30 Haziran 2011 Perşembe

Mevzu futbolsa gerisi teferruattır

(Rica üzerine www.xlfashionmagazine.com isimli kadın sitesinde yazı yazmaya başladım. Bu yazı oradan. Petit çok ısrar etti blogta da kullan diye. Üzerinden çok zaman geçti ama buyrun o yazım.)
 
Futbol dünyası ile sanat dünyası arasında sıkı bir bağ var.
Nasıl bir çekim gücüdür bilinmez ama atalarımızın dediği gibi olay davulun dengi dengine çalmasından olsa gerek. Şöhret ve para bir araya gelince puzzle'ın parçaları hiç zorlanmadan tık diye oturuyor.
Fotoğraftan başlayalım.
Hatun kişi; malumunuz olduğu üzere Shakira... Kolombiyalı şarkıcı... 1977 doğumlu. 1.50 boyunda. Sesi kadar kalçalarıyla da kadın erkek herkesin ilgi odağı.
Gelelim er kişiye; dünyanın en önemli futbol takımlarından Barcelona'da forma giyen, İspanya Milli Takımı'nda oynayan, 1987 doğumlu ve 1.92 boyundaki Pique.
Yaşları yaşlarına, boyları boylarına, ülkeleri ülkelerine uymuyor ama onlar birbirini çok seviyor. Eeee aşk denen şey de zıtlıklardan beslenmez mi zaten.
Neyse; dağılıp gitmeden, konuyu futbola getirmeliyim.
Tekrar fotoğrafa gelelim.
Futbolun kadın ve erkek için ne ifade ettiğinin en güzel örneğidir bu kare.
Futbol söz konusuysa erkek için akan sular durur. Yanında güzel bir kadın olmasının, onun dudaklarına romantik bir öpücük kondurmasının bir anlamı yok. O an için tek bir gerçek vardır o da 22 kişinin bir topun peşinde koşmasıdır. Güzel bir kadını öperken bile gözleriyle sahayı takip eder, hiçbir pozisyonu kaçırmak istemez.
Kadın öyle değildir. Kadın aynı 22 kişiyi izlerken hangisinin en yakışıklı, hangisinin en kaslı, hangisinin en agresif olduğunu hemen analiz eder. Hangi takımın daha iyi oynadığını bir çırpıda çözer. Arada sevgilisini öper. Desteklediği takım gol attığında sevinç çığlığını atar. Takımı gol kaçırdığında da hayıflanabilir. Buna rağmen 'ofsayt'ı bilmemekle suçlanır. Bu kadar çok şeyi yaparken varsın ofsaytı da bilmesin..

0 comments: