaştırılabilecek şeyler karşılaştırılmalıdır. Lafın gelişi söylüyorum. Yani karşılaştırılmayacak şeyleri karşılaştırmak ve kıyaslamak saçma. Bir kadınla bir adamı ya da bir kamyon ile bir arabayı karşılaştıramazsınız. Bu yüzden Messi Messi'dir Arda da Arda. Arda Galatasaray için iyi işler çıkarıyor. Takımı için iyi futbol oynuyor. Bu yüzden ikisi arasında karşılaştırma ya da kıyaslama yapmanın gereksiz olduğunu düşünüyorum."
Kusur kalmayıp bir-iki cümle de ben edeyim; ey her konu sıkıntısında Arda ile Messi'yi kıyaslayanlar madem Messi o kadar iyi değil neden kıyas olarak onu tercih ediyorsunuz. Ya da madem Messi çok iyi neden sürekli Arda'yı sürekli bir kıyasın içine itip moralini bozuyorsunuz. İspanyollar'ın ya da Barcelonalılar'ın oturup kalkıp sürekli olarak "Yahu şu bizim Messi, Arda'dan daha iyi " diyip durduğunu sanmıyorum.

Nefis bir reklam

Resmin üzerine tıklayarak büyük halini görebilirsiniz...

29 Ocak 2010 Cuma

Hastasıyım be patron

"Patronum beni hasta sanıyor"

Maça gitmek için yalan söyleyenler parmak kaldırsın...

Kewell'ı göndermek bize yakışmazdı

''Kewell'la, 4-6 hafta sürecek talihsiz bir sakatlıktan dolayı yolları ayırmamız, Galatasaray etiğine ve duruşuna kesinlikle yakışmazdı. Kewell'ın, Galatasaray'a kattığı değerler tartışılmaz. Onun gönderilme durumu hiçbir zaman gündemimizde olmadı''
Haldun Üstünel

Güzel açıklama...Keşke 1 hafta önce yapılsaydı da rahat uyusaydık. Sabah ilk işimiz internete girip "Acaba onu gönderdiler mi?" olmasaydı.

28 Ocak 2010 Perşembe

Şaşırmışsın sen Denizlispor

Denizlispor-Galatasaray maçının bilet fiyatları açıklandı. Kapalı yani deplasman tribünü 100 TL olarak belirlenmiş. Denizli'nin horozlarını buradan tebrik ediyorum. Nasıl bir seks performansları varsa şehirdeki tavuklar altın yumurtlamaya başlamış!!!

Elveda Shabani Nonda

Evet Kewell'ı çok seviyoruz, onun kalması için bir kelle gidecekti. Nonda oldu. Bizim için de Nonda için de hayırlısı olsun. Aslında Nonda'yı da çok sevmiştik. Fotoğraftaki golü hepimizin beyinlerine kazınmış, kim unutabilir ki o gün o kafayı 20.000 kişi vurduk. Sadece çimlerin üzerinde olanımız Nonda'ydı.
Nonda'yı önümüzdeki yıllarda mutlaka birkaç kere anacağız. Dost sohbetlerinde "Bir Nonda vardı" cümleleri kurulacaktır. Ve tabii ki o esprili tezahüratlarla anacağız Nonda'yı.

Süper Lig 19. hafta maçları

Antalya-Beşiktaş: 2
İstanbul BŞB.-Kasımpaşa: 0
Diyarbakır-Trabzon: 1
G.Antep-Kayseri: 0
Bursa-Eskişehir: 1
Sivas-F.Bahçe: 2
Manisa-A.Gücü: 1 - Haftanın maçı
Denizli-G.Saray: 2

Bu hafta da tahminlerinizi bekliyoruz. 18. hafta tahminleri erteleme maçları oynandıktan sonra koyulacak.

United-City: 3-1

Kupanın ilk ayağında Tevez iki gol atıp eski takımı Unitedlılar'ı özellikle de gol sevinçleriyle çılgına çevirmişti. Öyle ki Neville dayananamış ona hareket bile çekmişti. 2-1'in Old Trafford'daki rövanşını seyredemedim ama birkaç farklı yerden özetini izledim. Böyle bir maçı oturup 90 dakika seyretmek isterdim. 10 numara derbi olmuş. Golleriyle, kıvamında olaylarıyla, maç sonu açıklamalarıyla Manchester derbisi her bakımdan keyif vermiş.

Maçta birkaç konu ön plana çıkmış. Bellamy'nin kafasına atılan bira şişesi başta tabii ki. United taraftarı City'nin sahasındaki maçta da hareketleydi. Meşalelerle yıllar sonra İngiliz futboluna bir renk kattılar. Dün de rakip oyuncularla fırsat buldukları her fırsatta didişmişler. Tevez attığı golden sonra yine müthiş tahrik etmiş. Benzer hareketleri bizim coğrafyada yapsa "Sahaya gireriz..." tezahüratı gerçeğe dönüşürmüş. Noktayı da bu maçları seven adam Rooney koymuş. Maç 2-1'le uzatmaya gidecekken kafasıyla işi bitirmiş ve gecenin kahramanı olarak omuzlara alınmış.
Tabii ki son olarak Ferguson'un Mancini'yi eleyerek "Evlat burası benim çöplüğüm" mesajını kuvvetli biçimde verdiğini de atlamamak gerek.

Arka sıradakiler

Kaka & Carol, Alicia Keys konserindeki küçük arayı dolduruyor...

Dünden sonra yarından önce Teo

Mevzu Trabzonspor olur da haber neşeli olmaz mı. Buyrun 24 Ocak Pazar günü ligde oynanan Sivasspor maçı Teo 19 numara...

Ve 27 Ocak Çarşamba Orduspor'la oynanan kupa maçı...Hoppala Teo 90 numara...

3 günlük dünya dedikleri bu olsa gerek.

27 Ocak 2010 Çarşamba

Türkiye'de de satılsın


Enfes...Bizde buna benzer şeyler niye yapılmaz anlamam.

Liverpool nefreti babadan oğula

"Benim tüm ailem Evertonlu. Hepimiz Liverpool'dan nefret ederek büyüdük ve bu asla değişmeyecek. Oğlum Kai de kesinlikle Liverpool'dan nefret edecek"
Rooney

Forever Blowing Bubbles


Halil Altıntop E.Frankfurt'ta

Türkiye'de adı her transfer döneminde 3 Büyükler'le anılan bir isim Halil Altıntop keza ikizi Hamit de. Bild'in haberine göre Halil, Eintracht Frankfurt'a kiralanmış. Daha da önemlisi opsiyonuyla birlikte. Halil istese Türkiye gelirdi hem de dünya kadar paraya keza ikizi Hamit de. Sezon başı Fenerbahçe'nin önerdiği para öyle böyle değildi çünkü. Ama işte kabul etmiyorlar. İkisi de. Nedeni zaten belli. Engelli olan kız kardeşleri. Müthiş bir aile bağları var ve Almanya dışında bir takıma gitmiyorlar. Skibbe'yle buluşmuş Halil ona da sevindim. Çok iyi hoca değil ama iyi adamdı Skibbe. Fena da gitmiyor Frankfurt şu ana kadar. Lincoln ve Gekas'ı çok istiyordu Skibbe, Halil de iş görür.

26 Ocak 2010 Salı

Yok artık LeBron James

Bu harekete biz Kırkpınar'dan alışkınız da NBA ilk defa şahit oluyor sanırım.

180 saniye

15 Aralık 2009 Haldun Üstünel: Kewell çok iyi biri. Onunla yeni sözleşme imzalamamız 3 dakika sürer.

O 180 saniye için insanlar günlerdir doğru dürüst uyumuyor. Ya gece yarısı birşey olursa diye nöbet tutuyor, ya sabahın köründe bir gelişme varsa diye erken kalkıyor. O 180 saniyenin sonunda atılacak imzayı bekliyoruz...

Kazanan salep

Geleneksel pazar anketinde tarihi bir çekişme yaşandı. 4 oy farkla salep yüzde 51'le ipi göğüsledi. Kestane yüzde 49'da kaldı.

25 Ocak 2010 Pazartesi

Elano'da böbrek taşı

Sitede sağlık raporu başlığını görünce ömrümden ömür gidiyor artık. Yine ne oldu diyorum ama galiba bu konuda çığır açtık. Elano'da böbrek taşı çıkmış.
Ee yok artık...

Ejder Kapanı

"Allah intikam almak istediği kulunu bir başka kulu vasıtasıyla cezalandırır. Allah'ın ilmini bilmeyenler, bunu kulun yaptığını zanneder."

Hayatın özü budur ve bu film her olumsuz durumda herkesin bir kez olsun söylediği ama yapamadığı şeyi yapmıştır... Her tecavüz haberinde, "Sallandıracaksın bunlardan birini Taksim Meydanı'nda bakalım bir daha yapıyorlar mı?" cümlesi son derece başarılı bir senaryo ile hayat bulmuş... Çekimler, aksiyon, kurgu son derece iyi... Uğur Yücel'in taksi ile köprüden uçtuğu sahnede her ne kadar dublör kabak gibi belli olsa da bunu "Bu kadar kusur kadı kızında da olur" sözüyle açıklayabiliriz.

Ezel fenomeninin yaşandığı şu günlerde Kenan İmirzalıoğlu, Ejder Kapanı'nda gayet sıradan görünüyor insanın gözüne... Uğur Yücel için övgüye gerek yok. Muhsin Bey'de şarkıcı olma hevesindeki Ali Nazik'le aklımda yer etmişti ondan sonraki her rolü de birbirinden farklı ve çarpıcıydı. Her rolün adamı dedikleri türden.

Tek tek oyuncuları irdelemeye gerek yok. Hollywood aksiyonlarına alışan ve bu yüzden hayal kırıklığı yaşayanlara inat beğendim filmi... En azından bu türde yapılmış ve benim bugüne kadar izlediğim en iyi Türk filmi diyebilirim. Gönül rahatlığıyla izleyebilirsiniz.

Ben katili Amir Abbas'ın kalp krizi geçirdiği sahnede çözdüm. Belki siz daha erken bulursunuz.

O hep gülsün, üzmeyin Kewell'ımızı

Galatasaray yönetimi ortalıkta dolaşan Kewell'ın sözleşmesinin dondurulacağı, gönderileceği yönündeki haberler üzerine resmi açıklama yapmak zorunda. Harry Kewell'ın bizim için ne anlama geldiğini gayet iyi biliyorlar. Futbolda başarı çok şeydir belki ama HERŞEY demek değildir. Sakat diye Kewell'ın sözleşmesini dondurma dedikodularına bir an önce son vermelidir yönetim. Herkes sakatken stoper oynayan Kewell'a, Ankaragücü maçında uzatma dakikalarında zamandan çalmak için Bülent Korkmaz'ın 90+2'de oyuna soktuğu Kewell'a sakatlanınca sözleşmesini dondurma teklifi götürmek kelimenin tam anlamıyla AYIPTIR. Girin dolaşın biraz taraftar forumlarını insanlar Kewell için neler yazıyor.
Biz onu çok seviyoruz, biz onu hep gülerken görmek istiyoruz. Üzmeyin onu!

Metalist

Kharkiiiiiiiv :)

Sen sarıyla kırmızı...

'Hayatın tam ortası SAMİ YEN KAPALISI'
Fotoğraf Gizem'den...

24 Ocak 2010 Pazar

Caner'in havaları bunlar

Caner, CSKA Moskova'dan alışık böyle havalara...Valla böyle ağır bir zeminde bırakın oynamayı adeta döktürdü. Zaten kamptan gelen raporlarda hep "Caner müthiş çalışıyor. İkinci yarının yıldızı olur. Takımın en iyisi" gibi övgü dolu sözler vardı. Gerçekten de Ordu maçından beri müthiş oynuyor. Bugünün de yıldızıydı. Solbeke takviye olarak alındı ama orada kendi de söylüyor köreldiğini. Çünkü oyun literatüründe adam kovalamaktan çok kendini kovalatmak var. Topu ayağına aldığında asla geri dönmüyor. 'İleri ileri arş ileri dönmez geri Türk'ün askeri' marşını söyleyerek sanki rakip kaleye saldırıyor. Rakibi öyle zorluyor ki bir yerde mutlaka hata yaptırıyor. Penaltı gibi mesela. Kewell'ın yokluğunda bulunmaz hint kumaşı gibi.
Onun dışında Arda vasat, Nonda verimsizdi, Leo Franco kendine gelen 3 topta yine yürekleri ağızlara getirdi. Muhtemelen Rijkaard yola onunla devam edecektir ama Aykut'un kaleciliğini de beğenmeyen biri olarak kaleyi Ufuk'un devralması gerektiğini düşünüyorum. Ve Mustafa Sarp...Onun için her zaman söylediğimi yine tekrarlayacağım. Adam o adam...
Galatasaray bu havada ve zorlu bir Antep'e karşı 3 puanı alarak yola devam etti. Bu arada Keitalı Fildişi elenmek üzere. O da bir an önce gelsin. Özledik çalımları. Sağdan Keita, soldan Caner...

Dona dikkat !

Malum kış ayı tek mevzu; kar, buz, don... Hatırlayan var mıdır bilmem ama TRT'de bir zamanlar Ersin İmer diye bir hava durumu sunucusu vardı. Yine o dönem ülkede çok soğuk günler yaşanıyor, adamcağız yayını kapatırken iyi niyetle "Hepinize donsuz geceler" diyince işinden oluvermişti.
Şimdi bu don mevzuunu biraz dolambaçlı olacak ama Venüs'e bağlıyoruz. Şekil ortada. Önce bakıyorsunuz ve "Aaaaaa, donu yok" diyorsunuz. Beyaz insan beyaz don giyince sorun yokta kahverengi insan kahverengi don giyince ortaya çıkan sonuç işte böyle oluyormuş... Venüs'ün düşüncesi ne anlamak zor... Diyeceğim ki rakibi karşı cinsten kafa karıştırmak için yapmış, yok... Seyirciyi gaza getirmek için de böyle birşey yapmak abesle iştigal, zaten tenis seyircisinin belli bir kalitesi var. Eğer ben bu yazıyı yazayım diye giyindiyse, tebrik ederim başardı.

Mükafat

Avustralyalı Chris Sutton, 6. etabı kazandıktan sonra kürsüde işte böyle mest olmuş.

23 Ocak 2010 Cumartesi

Daum'un ayağı

Lille, Fransa Ligi'ni kasıp kavuruyordu, kupada yoluna emin adımlarla devam ediyordu. Taa ki Daum, Fransa'ya gidip Lille'i izleyene kadar. Hafta sonu Daum'un stattan takip ettiği maçta Sochaux'ya 2-1 yenilerek tam 7 hafta sonra puan kaybettiler. Bugün Daum belki canlı izlemedi ama kupada amatör takım Colmar'a da penaltılarla elenmişler.

Futbolsuz kalmasın hayat

Bizimkiler sahayı temizlemez

Bugünkü Süper Lig maçlarından ikisi iptal edilince doğal olarak gözler Pazar'a çevrildi. Özellikle de Sami Yen'e. G.Saray-G.Antep maçının ben oynanacağını düşünmüyorum. Mutlaka kulüpten "Elimizden geleni yapıyoruz. Yetiştirmeye çalışacağız" gibi bir ön açıklama gelecektir. Bunu "Ne yapabiliriz ki? Takdir-i ilahi. Son zamanlarda İstanbul'a hiç bu kadar kar yağdığını görmemiştik. Elimizden geleni yaptık ancak olmadı. Biz de oynamak isterdik" açıklaması takip edecektir.
Galatasaray daha önce de bu tip durumlarda benzer taktiği uygulamıştı. Etik olmayabilir ama kanusuz da değil. Sonuçta doğayla da bir yere kadar baş edebilirsiniz.
Bana kalsa oynanmasını isterim. Severim bu tip havalarda tribünde olmayı. Ama kulübümüzün geçmiş yıllardaki uygulamaları gözümün önüne geliyor da pek ümidim yok.

Kestane versus Salep


Karla yatıp, karla kalkmak

Saat 03:00 Beylikdüzü... O saatte ne işin var ayakta diyenlere cevap vereyim Beyaz Show'u izledim. Çok keyifliydi. Candan Erçetin'in şarkıları kadar Sunay Akın'ın her şeyi birbirine ustalıkla bağladığı öyküleri muhteşemdi.Veee saat 12:00 yine bizim evin penceresinden Beylikdüzü... Durum aslında çok vahim görünmüyor ama yağış tipi halinde devam ediyor.... Meteorolojinin asıl yağışın cumartesi akşamı başlayacağını söylediği hatırlanacak olursa yarın durum ne olur bilinmez...
2001 yılındaki o müthiş kar yağışında 5 saatte Beşiktaş'a gidebilmiş. Eminönü'nden Fulya'ya kadar yüremek zorunda kalmış biri olarak şu an pencere arkasından dışarıyı izlemek müthiş keyifli. Bir de arkadaşlarla yakın otursaydık da hep birlikte salep keyfi yapsaydık ne güzel olurdu... Ah, ahhhh.

22 Ocak 2010 Cuma

Oğlum sen Vederson'un yerine girdin

Fenerbahçe'nin fikstür avantajıyla bu sezon en az 5-6 puan farkla şampiyon olacağını söylediğim her yerde kızıyor bizim renktaşlar. Şans da bu sezon F.Bahçe'nin yanında. Son 5-10 dakikada çevirdikleri maçlarla hep zirvede tutundular.
Bugünkü maçta böyle berbat bir zeminde ikinci yarı müthiş top oynadı Sarı-Lacivertliler. Açıkçası mücadele seviyelerini bu kadar yükseğe çıkartmalarını beklemiyordum. Kupadaki Antalya maçı belki ölçü olmaz ama Güney'de seyrettiğim Fener'le bugünkü arasında dağlar kadar fark vardı. Bu istekli halleriyle de 3 puanı kopardılar.
Kadıköy'ün zemini bakıma alınmıştı devre arasında hatta Tokat'la kupa maçını Olimpiyat'ta oynadılar. Bu kadar kısa sürede ve metrekareye bilmem kaç küp suyun düştüğü yerde drenaj işini becermek kolay olmasa gerek. Ancak dünkü sahaya da saha demeye bin şahit ister. Bizim mahallede çok yağmur yağdığında toprak sahamız böyle olurdu. Ama 90'lar geride kaldı değil mi?
Maçın içinde bir de ilginç diyalog olmuş. FBTV'de Bekir anlattı.
Muhabir "Özer'le bir ara gülüyordunuz ne oldu aranızda?" diye sordu.
Ve Bekir anlattı.
"Bir ara baktım bütün takım ileri gidiyor. Özer'e 'Bari sen burada kal' dedim. Özer bana 'Vederson kalır' cevabı verdi. 1-2 saniye düşündüm "Oğlum Vederson'un yerine sen girdin ya' dedim ve gülmeye başladık"

Daha 17

Bir çoğumuz onu "Ya bi çocuk var. 17 yaşında Bayern Münih'te oynuyor" cümlesiyle tanıdı. Teoman'ın şarkısındaki gibi daha 17'yken Bundesliga devindeydi, artık 28 oldu. Dolaştığı takımları, geçirdiği sakatlıkları yazarsam gün döner. İşte Berkant'ın yeni takımı: Atkıda yazıyor copy-paste de yapmadım kesin yanlış yazarım. 17'yken Almanya, 28'de Tayland'a. Gidişat belli. Eskimolar takım kursa...

Abi sehpayı çek de biraz gerileyim


NEC loca kavramına yepyeni boyut getirmiş. Locaları sahaya indirmişler. İlk kez 30 Ocak'taki Sparta maçında buradan maç seyredilebilecek. Biraz buz hokeyi kıvamında geldi bu durum bana. Beşiktaşlı Ronaldo zamanında Ribery'i taç çizgisinde itip tribünlere yollamıştı. Herhalde böyle bir durumda cama yapışırdı. Daha neler göreceğiz şu futbolda bakalım...

Karlar düşer

1 haftadır heryerde insanlar çıkıp "Of felaket soğuk hava geliyor, 7 metrelik dalgalar oluşacak, köprü sağa yatacak, viyadüklerin üzerinde Tuğba Karademir paten yapacak" gibi felaket senaryoları anlatıyor. Yahu memlekete ilk kez kış gelmiyor. Paniğe gerek yok. Karlar düşer, birileri biraz sıkıntı çeker, çocuklar kardan adam yapar, en yakın arkadaşınız eşşek şakası yapar arkadan gelip suratınıza bir kartopu fırlatır. Budur.
Haydi Elano, at frikikten pazar bir tane...

The Striker

Romario...

21 Ocak 2010 Perşembe

Hoş geldin Jo

Akşam İstanbul'da...

Ner'de kalmıştık... (18. hafta tahminleri)

Turkcell Süper Lig'de ikinci yarı yarın başlıyor. Bizim de tahmin yarışmamız tüm heyecanıyla devam ediyor. İşte 18. hafta maçları ve benim fantazisi bol tahminlerim. Hepinize kolay gelsin.

Edit: Arkadaşlar malum tahminlere katılım fazla ve bu yüzden listemiz bir hayli uzun. İkinci yarıyla birlikte elemeye geçeceğim. 19. haftadan başlayarak sadece bir kez tahmin yapanları, 20. haftada sadece 2 hafta tahmin yapanları atarak listeyi azaltacağım. İtiraz eden varsa şimdi konuşsun ya da sonsuza kadar sussun :)

Fenerbahçe-Denizli: 1
Eskişehir-Manisa: 0
Kasımpaşa-Bursa: 0
Beşiktaş-İst.Bş.Bld.: 1
Kayseri-G.Birliği: 0
A.Gücü-D.Bakır: 0
Trabzon-Sivas: 1
G.Saray-G.Antep: 1

R kare

Dünya futboluna damga vurmuş iki R; Ronaldo ile Roberto Carlos aynı karede... Ve tabii ki Corinthians formasıyla. Gönül ikisini aynı anda çubuklunun içinde görmeyi çok isterdi, kısmet değilmiş. Burdan bir hayli cevval gönderdiğimiz Roberto Carlos bir hayli yorgun görünüyor, öyle Ronaldo'nun arkasına saklanmakla olmaz ki bu işler :) O gider gitmez sallamaya başladı ya biz de altta kalmayalım değil mi?

20 Ocak 2010 Çarşamba

Kazım da modaya uydu mor oldu

Hiç şüphesiz bu seneye damgasını vuran renkler oldu Mor-Beyaz... Galatasaray'ın sezon başında piyasaya sürdüğü yeni formalarıyla beraber az tantanası yapılmadı. İtiraf edeyim göze hoş geliyor ama rakibi kızdırırken de çok işe yarıyor. Kazım'ı elinde böyle mor-beyaz formayla görünce insanın aklından "Allah korusun elindeki Galatasaray forması da olabilirdi" diye bir geçiveriyor.
Girişi saçma bulanlar olabilir ama ne yapayım ki acım çok büyük... Gitti gidecek derken kuş oldu uçtu deli çocuk... Deliydi, doluydu, ele avuca sığmıyordu, artistik hareketleri seviyordu ama ben sahadaki Kazım'ı beğeniyordum, bazılarının "Sen futboldan anlamıyorsun da ondan" demesine inat.
Bundan sonra Fransa'da Toulouse forması giyecek. Fenerbahçe'de 8 numaraydı orada bir numara yükselişe geçip 9 olmuş. Umarım futbolu da aklı da bir basamak yükselir ve yeniden Sarı-Lacivert formayı giyer.