30 Eylül 2010 Perşembe

Servet kadrodışı

Servet, Karabük'e götürülmedi. Belli ki durum ciddi. Çünkü son 2 haftalık performansıyla kesilmeyi hak etmiyordu, sakat da değildi.
Medyaspor'un haberine göre Rijkaard ve Servet idmanda tartışmış bunun üzerine de Hollandalı hoca Servet'i kadrodışı bırakmış.Karabük'e götürülmeyecek kadar ciddi bir tartışma ne olabilir şu anda bilmiyorum ama nasıl olsa kokusu çıkar bunun.
Emenike'yle baş edebilecek kalıpta bir o vardı takımda. Hakan Balta'nın da 18'e alınmadığı düşünülürse yerine savunmada Neill'in partneri Gökhan zan olacak...
Öncelikle şu tartışmada kim haklı ona bakalım...

29 Eylül 2010 Çarşamba

Süper Lig 7. hafta tahminleri

Karabük-G.Saray: 2
Buca-Eskişehir: 1
Manisa-Kayseri: 0
F.Bahçe-G.Birliği: 1
A.Gücü-Konya: 1
Sivas-G.Antep: 1
İstanbul BŞB-Bursa: 0
Trabzon-Beşiktaş: 1
Antalya-Kasımpaşa: 1

Hadi bakalım gençlik...Bol şans...

Taraftar Dianne

Beşiktaş derbisinde Alex'in ne kadar durgun olduğu konuşuldu... Sebebi anlaşılırdı... Eşi Dianne rahatsızlandığı için o gece hastanedeydi...Alex de maç sonu zaten "İkiyi bölümdüm. Bir yanda Beşiktaş derbisi bir yanda eşim" diyerek o gecenin en basit özetini yapmıştı. Tabii bir de haberin Dianne bölümü var. HT Spor'da bayan Alex'le ilgili şöyle bir haber var:
Ameliyata girecek Dianne'yi F.Bahçe'nin Brezilyalı futbolcuların eşleri ziyaret etmek istemiş. Ancak Dianne "Alex'in ve F.Bahçe'nin sizlere ihtiyacı var. Maç sonunda ziyarete gelirsiniz" diyerek Kadıköy'e göndermiş.
Buraya kadar normal diyelim ama işte şu yaptığı onun harbi taraftar mantığıyla düşündüğünü ispat ediyor
Dianne locaya giriş kartını da arkadaşına vermiş...

28 Eylül 2010 Salı

Ibrox'a Celtic formasıyla çıkmak intihar olur


Bursaspor'un Ibrox'taki maça hangi formayla çıkacağını bilmiyorum son kararı Ertuğrul Sağlam verecekmiş. Ancak o çok konuşulan Celtic formasının benzerini de götürmüşler. Gerçi benzeri ne kadar doğru bir ifade bilmiyorum bildiğin aynısı işte. Ancak Bursaspor bir çılgınlık yapıp bu formalarla sahaya çıkarsa dünyanın en gürültülü statlarından biri olan Ibrox tribünleri üzerine çöker. Rakip futbolcular da farzedelim 2-0 öne geçtiler oyunu rölantiye alacakları varsa da almazlar. Böyle maçlarda özellikle de aşırı hassas durumları olan takımlara karşı rakibi kışkırtmak anlamsız olur. Mesela 2 örnek vereyim:
Geçtiğimiz sezon F.Bahçe, Sami Yen'e gelirken Emre Belözoğlu'nun durumu belirsizdi. Malum Emre'nin Sami Yen çimlerine ayak basması G.Saray kanadını bir başka hırslandırıyor. Başkan Aziz Yıldırım tam hazır olmayan Emre'nin gelmesini istemedi ki G.Saray fazladan motive olmasın. Bence gayet doğru bir karardı...
İkinci örnekse birkaç yıl öncesinden bir basket maçı. G.Saray'ın rakibi Gran Canaria, renkleri Sarı-Lacivert, koçlarının adı Maldonado... Canaria takımı parkeye adımını ilk attığında ortalık "Fuck you Canaria" diye inliyordu. Adamlar da şaşırdılar bu insanlar bizden neden bu kadar nefret ediyor diye... Tabii onların Bursa gibi bir durumları yoktu. Takımın ismini, rengini veya koçlarını değiştirecek halleri yoktu ama G.Saray için ekstra motivasyon sağlayan, taraftarı sürekli canlı tutan bir durumdu bu o yüzden yazdım.
Edit: Ertuğrul Sağlam açıkladı sahaya bu formalarla çıkmayacaklarmış...

İşte futbol dilencisi

Bilica'ya dikkat

Alex penaltıyı kullanıyor, Kasımpaşalılar Bilica'yı tutmuş bırakmıyor. Alex topa vurmadan gider de bir çukur açar diye mi korktular acaba?

Kulaklarım çınladı


27 Eylül 2010 Pazartesi

6. hafta puan durumu


Haftanın şampiyonları 8'er doğru tahminle Yakir ve frknys-22 oldu kutluyoruz. Ahtapot'un liderliği ise sürüyor. Ancak 6 arkadaşın nefesi ensesinde.

33- Ahtapot Poul (6)
31- Asım Erel (7), Dt.İbo (5), kaan yıldız (6), Kutay Yavuzyılmaz (7), Uğur (7), Umut Öncel (5)
30- Mr.Y (5)
29- BoZ (5), Burkino (6), extensor (7), FCN Blog (6), Tayfun (7), Zeki (5)
28- flex (7), Mertcan (5)
27- Arkhe (6), Beckham07 (5), Diego (7), dvrn (5), Mrcool (7), SaRu (6), Sayerlack (3), yasemin (5)
26- BeytullahBaba (5), fethi (6), frknys-22 (8), Genzo (6), Melih Ertan (5)
25- Emre Elmas (7), Neo Wan (7), Petit (6), prethorian (6), Realfun (4), Tarjeta Amiralla (7)
24- oypa13 (4), warBlood (3)
23- Hamza (5), HoAmca (4), İsanko (5), Massimo (4), painkiller (5), Semih (6), Umut Uluer (6), Yakir (8)
22- aks111 (4), Alengir (4), Cenk Akın (6), marco (5), Onur (5), Pamukk (3), Shevcka (5),
21- Cengizhan Türkiş (5), Kalabay (7), Panda (6), sekhranikos (3), Tanear (5), Theplaymaker (5)
20- Ahmet (6), Bonaventure (5), carpe (4),etk1907 (4), soldansagdışlamuzorta (4), The Mesut (4), TurkuSev (6), Vay anasını yaaa (5), ZorTürk (5)
19- Erman Tüneri (5), feetdeep (5), HortoMogiko (4), Mutlu (4), Selaminko (4), 07 Gençlik (5)
18- İlker Bilir (4), Kartal Bafiler (4), Kuzen Larry (4)
17- Apointes (4), darkfeanor (3), fairtail (4), Mehmet Orçun (5), oLi (4), 90+3
16- Aksilaz (5), geloraptor (5), hedehödö (2), 78’ers (2)
15- The patriot (4)
14- can (4), DoğanŞ (6), Oğuz (5), Sepelek (4), S.Dyrn,TA (4)
13- Emre Akduman, hasan , muyek
12- Ahmet Serdar , Barıs, çağdaş , hayattansıkıldığımda
11- Horozmania (4)
10- Burçin, Lord Rico Jell (2), Mtunay , Okan Yücel , Yunus Y. (5)
9- dilkulübü (4), Yiğit Yılmaz (5)
8- Mithra , Nazmi Çiloğlu,Özgün, Sina Karadağ (5)
7- classixc, çekirdekçi tayfa (7), hbabur , mehmet berfu , Tango
6- Anıl Koç, Özgür Uslu1972, rdvnni , Salih (6), zahıt (6)
5- e.k , felix mourinho, Shemiem (5), Seçkin Deniz
4- alperen, arsw (4), BaTu1sT (4), euler, holygan, ilhan (4), Utku Nalbant, xavier
3- A.A , alimi , Berke, Buğra , Cisco, goldenaxe , Ugrgnc, Ulaş
2- pdvn

Kaporasını verdik abi...

Ali Sami Yen'de (Teşekkürler yönetim!) Kasımpaşa-F.Bahçe maçı seyrettik. Yalnız maçta öyle bir 25 dakika oynandı ki muhtemelen 20.00-21.00'de yurt genelinde oynanan halı saha maçlarının 25 dakikasında 5 gol olmamıştır. Mahallenin zenginlerinden kurulu F.Bahçe kendi formasıyla gelmişti. Kasımpaşa ise geçen hafta A.Gücü maçındaki gibi halı sahalarda dağıtılan o pembe ve illa ki terli formalarıyla.
Saçma sapan defans hatalarıyla üst üste goller oldu. Önce Gökhan Gönül boşuna oftaytı bozdu Paşa öne geçti sonra Ersen Martin "Ben daha fazla saçmalayacağım" diyerek kornerden gelen topa penaltı yaptı. Ardından F.Bahçe'de Dia sahne aldı asistleriyle takımını üstünlüğe taşıdı, Paşa cevap verdi. 25 dakika sonunda 3-2'lik skor çıktı ortaya.
İkinci yarıda gardı düşen Paşa karşısında F.Bahçe, Sadabad Parkı'nda dolaşır gibiydi... Yürüye yürüye Paşa'yı 6'lık yaptılar.
Bu arada G.Saray'a edilen küfürleri acaba yönetim de duydu mu? Neyse ya duymadılarsa haftaya Bursalılar da kulakları çınlatır!

Mutlu yıllar Totti

34 olmuş...

Uff olmuş

Marco Borriello krampon darbesine maruz kalmış. Ama olmaz ki böyle de basılmaz ki.

www.kraloyun.com

3 haftadır ne takım ne de Baros doğru dürüst top oynuyordu. Dünkü İstanbul BŞB maçında ilk yarım saat enfes bir G.Saray seyrettim, seyrettik. Sonuca, skorla bakmaksınız işte her taraftarın görmek istediği takım bu. Yani 13 dakikada o iki gol gelmese de sorun değildi. Zaten gerçek taraftar skora çok da takılmayandır.
Bence G.Saray'ın bu olumlu futbolunda tek başında değil tabii ki ama Lorik Cana'nın katkısı var. Buca maçında hatırlayacaksınız 80 dakika pozisyon bulmakta zorlanan G.Saray'da Arnavut futbolcu oyuna girmiş ve her topu ileri kullanarak üst üste Pino'yu golle burun buruna getirmişti. İstanbul BŞB karşısında da Cana oyundayken G.Saray'ın oyunu rakip kaleye yıkması sanırım tesadüfle açıklanamaz.
Serkan Kurtuluş'un sağ kanatta yaptıklarına da şapka çıkarmak lazım. Sabri'den formayı alması tabii ki zor ama herhalde Rijkaard artık Sabri sakat veya cezalı olduğunda umarım bir daha Ali Turan'a formayı vermez. Maç özetlerinde belki sadece 2 ortasını gördünüz ama bindirmeleri, o bindirmeler sonucunda geriye dönüşleri ve rakip hücum pres yaptığında saklambaç oynamayıp arkadaşını rahatlatmak için top alması takdir edilecek yanlarıydı. 
Tabii maçın adamı 'Kral' Baros'u ayrıca konuşmak lazım. Adam büyük golcü. Genel olarak da o kadar verimli oynuyor ki. Yerde attığı golü Türkiye'yi geçtim, dünya üzerinde atacak kaç forvet vardır. Gerçi maç sonu mutevazi konuşup "Abartmayın, şanslıydım" falan demiş ama yok abi bu öyle şansla atılmış bir gol değil. Pes etmezsen, bu pozisyon öldü demezsen, yere düştüğünde bile aksiyonunu devam ettirecek gücün varsa ancak atarsın o golü. Karabük deplasmanı onsuz biraz zor olacak.
Bu arada maçın geneline bakmak gerekirse G.Saray, İstanbul BŞB'ye çok takılmıyor ama dün iş iyice kolay oldu. Belediye'ye erken gol atamazsan can sıkıcı bir takım. Hasagic gibi topları 5 dakikada oyuna sokan kalecisiyle, maç sonları skor istedikleri gibiyle yerden kalkmayan futbolcularıyla insanı futboldan soğuturlar. Ama 13 dakikada 2 gol gardlarını düşürdü. Zaten böyle durumlarda ayağa kalkacak planları ve güçleri yok.

26 Eylül 2010 Pazar

Son kolcu

West Ham kalecisi Robert Green, bu sezon kendisine yapılan tüm eleştirilere bu hareketle karşılık vermiş. İngiliz basını bu harekete şaşırmış olabilir ama biz çok alışkınız. Unutanlara hemen hatırlatalım.
 2007 yılında Avrupa Şampiyonası Eleme Grubu'nda Macaristan ile oynanan maçın ardından Emre bu hareketi basına yaptı.
G.Birliği başkanı İlhan Cavcav'ın hareketi ise Ankaragücü tribünlerine.

Hayata MESSİ kadar güzel çalımlar atmam dileğiyle

Uğur Önver'in MESSİ isimli kitabını bilenler biliyor... Pekçok site ve blogta haberi çıktı. Bilmeyenler ise şimdi öğrenmiş oldu. Kitap çıkalı çok oldu ancak bu kez şöyle en imzalısından elime geçmeden kitap hakkında yorum yapmadım. Eee o kadar arkadaş kaprisi de olsun dimi ama.
Kanyon'da dar bir zamana sığan ama o darlığına rağmen herkeslerin kulaklarının çınladığı bir sohbet oldu. Her zaman olduğu gibi Kanyon'da yine kaybolarak buluşma noktasını bulmayı başarsamda, D&R'da Uğur'un kitabını bulamadım. Bu ne demek oluyor; "Arkadaşımızın kitabı yok satıyor." Süper....

Uğur'un ilk kitabı "Özledim.com" genç kızlar içindi... Messi ise futbola aşık genç erkekler için. Futbolun bit lakaplı dev adamının hayat hikayesini bilenler üstünden geçip, hatırlıyor, bilmeyenler ise en ince ayrıntısına kadar öğreniyor. İçindeki resimler de kitap kadar başarılı. Bunun için de çizeri Uğur Köse'yi tebrik etmek gerekiyor. Kanyon'dan Beylikdüzü'ne gidene kadar kitabı okuyup bitirdim. Gerçi sağımda solumda duranlar kazık kadar kız niye resimli kitap okuyor diye abuk sabuk bakındılar ama olsun.
Kitap kadar canım arkadaşımın benim için yazdığı yazıyı da çok sevdim. Umarım hayata Messi kadar güzel çalımlar atabilirim. Kolay mı derseniz elbette değil. Çünkü kitabı okuyunca bir kez daha görüyorsunuz ki öyle kolay Messi olunmuyor.

25 Eylül 2010 Cumartesi

Seni unutmayacağız Erhan Albayrak...

Alpaslan Abimiz'i kaybettikten sonra Sami Yen'deki Konyaspor maçı...
Konyaspor gol atıyor... Topu ağlarımıza yollayan Erhan Albayrak koşarak Kapalı'nın önüne geliyor ve tavana asılı olan Alpaslan Abi'mizin posterini gösteriyor.
Bu taraftar senin gibi ADAMLARI unutmaz hiç...

Seni unutmayacağız Alpaslan Abi...


Banu Yelkovan'ın kaleminden...

Futbol nedir? Takımınıza maçı kazandıran şey nedir? İnce ince düşünülmüş, özenle uygulanmış bir taktik mi? O taktiği yaratan ‘beyin’ mi? Uygulayan futbolcular mı? Taktik maktik hak getirdiğinde sahneye çıkan yıldızlar mı? Yoksa lehinize aleyhinize, artık Allah o gün ne verdiyse, ince ince düdük çalan hakemler mi? Hepsinin özü şans mı yoksa? O topu direkten döndüren ya da filelerle buluşturan, son saniyede dünyanın en iyi kalecisine elinden kaçırtan, yaradana sığınıp vurduğunuzda 90’a takan? İyi bir zemin yeter mi kazanmaya, sadece inanarak kazanılıyor mu gerçekten yoksa? Taraftarı neresine koyuyorsunuz futbolun peki? Birbirine denk iki takım 4-4-2 oynadığında maçı kim kazanacak, söylesenize hadi?
Ben, uzun seneler önce, futbolun taraftar olduğuna inandım... O maçı güzelleştiren, nefis bir stadyum, güzel bir zemin, iyi bir kadro, limonata gibi bir hava kadar, dolu tribünler oldu benim için... Hatta tribünler olduktan sonra, onlar olmasa bile oldu zaman zaman... Ben tribünde edinilen arkadaşlıkları, o haftadan haftaya, 90 dakika için bir araya gelmeleri, tribünde gülme krizine girmeleri, devre arasında maç geyiği yapmaları, kim var kim yok diye bakmaları, tekrarı olmayan pozisyonu kaçırdığında yanındakine ‘Kim attı, kim attı?’ diye sormaları sevdim...
En çok arkadaşlarımı sevdim
Aynı anlamsız tezahüratı, bir profesöre ve bir ilkokul mezununa, bir üst düzey yöneticiye ve kapıcısına omuz omuza yaptıran neydiyse artık, benim sevdiğim tam da oydu... Soğuk havalarda tribünde bir avuç olmanın hissettirdiği ayrıcalığı sevdim ben... Soğuktan donmaya ramak kala patlayan ve tek amacı bizi zıplatarak ısıtmak olan “Çıldır, çıldır, çıldırmayan...” tezahüratını sevdim... Hava ne kadar soğuk olursa olsun, tribünde hissedilen ‘Aslında o kadar da soğuk değil!’ duygusunu sevdim... Yağmurda ıslandığını fark etmeden ıslanmayı, güneşte yandığını anlamadan yanmayı sevdim...
İlk defa çıktığı kız arkadaşını maça getirip, galibiyet sonrası tezahürat yapa yapa eve gittiği için kızı statta unutan salak tribün arkadaşımı sevdim... Her maçı falancanın sağında filancanın solunda, sezonlardır yıkanmayan kokuşuk (aka uğurlu) formasıyla seyretmezse o maçın kesin kaybedileceğine inanan naif erkekleri sevdim... “Bu erkekler neden sadece statta naif?” diye düşünmeyi sevdim... Gittiğimiz fasıllarda bazı şarkıların ‘orijinal’ versiyonunu hatırlamamayı, büyük bir ciddiyetle, kimseye fazla çaktırmamaya çalışarak tribün versiyonunu söylemeyi sevdim... Alelade bir şarkı radyoda çalarken içimden, sırf o şarkı bizim takım gol attığında statta çalan şarkı olduğu için kendimi ‘Gooool’ diye bağırırken yakalamayı sevdim... Maç öncesi tahmini 11’ler yapmayı sevdim... Maç sonrası ev yolunda maç kritiği yapmayı da... Hagi’yi sevdim ben... Hooijdonk’u sevdim... Nouma’yı da...
Ama ben en çok tribünde edindiğim arkadaşları sevdim... En sağından başlayıp, ortasından geçip, en solunda karar kıldığımız tribünde yanında oturduğumuz Sarı’yı, Nevzat’ı, Bülent’i, Emin’i, Zafer’i, Burak’ı, Alpaslan’ı...
Maça gidince orada olduğunu bildiğin bir şeydi Alpaslan... Nasıl Galatarasay’ın tam kafandaki olmasa da öyle ya da böyle bir 11’le sahaya çıkacağı kesinse, Alpaslan’ın da orada olacağı kesindi... Aşağıda durur, pankartları tek tek astırırdı... “Kanka, üst üste gelmesin” derdi... Tribünde kavga da gördüm, korkunç yenilgiler de, ama Alpaslan’ın gülmediğini hiç görmedim ben.... Basketbol maçında da oradaydı, deplasman maçında da... Bursa deyince Ebru telefonda, “O maç haftaya değil miydi?” diye düşündüm anlamsızca...
Bizim arkadaşlarımız daha hiç ölmemişti Alpaslan... Annemlerin uzaktaaaan ahbaplarının başına gelen bir şeydi ölüm... “Kaç yaşındaydı?” diye sorunca “83” cevabıyla gizlice iç rahatlatan bir şeydi... Ama meğer ölüm varmış, korku varmış, bu dünyanın sonu varmış... Sayende onu da öğrendik Alpaslan...

Beşiktaş-Antalyaspor: 2-1

Schuster'in geçmişteki takımları gibi Beşiktaş da nefis top oynuyor. Ligin üstündeki kalibresiyle Siyah-Beyazlılar rakibe gerçekten yaşam şansı vermiyor. Top dolaşımında hızı iyice artırdılar. Savunma dirençleri de arttı artık rakibe çok pozisyon vermiyorlar. Yine de tüm bunlara rağmen karşılaşmayı Deniz'in son dakikada kaçırdığı golle veya hakem İbrahim Üzülmez'in yaptığı bariz penaltıyı verse beraberlikle tamamlayabilirlerdi. Ama bu yine de futbollarına gölge düşürmez.
Hani bizim maçlardan önce Premier Lig maçları var ya. Oradaki futbolu seyrettikten sonra "Şimdi bizim maç çekilmez" diyoruz. İşte Beşiktaş'ı izlerken  durum hiç de öyle değil. Nefis tempo yapıyorlar. Arada sırada elbette takılacaklar ama dün Bursa'ya yazdığım gibi "Biz bu maçın favorisiyiz" mesajını onlar da açık açık veriyorlar.

24 Eylül 2010 Cuma

1963-2010

1963- Ali Sami Yen İnşaatı
               2010- Türk Telekom Arena İnşaatı

İlk fotoğrafı twitter'da gördüm... Alttaki malum hepimizin tanıklık ettiği bir foto. Mevzu aradaki 7 farkı bulun değil... Zaten arada 7 fark değil, dağlar kadar fark var. Mevzu, ikisi bir arada dursun da bir arşiv değeri olsun. Belki bir 47 yıl sonra Galatasaray takımı yine bir stat inşaatında poz verir o zamanda bizden sonrakiler hepsini bir araya getirir.

Bursa Süper Lig'in Inter'i olmuş

Son şampiyon Bursa bu sezona da müthiş başladı, 6'da 6 yaptı...
Timsahlar bu sezon Valencia maçı dışında oldukça olgun futbol oynuyor. Daha doğrusu bayağı büyük takım gibi bir saha duruşları var. Geçen sene Ertuğrul Sağlam ve futbolcuların zor zamanlardaki panik ifadesi yok. Kötü de oynasalar belli bir oyun disiplinleri var ve bunu asla bozmuyorlar.
Inter'in Serie A'da kurduğu hegemonyayı anımsatan bir tarzları var. Bir kere rakiplerine "Biz sizden iyi takımız ve bu maçın favorisi biziz" mesajını hissetiriyorlar. Çok iyi savunma yapıyorlar. Skor avantajını ele geçirdikten sonra hafif geriye yaslanıyorlar ama asıl tehlikeli anları tam da bu zamanlar. Çünkü öldürücü kontratak yapıyorlar. Sercan biraz akıllı ve becerikli olsa Bursa 1-0 öne geçtiği maçlarda rahatlıkla 2'yi 3'ü bulabilir.
Tabii duran toplardaki etkinliklerini de unutmayalım. Özellikle Ali Tandoğan'ın kullandığı toplarda mutlaka bir üretim var.
Bursaspor elbette bir yerde takılacak ama bu puan kayıpları öyle birkaç hafta sürecek gibi durmuyor. Çünkü geçen seneden beri en iyi becerdikleri şey olan 'takım olma'  hüviyetlerine sımsıkı bağlılar. Şampiyonlar Ligi'nden çok hırpalanmazlarsa yani eleneceklerse de 3-5 puan alıp "Elveda" derlerse bu sezon da rahat rahat şampiyonluğun güçlü adaylarından...

Kan patlaması

Atletico Bilboa'nın 2004 yılında giydiği forma... İnsan bunu görünce günümüzün abuk sabuk renklerdeki formalarını öpüp başının üstüne koyası geliyor.

23 Eylül 2010 Perşembe

Elano

F.Bahçe'deki Alex krizinin benzeri G.Saray'da ufak ufak alevleniyor... Rijkaard sezon başında kalması için direndiği Elano'yu belli ki bir süre yedekte bırakmaya kararlı.
Transfer döneminde Elano'ya 2 ciddi teklif geldi. Biri Rusya'dan ona Elano gitmek istemedi. Diğeri de Palermo'dan. Palermo, G.Saray'a 4 milyon Euro önerdi, Elano'ya da 1.8. Bu teklifi de ne G.Saray ne Elano kabul etti.
Ancak Elano şimdi saatli bomba gibi duruyor. Yılda 3.5 milyon Euro verdiğiniz bir adamı kenarda tutmak mantıklı değil. Bana göre Rijkaard, Elano'dan umudunu çabuk kesti. Çünkü Pino veya Aydın tarzı adamlarla belki birkaç maç sonuca gidersiniz ama Elano'yla sahaya başka bir futbol aklı koyarsınız. Oyununuz bir kademe yukarı çıkar. Onu kazanmak varken şimdi gazetelerde çarşaf çarşaf "Eğer oynamayacaksam gideyim" haberleri okuyoruz. Elano'nun G.Saray'a gelme nedeni belli. Manchester City, Araplar'ın eline geçince yapılan çılgınca transferler sonucu yedek kalacaktı. Dünya Kupası öncesi boy göstermek için İstanbul'u tercih etti. Ama şimdi yine yedek. Ve artık Brezilya Milli Takımı'nın başında onu çok seven ve başarıyla kullanan Dunga da yok. Yeni teknik direktör Menezes de Elano'yu milli takıma çağırmadı... F.Bahçe'den Santos'u çağırdığını göz önüne alırsak Elano'yu ısrarla 11'de kullanmak doğru yol. Çünkü Menezes takip edip Santos'a davet gönderiyorsa Elano da kendini bir şekilde göstermek isteyecektir.
Bir de hepsini geçtim adam Elano ya... Böyle adamları Türkiye'ye gelmeye ikna için bin dereceden su getiriyoruz ama çabuk kaybediyoruz.

Futbol romantik bir oyundur...



5'te 5

Bundesliga'da sezon şaka gibi başladı... Mainz 5'te 5 yaparak lider... Raul, Huntelaar, Jurado transferleriyle "Bu sene Bayern'i zorlar" dediğimiz Schalke daha ilk galibiyetini bu hafta alabildi. Bana göre 3-4 sezondur en güzel lig orada oynanıyor.

22 Eylül 2010 Çarşamba

Cimbom Riquelme'yi izlerken


Bizim tribünden menajer arkadaşım Togutay twitter'da paylaşmış. Sevdim hikayeyi... Buyrun:

Riquelme, İspanya'da oynarken G.Saray'da dönemin yöneticileri Ali Dürüst ve Orhan Yüzen, Villarreal maçına gidiyorlar...
Maç başlamadan önce Orhan Yüzen'e telefon geliyor "Orada Riquelme var onu seyredin özellikle" diye...
Orhan Yüzen, Ali Dürüst'e dönüp şöyle diyor: Ali Abi haber geldi. Riquelme diye biri varmış onu özel seyredin dediler...
Veeee Ali Dürüst'ün cevabı: Orhancığım kafayı karıştırmayalım biz Roman diye birini izlemeye geldik ona bakıp döneceğiz.

Bu arada Orhan Yüzen gibi G.Saraylı az gördüm. Nefis yöneticiydi.

Süper Lig 6. hafta tahminleri

Bursa-Buca: 1
G.Birliği-A.Gücü: 0
Beşiktaş-Antalya: 1
Eskişehir-G.Antep: 0
Konya-Karabük: 1
Kayseri-Trabzon: 0
G.Saray-İstanbul BŞB: 1
Manisa-Sivas: 1
Kasımpaşa-F.Bahçe: 2

Geçen hafta gecikmiştik bu hafta tahminleri erkenden koyalım...

Durun siz kardeşsiniz...

Arsenal Sarandi, River Plate'le oynuyor.
Valla oynuyor siz bakmayın Sarandi'li futbolcuların birbirleriyle ikili mücadeleye girmesine :)

21 Eylül 2010 Salı

Puyol face'de 250.000'i bekliyor

Puyol 32 yaşına geldi, kaldırmadık kupa bırakmadı ama İbrahim Üzülmez gibi hala sahadaki 22 ismin en genci gibi oynuyor...
Puyol bir arkadaşına şöyle demiş: Facebook'ta 40 yaşına devam etmem gerektiğine inanan 250.000 kişiyi bulursam futbolu o yaşta bırakacağım.
Şu anda üye sayısı 108.000 civarında. Varsa Puyol seveniniz buyrun

O diyorsa doğrudur

"Cristiano Ronaldo egoist bir futbolcu"
Sara Carbonero

20 Eylül 2010 Pazartesi

5. hafta puan durumu

Elin Ahtapot'u Dünya Kupası'nda şov yaparsa bizim Ahtapot'umuz da liderlik koltuğuna oturur. Trabzon maçını kaçırmasına rağmen kendisi 6 doğru ile ayrıca haftanın en iyilerinden de oldu. Haftanın diğer en iyileri Dt.İbo, Umut Öncel, Petit, Mehmet Orçun, Yakir, feetdeep ve Prethorion oldular.
Bu arada G.Antep-Bursa maçı tatil edildi ancak biz sonucu Bursa'nın galibiyetine göre işledik bilginize.

27- Ahtapot Poul (6)
26- Dt.İbo (6) , Umut Öncel (6)
25- kaan yıldız (5), Mr.Y (5)
24- Asım Erel (5), BoZ (4), Kutay Yavuzyılmaz (3), Sayerlack (4), Uğur (4), Zeki (5)
23- Burkino (4), FCN Blog (5), Mertcan (5)
22- Beckham07 (4), dvrn (5), extensor (3), Tayfun (2), Yasemin (4)
21- Arkhe (5) , BeytullahBaba (5), flex (3), Melih Ertan (4), sARu (5), warBlood (3)
20- Diego (2), fethi (3), Genzo (2), Mrcool (4), oypa13 (4), Realfun (4)
19- HoAmca (2), Massimo (2), Pamukk (4), Petit (6), prethorian (6)
18- aks111 (3), Alengir (3), Emre Elmas (4), frknys-22 , Hamza (4), İsanko (3), Neo Wan (5), painkiller (5), sekhranikos (3) , Tarjeta Amiralla (5)
17- Marco, Onur, Semih (5), Shevcka (4),Umut Uluer (2), 90+3 (2)
16- carpe (2), Cengizhan Türkiş (4), Cenk Akın (4), etk1907 (5), soldansagdışlamuzorta (2), Tanear (3), The Mesut (5), Theplaymaker (4)
15- Bonaventure (3), HortoMogiko (3), Kuzen Larry (2) , Mutlu (3), Panda (5), Selaminko (3), TurkuSev (5), Vay anasını yaaa (4), Yakir (6), ZorTürk (3)
14- Ahmet (3), darkfeanor (2), Erman Tüneri (4), feetdeep (6), hedehödö (2), İlker Bilir (2), Kalabay (3), Kartal Bafiler (3), S.Dyrn, 07 Gençlik (3), 78ers (4)
13- Apointes (3), Emre Akduman, fairtail (2), hasan , muyek (2), oLi (3)
12- Ahmet Serdar , Barıs, çağdaş , hayattansıkıldığımda , Mehmet Orçun (6),
11- Aksilaz (5), geloraptor, The patriot (3)
10- Burçin, Can (2), Mtunay (4), Okan Yücel (2), Sepelek, TA (2)
9- Oğuz
8- DoğanŞ (3), Lord Rico Jell , Mithra (2), Nazmi Çiloğlu (4), Özgün
7- classixc, hbabur , Horozmania (5), mehmet berfu , Tango
6- Anıl Koç, Özgür Uslu1972, rdvnni
5- dilkulübü (5), e.k , felix mourinho, Seçkin Deniz (5), Yunus Y.
4- alperen, euler, holygan, Utku Nalbant , Yiğit Yılmaz, xavier
3- A.A (3), alimi , Berke, Buğra , Cisco, goldenaxe , sina (3), Ugrgnc, Ulaş
2- pdvn

Lucescu-Uğur Önver-Schuster

Lucescu yıllar önce "Köpekler istediği diye atlar ölmez" demişti. O gün bu sözler biz Galatasaraylılar'ın hoşuna gitmiş, F.Bahçe ve Beşiktaşlılar'ı çıldırtmıştı. Aslında Lucescu'nun rakiplere 'köpek' demek istemediğini hepimiz biliyoruz. Sadece bir Romen deyimiydi...

Geçenlerde de Schuster'le Star TV'de çalışan Uğur Önver maç sonu röportaj yaptı. Uğur Abi'nin Almanca'sı Türkçe'si kadar iyidir. Schuster'in F.Bahçe için yaptığı "Yaralı hayvan tehlikelidir" benzetmesini de aynen çevirdi. Tıpkı Lucescu gibi burada da Schuster bu sözleri haraket amacıyla söylemedi. Beşiktaş kulübünün iletişim sorumlusu Gökhan Dinç de "Gözlükleri bir tarafına sokarım" diyerek Uğur Önver'i tehdit etti. Bu sözler bu coğrayfada yanlış anlaşılır gözüyle bakıp olaya müdahale ettiyse doğru yapmış diyeceğim de, müdahale böyle olmaz ki...

Bence asıl doğru olan artık bu tip adamların ne dediğini doğru anlamaya çalışmak olacaktır. Ya da hayatın her alanında birbirimize her türlü düz giderken Luce'nin 'köpek' veya Schuster'in 'hayvan' demesi mi bu kadar dokunuyor....

Sen hiç kendine Tai masajı yaptırdın mı efendi baba?

Başlık büyük üstad Selahattin Duman'ın yazısından... Bence bu fotoğrafa cuk oturdu. David Backham Thai masajı yaptırıyormuş. Baktım da bazı siteler mevzuya "Beckham genelevde yakalandı" şeklinde yaklaşmış. Öyleyse de günahı kendine. Tai masajı nedir ne değildir merak edenler için üstad yazmış. Okumak isteyenler için linki budur.
http://haber.gazetevatan.com/haberdetay.asp?Newsid=256457&Categoryid=4&wid=1

Tayfun'a fotoğraflı yanıtımdır :)

Bir alttaki postta sadece fotoğraflara yorum yaptım, maçı izleyemediğimi belirterek. Tayfun yorum yazmış diyor ki: "Emre'yi durdurmaya çalıştıklarını söylediğin pozisyonda 4 oyuncu pasif, hele o 4'ün 2'si pasif mi pasif... Kısacası bence sadece 2 kişi durdurmaya çalışmış... Söylemeden edemedim."
Hata bende ilk fotoğrafı koyup devamını getirmemiştim. Şimdi hatamı düzeltiyorum. İlk karede iki kişi durdurmaya çalışmış gibi görünüyor olabilir ama aynı pozisyonun devamında çember daralıyor, önce üç en sonunda da en az 4 oyuncu (ayakları iyi kontrol edersen 4 olduğunu göreceksin) Emre'den topu almak için cansiparane çalışıyor. 1'e karşı 4'de fotoğrafta çok etkileyici durmuyor mu ama?
Bu arada fotoğrafları haberturk.com'dan aldım. Hangi fotomuhabiri arkadaşımız ya da abimiz çektiyse ellerine sağlık.

19 Eylül 2010 Pazar

Buna değer

Maçı seyredemedim... O nedenle teknik yorum yapamıyorum. Maçın özet görüntülerini izledikten sonra belki birşeyler eklerim. 86'da gelen penaltı golüyle Beşiktaş 1 puanı kurtardığı için mutludur mutlaka ama ben bu iki fotoğrafı çok sevdim... Niang'ın sevincini al poster diye duvara as. Ayrıca bir Emre'yi 6 Beşiktaşlı durdurmaya çalıştıysa demek ki bizim çocuklar bir hayli çalıştılar. Sonucu geçtim sırf bu iki fotoğraf bile herşeye değer. Ama hala anlayamadığım bir şey var Aykut Kocaman bu Alex'i niye çıkardı?

Köfte-piyaz-Ayhan

Gaziantep maçında ne yazdıysam copy-paste yapabilirim aslında. Galatasaray'da değişen birşey yok. Antep maçı için sıçrama tahtası olabilir yazmıştım ama Buca karşısındaki G.Saray belki 3'te 3 yaparak puan cetvelinde sıçrıyor ama sahada seyrettiğimiz şeye futbol demek için bin şahit gerek.

* Gole kadar Ayhan kötüler arasında belki de en kötüydü. İlk devre üzerinde sarı-kırmızı parçalı olan kimseye pas atamadı. Onun geri oynamasına bile alıştık ama bir ara öyle bir hal aldı ki geriye döndüğü pasları da taca attı. Olumlu yanı sorumluluktan kaçmamasıydı. Attığı golde topu kaybetse muhtemelen savunma çok eksik yakalanacaktı. Ama bir şekilde önünde kalan topu gol yaptı. Ne diyebilirim ki: Eyvallah...

* Cana'nın bu takıma girmesi için ne yapması gerekir bilmiyorum. O girdikten sonra kaptığı topları ileri oynadı, takım pozisyon üzerine pozisyon buldu. Tabii bunda Buca'nın beraberlik için biraz daha fazla risk aldığını da kabul etmek lazım.

* Misimovic kaçak güreşenlerin başında geliyordu. Belli ki alışana kadar bu ürkek tavrını sürdürecek. Yalnız ilginç bir yönü var. Topu ayağında hiç tutmayıp tek pas oynuyor. Böyle olunca da onun üzerinden dönen ataklarda (bu maçta çok azdı) oyun hızlanıyor. Özgüvenini, cesaretini toplayıp ileri ve aralara daha iyi toplar atabilir. Yeni transferdir, yeni yüzdür inanmaya devam...

* Adamım Insua bu maçta çok fazla ileri çıkamadı ama savunmada nerede durması gerektiğini bilmesi gerçekten önemli özellik.

* Pino rakiple teke tek kaldığında neden çalım atamıyor anlamadım. Bu ciddi sıkıntı çünkü. Onun bireysel performansına ihtiyaç var çünkü. Ve maalesef son toplarda doğru karar verme yüzdesi çok düşük. Rijkaard'ın ya da vazgeçtim o yumuşak yüzlü, Neeskens'in Pino'yu bu konuda uyarması lazım. Çünkü müthiş süratiyle çok işe yarayabilir.

* Sabri yokken bu takımda sabahtan akşama kadar Serkan Kurtuluş oynar. Ali Turan'la aralarında belki kalite farkı yok ama çocuk ne zaman oynasa faydalı iş yapıyor. Ali ne zaman oynasa faydalı iş yapacak olanı bile bozuyor.

* Elano'yu bacak bacak üzerine kenarda otururken görünce içim 'cız' ediyor. Şu adamı kazanamadan elimizden kaçırırsak yazık olur.

* Buca'dan da birşeyler yazalım. Böyle takımlara normalde sempati duyarım. Lige lazımdır. Can katar, renk katar. Tamam da abicim hocası türbülent olan takımı, futbolcusu ragıp olan takımı sevemiyorum. Valla denedim ama onlar varken olmuyor işte...

* G.Saray haftaya Belediye'yi de yener ama Karabük deplasmanı zor. Emenike, ocağa inci ağacı dikebilir...

* Başlığın hiçbir manası yok. Bir anlam aramayın yani... Bir yerde duydum yazdım!

18 Eylül 2010 Cumartesi

Paşa kümeye...

* Kasımpaşa sezon öncesi gönderdiği Koray Avcı, Murat Erdoğan, Emre Toraman ve Ali Güneş'i çok arar. Nerede geçen sene pas trafiğiyle keyif veren Paşa nerede 3 pas yapamayan Paşa. Bu halleriyle kümede kalmaları mucize.

* Luis Henrique tam bir saatli bomba. O savunmadayken Paşa kolay kolay 1-0 maç kazanamaz.

* A.Gücü'nde Rajnoch iyi topçu.

* Ümit Özat, Paşa galibiyetiyle biraz daha yerini korur.

* A.Gücü belli ki bu sezon saman alevi gibi bir parlayıp bir sönecek.

* Kasımpaşa'nın forması bizimki kadar kötü. Delikanlı bir semte hiç gitmeyen bir renk olmuş. Camia içinde tepkiler nasıl acaba.

17 Eylül 2010 Cuma

Deportivolu Manu

Abi sizin orada yer çekimi yok mu?

Başka formalı Makukula

Trabzonspor neredeyse sezon biter bitmez geçen yılın gol kralı Aziza Makukula'ya talip oldu. Aylarca peşinden koştu... Sonucunda işi bitiremedi 4.2 milyon Euro verip Jaja'yı aldı. Makukula transferin son gününe kadar elde kalınca Benfica onu 2.5'a Manisaspor'a verdi.
Ve yaz boyu Bordo-Mavili formayı giymesi beklenen Makukula dün başka bir formayla sahadaydı, 2 gol atıp Trabzon'a 2010 yılında evinde ilk mağlubiyetini tattırdı, Hayrettin Hacısalihoğlu istifasıyla deprem yaşayan rakibine artçı şokları yaşattı.

16 Eylül 2010 Perşembe

Süper Lig 5. hafta tahminleri

Trabzon-Manisa: 1
A.Gücü-Kasımpaşa: 1
Sivas-Eskişehir: 0
Antalya-Kayseri: 2
Buca-G.Saray: 2
Karabük-G.Birliği: 1
F.Bahçe-Beşiktaş: 1
İstanbul BŞB.-Konya: 1
G.Antep-Bursa: 2

Kusura bakmayın dalgınlıktan tahminleri unuttuk :) Biraz geç oldu o yüzden...

sqd

Escude, Yıldırım Demirören'i kıskanmış olacak formasında yazan ismini bayağı bir kısaltmış. Hatırlanacağı üzere geçen sezon da Demirören'in TFF Başkanı Mahmut Özgener'e, Levent Kızıl'ı şikayet ederken kullandığı 'bn' ifadesi uzun süre gündemden düşmemişti. Tabii F.Bahçe tribünlerinde açılan 'kib' pankartını da unutmamak gerek.

Bu da formanın geçen sezonki hali...