30 Mayıs 2011 Pazartesi

Ağaç altından finale

"Biz ağaçların altında tribünleri bile bulunmayan bir Bandırmaspor'u, Amatör Lig bataklığından çıkarıp, Bank Asya 1. Türkiye Ligi'ne yükselme final maçı oynattık."
Mehmet Kılkışlı - Bandırmaspor Başkanı

Bu arada resmi bu siteden aldım. Bandırmaspor ağırlıklı olmak üzere başka haberler de var. Takip edilir.
http://boyutsuzbirsevda.blogspot.com/

Alex'in koşanı

Lig bittiğinden beri yazacağım işten güçten fırsat bulamadım. Çok enteresan bir haber belki çoktan duymuş olabilirsiniz ama yazmakta fayda var.
Sezonun ilk maçlarında 6-7 kilometre koşan Alex'in bu mesafedeki depar mesafesi sadece 80 metreymiş. Bu rakam da dünya ortalamasına göre çok düşük.
Aykut Kocaman ikinci yarıya kadar Alex'in bu rakamıyla çok uğraşmış ve sonuç:
Maç başı kilometresini 10'a çıkaran Alex'in depar mesafesi de 500 metreye çıkmış.
Yani 28 gol 14 asistle ligi hücum anlamında tamamen domine eden Alex'in başarısı öyle tesadüf değil.
Alex'in koşanı sözünün de böylece ne kadar gerçek olduğunu rakamlar da ispatladı.
Koşan Alex böyle oluyormuş demek ki...

Hayat bazen

İstanbul'a bir tepeden olmasa da bir gökdelenin tepesinden bakabilmektir. 7 tepeli şehir artık gökdelenler şehri. Burası da The Marmara Otel'in roofundan Taksim Meydanı. Görüş alanı daha fazla ama küçük bir makinanın objektifine sığan ancak bu kadar. Tıpkı bazen hissettiklerinizi anlatmaya kelime bulamadığınız gibi gördüklerinizi de bir kareye sığdırmak mümkün olmuyor.

Örümcek Adam

 Bu ağların altından kim çıkacak diye merak ettiyseniz hiç merakta bırakmayalım sizi...
 Şampiyonlar Şampiyonu Barca'nın yıldızlarından Pique... Blogun kadın okurları için daha açıklayıcı olsun diye de şunu ekleyelim; Shakira'nın sevgilisi.

Basket maçlarından alışığız da potadan ağı kesmeye futbol maçında ben ilk kez tanık oluyorum. Sizi bilmem. Enteresan olmuş ama.

28 Mayıs 2011 Cumartesi

Dikkat De Jong çıkabilir


Neden Elmander güzel transfer?

Tamam güçlü, fiziği iyi, uzun boylu olmasına rağmen tekniği yüksek. Belki çok golcü değil ama iyi bir takım oyuncusu. Bunlar bile Elmander transferinin artıları olarak sayılabilir ama şu cümlesi:
"Bir futbolcu gününde olmasa bile mutlaka en azından taraftarı ve kulübü için koşup, mücadele etmeli. Ben de böyleyim, oynadığım takım için elimden geleni yapan bir insanım."
İşte bu benim için yeterli. İşte bu yüzden Culio'ya 'adam gibi topçu' diyorum. 

27 Mayıs 2011 Cuma

Arda'nın köfte kızgınlığı

Başlık çok saçma değil mi... Yakında gazetelerde böyle manşetler görebiliriz. Uzun zamandır böyle bir transfer dönemi hatırlamıyorum.
Daha F.Bahçe üstü açık otobüsüyle turunu yeni atmadı mı, ben mi yanlış hatırlıyorum.
G.Saray, Terim'i, Selçuk'u, Elmander'i getirdi
F.Bahçe, Emenike, Orhan Şam'ın işini bitirdi
Kartal, Egemen'le imzaladı, Mustafa Pektemek'i kaptı
Bir tek Trabzon geçen sezonda kalmış. Şenol Güneş barkovizyon gösterisi yapıyor, kulüp gazetelere "hakkımız yendi" ilanı veriyor.
Transferin gözde isimleri 3 günde imzaları bastı. Geriye bir Manisa'daki Yiğitler kaldı birkaç da gurbetçi kaldı.
Yani gazeteler günler, haftalarca aynı isimle transfer dönemini kapatamayacak. E geriye ne kalacak?
Arda'nın köftesi, Emre'nin Porsche'si, Q7'nin küpeleri...

26 Mayıs 2011 Perşembe

Aslan'a İNAN'dı

Bu sezon Trabzon'un en göze batan ismi diye sorulsa herkes Burak Yılmaz ismini verir. Bir bakıma haklılar da. Ancak şöyle bir gerçek denklem var ki Selçuk olmasaydı Burak 'sönmüş yıldız adayı' görünümünden 'yıldız' statüsüne atlayamazdı. Uğur Meleke'nin defalarca yazdığı gibi Burak'ı saha dışında canlandıran adamdır Selçuk. Selçuk'un Galatasaray'a transferini buradan yazmakta fayda var. Onun saha içinde neler yaptığını hepimiz biliyoruz. Ama saha dışındaki bu başarısı bence çok daha önemli. Lider özellik sadece sahada becerikli 2 diyagonal pas atmakla olmuyor çünkü. İşte en çok belki de bu özelliği dolayısıyla G.Saray'a faydalı olacak bir isim. Takım düştüğü zamanlar sözde kaptan Arda'nın liderliğini gördük. G.Saray gerçek bir lidere kavuştu diyebiliriz. Zaten Fatih Terim de bu payeyi ona verecektir. Aslında kulüp de pazubandı Arda'dan alıp Selçuk'a verse en doğru işi yapmış olur.
Selçuk'un G.Saray'a transferi birçoklarını şaşırttı. F.Bahçe'ye gitse direkt Şampiyonlar Ligi oynayayacak. (Bu arada Emre ve Selçuk'tan oluşacak bir orta saha da Türkiye Ligi'ndeki rekabeti tamamen bitirirdi) Trabzon'da kalsa yine Şampiyonlar Ligi olasılığı vardı, Beşiktaş'ı tercih etse keza Avrupa Ligi'nde boy gösterecekti. Ama o ilginç bir şekilde G.Saray'ı tercih etti. Trabzon'da kalmayacağı belliydi hatta sezon içinde 'Zaten Fener'e imza attı' dedikoduları dolaşıyordu. Hatta Alex bile en iyi Türk futbolcu söylemini Arda'dan Selçuk'a çevirmiş bu da bir işaret olarak algılanmıştı.
Selçuk'un G.Saray'ı tercihinde tabii ki paranın çok büyük etkisi var. Bonservisi olmadığı için G.Saray'ın servet döktüğü ortada. Ancak bu tercih sadece parayla açıklanamaz. Bence Selçuk ilk başta Burak olayında yazdığım gibi 'lider karakterli' bir insan. F.Bahçe'de Alex ve Emre, Beşiktaş'ta da Quaresma, Guti, Simao varken bu payeyi asla alamayacaktı, Trabzon da ona yetmiyordu. Fatih Terim'in onu sadece iyi bir orta saha oyuncusu olarak değil lider özelliklerini de kullanacağını hissetti veya hissettirildi ki G.Saray'ı tercih etti.
Şimdi küçük bir paragrafta Ünal Aysal'a yazalım... Kimsenin çok tanımadığı bu insan gerçekten ilginç bir başkanlık tarzı yürütüyor. Terim, Elmander, Selçuk... Bunlar bugün telafuz edilip yarın getirilecek adamlar değil. Özellikle Terim, büyük ego. Ama hepsi tek tek çok kısa sürelerde geldi. Aysal bu tavrıyla camiada da büyük güven kazanmış durumda.

25 Mayıs 2011 Çarşamba

Bizim kız topçu beyler



Sponsoru THY olduğu için 'bizim'dir Wozniacki. Yalnız reklamındaki dolmalar da Wozniacki'den güzel.

Saracoğlu yanıyor

video
Şampiyon kupayı alıyor ve stat yanıyor...

Saracoğlu şov

video
Şampiyonluk gecesinden çok fazla görüntü var elimde... Hangi birini koyacağımı şaşırdım ama bunun coşkusunun fazla olduğuna karar verdim. Bir tane daha gelecek. İyi seyirler.

Oradaydım

Şampiyon kim olursa olsun kupa törenlerini seviyorum... Coşkusu, heyecanı, atmosferi bir başka oluyor. Gazeteci olmanın en güzel tarafı da işte bu... Tarihe tanıklık etme şansını daha kolay elde ediyorsunuz. Beşiktaş'ın 100. yıl şampiyonluğunda İnönü'de saha içinde tur atarken, G.Saray'ın Lucesculu şampiyonluğunda aynı şekilde Ali Sami Yen'i turlarken de büyük coşku duymuştum. Ama F.Bahçe'nin şampiyonluklarının keyfi çok daha ayrı. Mustafa Denizlili şampiyonlukta saha içinde platformun üstündeydim. 100. yıl şampiyonluğunda olduğu gibi son şampiyonluğu da basın tribününden kuşbakışı izledim.
Tam anlamıyla bir ışık şov vardı. Ses düzeni aynı derece iyi değildi. Anonsların çoğunu anlamadım. Ama taraftarın tezühüratları o boşluğu doldurdu. Şu eleştiriyi de yapmadan geçemeyeceğim "Hayde" türküsünü ıslıklamaları ve Mahmut Özgener kupayı vermek için geldiğinde yaptıkları tezahüratlar da son derece yersizdi.


Çok lafa gerek yok aslında fotoğraflar herşeyi anlatıyor ama söylenecek en önemli şey "Tek şampiyon Fenerbahçe." Gönüllerin şampiyonu, ikinci de şampiyondur söylemlerini çok sahici bulmuyorum. Gereksiz bir şirinlik göstergesi. Kupa kimin ellerindeyse şampiyon da odur. Geçen sene Fenerbahçe son maçta şampiyonluğu kaybederken gönüllerin şampiyonu değildi de bugün niye Trabzonspor öyle çok merak ediyorum. 9 puan farkı eritip arkasından gelen rakibe şampiyonluğu verdiği için mi?
Kimse kusura bakmasın Fenerbahçe büyük bir başarıya imza atmıştır. Şampiyonluğu sonuna kadar hak etmiştir. Ligin ikinci yarısını yenilgisiz tamamlaması hiçbir masa başı oyunuyla yapılacak iş değildir.
 Bu sezon taraftar da en az takım kadar mücadele etmiştir. 12. adamlığının hakkını vermiştir. Kutlama da herkesten çok onların hakkıdır ama...
Böyle de değil.... Nedir bu sahanın içine girme merakı bilemiyorum.

23 Mayıs 2011 Pazartesi

Şampiyon Kaan Yıldız

Süper Lig'de Fenerbahçe, Petit'in Yeri'nde Kaan Yıldız şampiyondur. Tebrikler, alkışlar onlara.
Son hafta zirvenin performansı şöyleydi:
157- Kaan Yıldız (5)
151- Asım Erel (6), Petit (7)
150- Arkhe (6)

Kaan Yıldız bize tuttuğun takımı, bedenini (S - M- L- XL) ve adresini ulaştırırsan hediyeni postalayacağız.

Tarih yine tekerrür etti

Bu kez Trabzonspor nasibini aldı tarihin tekerrüründen payını.
Şenol Güneş ve Trabzonspor hiç kimseden çekmedi Aykut Kocaman'dan çektiği kadar. Futbolculuk döneminde Şenol Güneş'in Trabzon'unu şampiyonluktan eden Kocaman, bu kez teknik direktör olarak Trabzonspor'a şampiyonluk şansı vermedi.
İki sezon son haftalarda kaçan şampiyonluğun ardından bu seferki çok önemliydi. En azından makus talihin yenilmesi açısından.
Aykut Kocaman, Fenerbahçe'deki ilk yılında şampiyonluk yaşadı. Kolay değil, Mustafa Denizli'den sonra Fenerbahçe'yi şampiyon yapan ikinci yerli hoca oldu. Hem de öyle böyle değil ilk yarıyı 9 puan geride kapattığı Trabzonspor'a karşı müthiş bir mücadele ortaya koydu. Fenerbahçe'nin 18. şampiyonluğuna imza atarken ezeli rakip Galatasaray'ın da önüne geçti. Ayrıca Aziz Yıldırım'ın 3 yılda 3 şampiyonluk sözünü en azından 1 şampiyonlukla sıfırlamamış oldu.
O nedenle tüm coşkuya yurdun dört bir yanındaki kutlama fotoğrafları bir tarafa yukarıdaki kara bir tarafa.
18. şampiyonluğun önemi de özeti de budur.

21 Mayıs 2011 Cumartesi

Taraftarın sevgisine kimse engel olamaz

F.Bahçe'yi Sivas'ta karşılayan kalabalık gruptan küçük bir taraftar.
Yoruma gerek yok, nefis bir kare
Fotoğraf Habertürk Gazetesi'nden Hüseyin Yavuz...

Beckham kiraya çıktı



Beckhamgiller yazı Malibu'da geçirecekler... Nefis okyanus manzaralı bu evi kiralamışlar. Aylığı 60 bin dolar.

19 Mayıs 2011 Perşembe

Panini koltuk

İlk Dünya Kupası'nda bu koltuktan yaparım bir tane kendime (buna koltuk denmiyordu galiba ama bu saatte aklıma gelmedi)

Bayramınız kutlu olsun

19 Mayıs ATATÜRK'ü anma Gençlik ve Spor Bayramı kutlu olsun

18 Mayıs 2011 Çarşamba

Miss Villa's

Olaya ve Zaida... Babaları David Villa'yı şampiyonluk kutlamasında yalnız bırakmamışlar. Kızkardeş sendromu burada da mevcut. Aynı ayakkabı, aynı etek, aynı kurdela.

Süper Lig 34. hafta tahminleri

G.Saray-Konya: 1
İstanbul BŞB-Manisa: 1
A.Gücü-Antalya: 1
Buca-Kayseri: 0
G.Antep-Beşiktaş: 0
Bursa-G.Birliği: 1
Eskişehir-Kasımpaşa: 1
Sivas-F.Bahçe: 2
Karabük-Trabzon: 2

Bu hafta da tahminlerinizi bekliyoruz...

Dondurmaaaaaaaaaa

Beşiktaşlı Ekrem Dağ, İstiklal Caddesi'nde dondurma dükkanı açıp ticaret hayatına atılmış. Arkadaşları da kendisine destek vermiş. O zaman Atiye'den gelsin;
Isındı maviler atlamak gerek
Sıcak günleri kutlamak gerek
Yüze yüze yüze sana doğru
Sırt üstü olsada ulaşmak gerek
Dondurma dondurma dondurma
Vanilya çilek çikolatayı unutma
Yüreğimizi ferah tut
Beni üzüpte aşkımızı dondurma

Galatasaray havası

Berbat sezonu Cuma günü Konya maçıyla tamamlıyoruz. İstanbul'da hafta boyu hava güzel olacak. Tek bir gün GÖKGÜRÜLTÜLÜ SAĞANAK YAĞIŞLI gösteriyor Meteoroloji o da Galatasaray'ın oynayacağı Cuma günü. Bu sezona yakışır bir final. Yağmurlarda, çamurlarda işte gerçek KAPALI burda :)

F.Bahçe şampiyonluğu hak etti mi?

 Öncelikle Sivas maçından başlayalım... Mecnun Otyakmaz'ın F.Bahçe'ye 8000 bilet ayırması eleştiriliyor. Bugün Trabzon, Beşiktaş veya G.Saray da işi son maça, Sivas'a bıraksa o kadar yer alırdı. Mecnun Otyakmaz 'hasta' Fenerli olduğunu hiç saklamadı. Boynuna GFB atkısı takarken "Başıma bir şey gelir mi?" diye hiçbir zaman düşünmedi. Fener tribünleri de onun bu tavrına her maçta kendisine pankart açarak cevap verdi. Adam Fenerli. Ligde kalmış Sivas'ın başkanı. Bu maçta kendi takımının 1 veya 3 puan almasını mı ister yoksa Fener'in 3 puan alıp şampiyonluğunu mu? Kimseyi kandırmaya gerek yok. Protokol tribününde otururken belki renk vermeyecek ama kamerasız ortamda yalnız kaldığında F.Bahçe'nin başkanı olduğu Sivas'ı yenmesi halinde gelecek şampiyonluğu o da kutlayacak. Tabii böyle yazınca şike söylemi çıkıyor. Bu işi parayla pulla yapmayacaktır Mecnun Otyakmaz. Gidip oyuncularına "Fener'e yenilin" demeyecektir. Ama gönlünden yenilmelerini istediğini futbolcular bilmiyor mu?
Tabii iş Sivas olunca bir de Rıza Çalımbay boyutu var. Trabzon taraftarı geçen hafta Rıza Hoca'ya bu pankartı hatırlattı. Rıza Çalımbay dışarıya çok göstermiyor kindar mana da olmasa da 'unutmayan' bir tarafı var. Bunu verdiği röportajlarda Beşiktaş'a olan kırgınlığını dile getirmesinden anlıyoruz. Çalımbay da bu pankartı unutmamıştır. Ama bence bu onu ekstra motive edecek bir durum değil. Yani kendisi fazladan motive olmadığı için tatili düşünen, ligde kalmayı garantiledikleri için kafası rahat oyuncularını hırslandırması zor. Yani olası F.Bahçe şampiyonluğunda Trabzonspor camiasının bu nedenlerle Sivas'ı suçlaması yanlış olur.
Başlıktaki soruya gelirsek; 
Fener şampiyon olursa inanılmazı gerçekleştirecek. 2. yarıda 49 puan toplamış olacak ki bu takım şampiyonluğu hak etmiştir.Bu galibiyetlerin içinde rakibi Trabzon'un, İnönü ve Sami Yen deplasmanlarının olduğunu söylemeye gerek yok.
Peki Trabzon hak etmedi mi? Onlar şampiyon olursa onlar da haketti. İlk yarı 42 puan, Karabük'ü yenerse ki 2 hafta önce "Trabzon" diye bağıran bir camianın önlerine taş koyacağını düşünmüyorum, ikinci yarı da 40 puan toplamış olacaklar. Tüm sezona yaydıkları bu performanslarıyla Trabzon da kupayı yıllar sonra müzesine koymayı hak etti.
Şimdi bu yazının sonunu. Kim hak ettiyse onu alkışlayalım falan diye bitirmeyeceğim tabii ki. Fener kazanırsa alkış falan yok, gönlüm Trabzon'la. Ama bana göre Trabzon şampiyonluğu Eskişehir deplasmanındaki o futboluyla kaybetti.

17 Mayıs 2011 Salı

Mayıslar bizimdir

Ben her baharda aşık olurum filizlenir anılarda gururum

Sana göre tesadüftü
bize göre SÖKE SÖKE
sen rüyanda göremezsin
kupa bizim müzemizde

33. hafta puan durumu (Zirve)

Blogger'in azizliği diyelim son haftaya bir kala benim de aralarında bulunduğu yorumların çoğu silinmiş. Listede görünmüyordu. Gerçi olsa da değişen bir şey yoktu. Zirve bir hayli şekillenmiş durumda. Son hafta çok büyük bir sürpriz olmazsa Kaan Yıldız yorum yapmayı unutmaz ya da yaptığı yorum uçup gitmezse bu senenin şampiyonu. Bize bir ara tuttuğu takımı, adresini ve bedeninin ölçüsünü yorum olarak bırakırsa seviniriz. Son haftaya girilirken Zirvenin ilk 3 sırası böyledir. Bu haftanın şampiyonu ise 9 doğru ile Sayerlack. Kendisine tebrikler.
152- Kaan Yıldız (7)
145- Asım Erel (8)
144- Arkhe (5), Petit (7)

15 Mayıs 2011 Pazar

Samsun'un İstiklal yürüyüşü

video

Süper Lig'in yeni takımı Samsunspor'un Taksim Meydanı'ndan başlayan yürüyüşüne tanık oldum bugün... "İ..... Trabzon olamazsın şampiyon" diye bağırıyorlardı... Ardından takımlarına tezahürat yaptılar. İşte o anı ölümsüzleştirdim. Samsun'un İstiklal çıkarması budur.

Hayat bazen

Kendini bir eylemin orta yerinde bulup, "İnternetime dokunma" diye bağırmaktır.

14 Mayıs 2011 Cumartesi

Hoş geldin Başkan

Hayalimdeki başkanlardan Adnan Polat da büyük hayal kırıklığı yaşadıktan sonra bu seçimle yakından uzaktan ilgilenmedim. Hiçbir aday gönlüme hitap etmedi açıkçası. Galatasaray'a hayırlı olsun. Hoş geldin Ünal Aysal...
Başkanın seçildikten sonraki konuşmasından heyecan verici bir bölüm:
Sizlere ileriye dönük sadece ufak bir vaatte bulunabilirim. Başarı... başarı... başarı...

Damat idmanda

14 Mayıs Cumartesi günü gazetelerdeki en dikkat çekici haber şüphesiz Aziz Yıldırım'ın evlilik haberiydi. Çiçeği burnunda damat aynı günün akşam A.Gücü maçı hazırlıklarını sürdüren F.Bahçe'nin idmanında. Sanki Samet'i sorguya çekiyor gibi görünüyor ama belli ki Samet vasıtasıyla şampiyon F.Bahçe Acıbadem'in antrenörü Ze Roberto ile iletişim kuruyor.

Bebek Blue

Manchester City, 35 yıl aradan sonra kupa kazanıyorsa hiç şüphesiz bunda tribündeki bu bebişin payı büyüktür. Minik Mavi, ilk maçında kupa coşkuşu yaşadı da ne olsun. Ne ayak varmış beeee.

Tevez'in hunisi

Kolay değil M.City, Stock City'yi 1-0 yenip İngiltere Kupası'nı müzesine götürdü. Manchester City bu zaferle 35 yıllık kupa özlemine de son verdi. Eee bu sevinç insanı delirtir. Kupanın kapağı Carlos Tevez'e huni olmuş.

Orta parmak

Dortmund taraftarı şampiyonluk hatırası olarak çimleri yolmuş... Ama onun buraya konu olmasındaki en büyük etken tabii ki orta parmak dövmesi ve çıkardığı dili.

Bira banyosu

 Yaşasın şampiyonluk... B.Dortmund'un şampiyonluk coşkusu bir hayli alkollü olmuş.
Bu arada aynı maçta Dortmund'a yenilerek küme düşen Daum'un bakışlara dikkat.
 Nuri giderayak yıkamadık adam bırakmamış.

Hayat bazen

Bir kaldırımın üstünde oturup Boğaz'ı seyretmek... Sessizliği dinlemektir.

Bazen de bir cafe'nin terasından kalabalıkları izlemek. Tüm kargaşasına rağmen bu şehri sevmektir.