
Yolunuz Bakırköy ya da Yeşilköy Sahile düşerse Romen vatandaşların saldırısına hazırlıklı olun.
Galatasaray-Fenerbahçe derbisi öncesi 2 Galatasaraylı dostla (Gülden ve Petit) kahvaltı için buluşup adeta bir centilmenlik örneği sergiledik :)
Gülden'le Bakırköy Deniz Otobüsü İskelesi'nin önündeki durağa adımımızı atmamızla tonton, altın dişli teyzenin kapsama alanına da girmiş olduk... Elindeki kırmızı karanfili uzatıp başladı yazmaya;
"Senin yıldızın düşük... Nazara çok geliyorsun. Bu karanfili senin için okudum. 7 güne kadar mutlu bir haber alacaksın. Sana gelinlik görünüyor. Bir de oğlun olacak. Bu yanındaki hanım kıza (Gülden oluyor kendisi) bütün sırlarını verebilirsin..."Yıldızımın düşük olduğunu zaten biliyorum. Geçiniz... Okunmuş karanfile gerek yok. Allah'a şükür okur yazarlığım var ben bol bol okuyorum. Bugüne kadar fallarda oğlanın yanında kız da çıkıyordu demek yaş ilerlediği için artık sadece oğlanla idare edeceğiz kız şansını kaybetti. Ancak 7 güne kadar ki mutlu haberi merak etmedim değil. Yalanda olsa insan iyi şeyler duymak istiyor galiba.
Neyse ben teyzeden kaçmaya çalışıyorum teyze peşimi bırakmıyor bir de Gülden'in elini tutmuş salmıyor.
"Bir ekmek parası ver karanfil senin" ısrarını sürdürüyor.
Üzerimde bozuk para olsa verip kurtulacağım yok. Çantadaki tek nakit 50 TL. Teyze diyor,
"Bozulmayacak para yok ben hepsini bozarım." Valla o zaman teyze bu işte bir terslik var. Madem tüm paraları bozuyorsun senin bana bir ekmek parası veriyor olmak gerek.
Karanf

ili merdivene bırakıp üst geçidin basamaklarını tırmanırken o da nesi, kulağımdaki küpe kendi kendine yere düşüyor. Kırılmış :( Valla ya falcı teyzenin nazarı değdi ya da ahı tuttu.
Tüm bunlara rağmen Bakırköy'de güzel bir kahvaltının ardından kahve için Yeşilköy'ün yolunu tuttuk. Veee dakika bir gol bir yukarıdaki fotoğraftaki sahne.
Teyze, Petit'e; "Al bi karanfil sana diyeceklerim var. Senin takım kaybedecek" dediği an Petit görüldüğü üzere yerle bir. (Ş

aka şaka. Teyzenin bir şey demesine kalmadan Petit uyuyor numarasıyla tehlikeyi uzaklaştırdı.)
Bu arada kıyafetlerden de anlaşılacağı üzere Petit derbinin havasına erken girmiş... Galatasaray tişörtü, ultrAslan montu, veni vidi vici atkısı ve uğur atkısı...
Bu arada tüm iyiliği de üstündeydi. Önce çay bahçesinde topu kafenin damına kaçan çocuklara yardım elini uzattı. Çocukların "Ağbi lütfen topu atarmısınız, söz bir daha kaçırmayacağız" çığlıklarını koca parkta tek duyan insan olan Petit dönüşte;
"Top Fenerbahçe topuydu ya" diye söyleniyordu. Bu arada sırf üzerinde Galatasaray eşofmanı var diye çocuktan çekirdek almayı da ihmal etmedi... Valla ne diyeyim pes.
Ve dönüş yolu. Petit; Yeşilköy'den Sirkeci trenine binerken benim sanatsal bir çalışmam... Petit trenin içinde değil, camdaki trene yetişmeye çalışan Petit'in yansımasıdır.

Yarın büyük derbi için Ali Sami Yen'deyiz... Petit her zamanki yerinde yani kapalıda. Ben ise basın tribünündeyim... Maç sonu herkes bulunduğu yerden gördüklerini mutlaka yazacaktır. Sonuçtan her zamanki gibi çok emin değilim... Şartlar Galatasaray'ı favori gibi gösteriyor. Ama bildiğim bir şey var ki derbilerde favoriler kaybeder.