30 Haziran 2011 Perşembe
Şezlongtan inmişler
Peter Crouch ve Abbey Clancy'de muratlarına ermiş. Bu yaz da kendilerini şezlong pozlarıyla ağırlamıştık blogta bir de Croch'u minik kızına biberonla mama yedirirken. Böyle de fena durmamışlar. Ama Peter Crouch o kadar zayıf ve uzun ki damatlık üzerinde çok iğreti durmuş.
Mevzu futbolsa gerisi teferruattır
(Rica üzerine www.xlfashionmagazine.com isimli kadın sitesinde yazı yazmaya başladım. Bu yazı oradan. Petit çok ısrar etti blogta da kullan diye. Üzerinden çok zaman geçti ama buyrun o yazım.)
Futbol dünyası ile sanat dünyası arasında sıkı bir bağ var.
Nasıl bir çekim gücüdür bilinmez ama atalarımızın dediği gibi olay davulun dengi dengine çalmasından olsa gerek. Şöhret ve para bir araya gelince puzzle'ın parçaları hiç zorlanmadan tık diye oturuyor.
Fotoğraftan başlayalım.
Hatun kişi; malumunuz olduğu üzere Shakira... Kolombiyalı şarkıcı... 1977 doğumlu. 1.50 boyunda. Sesi kadar kalçalarıyla da kadın erkek herkesin ilgi odağı.
Gelelim er kişiye; dünyanın en önemli futbol takımlarından Barcelona'da forma giyen, İspanya Milli Takımı'nda oynayan, 1987 doğumlu ve 1.92 boyundaki Pique.
Yaşları yaşlarına, boyları boylarına, ülkeleri ülkelerine uymuyor ama onlar birbirini çok seviyor. Eeee aşk denen şey de zıtlıklardan beslenmez mi zaten.
Neyse; dağılıp gitmeden, konuyu futbola getirmeliyim.
Tekrar fotoğrafa gelelim.
Futbolun kadın ve erkek için ne ifade ettiğinin en güzel örneğidir bu kare.
Futbol söz konusuysa erkek için akan sular durur. Yanında güzel bir kadın olmasının, onun dudaklarına romantik bir öpücük kondurmasının bir anlamı yok. O an için tek bir gerçek vardır o da 22 kişinin bir topun peşinde koşmasıdır. Güzel bir kadını öperken bile gözleriyle sahayı takip eder, hiçbir pozisyonu kaçırmak istemez.
Kadın öyle değildir. Kadın aynı 22 kişiyi izlerken hangisinin en yakışıklı, hangisinin en kaslı, hangisinin en agresif olduğunu hemen analiz eder. Hangi takımın daha iyi oynadığını bir çırpıda çözer. Arada sevgilisini öper. Desteklediği takım gol attığında sevinç çığlığını atar. Takımı gol kaçırdığında da hayıflanabilir. Buna rağmen 'ofsayt'ı bilmemekle suçlanır. Bu kadar çok şeyi yaparken varsın ofsaytı da bilmesin..
Futbol dünyası ile sanat dünyası arasında sıkı bir bağ var.
Nasıl bir çekim gücüdür bilinmez ama atalarımızın dediği gibi olay davulun dengi dengine çalmasından olsa gerek. Şöhret ve para bir araya gelince puzzle'ın parçaları hiç zorlanmadan tık diye oturuyor.
Fotoğraftan başlayalım.
Hatun kişi; malumunuz olduğu üzere Shakira... Kolombiyalı şarkıcı... 1977 doğumlu. 1.50 boyunda. Sesi kadar kalçalarıyla da kadın erkek herkesin ilgi odağı.
Gelelim er kişiye; dünyanın en önemli futbol takımlarından Barcelona'da forma giyen, İspanya Milli Takımı'nda oynayan, 1987 doğumlu ve 1.92 boyundaki Pique.
Yaşları yaşlarına, boyları boylarına, ülkeleri ülkelerine uymuyor ama onlar birbirini çok seviyor. Eeee aşk denen şey de zıtlıklardan beslenmez mi zaten.
Neyse; dağılıp gitmeden, konuyu futbola getirmeliyim.
Tekrar fotoğrafa gelelim.
Futbolun kadın ve erkek için ne ifade ettiğinin en güzel örneğidir bu kare.
Futbol söz konusuysa erkek için akan sular durur. Yanında güzel bir kadın olmasının, onun dudaklarına romantik bir öpücük kondurmasının bir anlamı yok. O an için tek bir gerçek vardır o da 22 kişinin bir topun peşinde koşmasıdır. Güzel bir kadını öperken bile gözleriyle sahayı takip eder, hiçbir pozisyonu kaçırmak istemez.
Kadın öyle değildir. Kadın aynı 22 kişiyi izlerken hangisinin en yakışıklı, hangisinin en kaslı, hangisinin en agresif olduğunu hemen analiz eder. Hangi takımın daha iyi oynadığını bir çırpıda çözer. Arada sevgilisini öper. Desteklediği takım gol attığında sevinç çığlığını atar. Takımı gol kaçırdığında da hayıflanabilir. Buna rağmen 'ofsayt'ı bilmemekle suçlanır. Bu kadar çok şeyi yaparken varsın ofsaytı da bilmesin..
29 Haziran 2011 Çarşamba
Futbol kural tanımaz ki
İşte uyuz olduğum tabelalardan biri... Akşam 21.00'le sabah 08.00 arası top yasak. Oysa ki özellikle yaz gecelerinde Bostancı sahilinde 03.00'te az kick-off yapmadık. Futbol seksten beterdir. Canın çekti mi oynayacaksın, saati falan olmaz
Gölgede futbol mangal
Bu stat Rodos'ta Lindos denilen bir yerdeymiş. Karşı curvada sol köşedeki gölgelikte mangal yaparak futbol izlemek keyifli olurdu.
Muslera-Arelmus-Muslera-Arelmus
Galatasaray'da son günlerde sonra 'Olacak o kadar', 'Çok güzel hareketler bunlar' ve türevleri kepenk kapatır. Hakikaten iş komediyi geçti artık.
Buffon'la başladı Cimbom'un kale macerası, Victor Bagy bilmemne derken en sonunda dün Taffarel'in Lauro isimli kaleciyle fotoğraflarını gördük. Dün twitter'a yazdığım bu platformdan paylaşmadığım diğer isim ise Fluminense'nin file bekçisi Cavalieri'ydi. Bugün öğlen saatlerinde Abrürrahim Albayrak "Hayırlı olsun" diyerek Lauro'yu doğruladı. Ancak başkan Ünal Aysal, TFF başkanlık seçimine katılıp Ankara'dan döndükten sonra Lauro transferine engel oldu. Tabii Aysal futboldan anlamaz. Kendisi de bu durumu "Futboldan anlamam ama futboldan anlayandan anlarım" sözleriyle açıklamıştı. Aysal'ın futboldan anlayan danışmanı Bülent Tulun'un bu transferin yatmasında biinci adam olduğunu söylemek yanlış olmaz.
Şimdi burada biraz yan yola sapalım sonra tekrar kaleciye döneriz: Taffarel'i göndermişiniz Brezilya'ya 'Bize kaleci bul' diye. Adam 2 haftadır orada Galatasaray'ın menfaatleri doğrultusunda, kulübün ona izin verdiği para ölçüsünde kalecilerle hatta 1 forvetle (yazının sonuna kalsın) anlaştı. Yani bu adamı Taffarel bulmuş, Terim onaylamış ama başkan Aysal, 'futbol aklı' Tulun'un sözüyle engel oldu. Terim bazı transfer dönemlerinde kötü tercihler yapmış olabilir, transfer gibi tüm sezonu etkileyecek önemli bir konuyu sadece ona bırakmak doğru olmayabilir. Ama bu durum tamamen kulüp içindeki güç savaşından kaynaklanıyor. Bu bir an önce bitmezse gökten yıldızları indirip kadroyu süsleseniz başarı gelmez. Florya başka bir yerdir. Orası huzurlu olmazsa G.Saray da huzur bulamıyor.
Neyse kaleci işine dönersek 'transferleri önceden bilen adam' Şerif Aydın, "Muslera bitti" demiş. Olabilir. Yine ona döndükleri zaten biliniyor. Şerif sözleşmenin 2016'ya kadar olduğunu da yazmış Galatasaray Sözlük'e...
Forvet transferi için de rota değişti. Yönetim Forlan'dan vazgeçti, Fabiano'ya yöneldi.
Bu arada tüm bu olanları yönetim içindekiler de kahkahalarla anlatıyormuş. Son gülen G.Saray olsun ne diyelim artık.
Valla benim anladığım Fabiano ile Muslera seneye G.Saray'da olacak. Anladığım derken şimdilik. Çünkü bu kulüpte ne olacağını şu sıralar kestirmek zor. Hani Terim yerine başkası olsa yaşananlardan sonra "İstifa eder" bile diyebilirdim.
Buffon'la başladı Cimbom'un kale macerası, Victor Bagy bilmemne derken en sonunda dün Taffarel'in Lauro isimli kaleciyle fotoğraflarını gördük. Dün twitter'a yazdığım bu platformdan paylaşmadığım diğer isim ise Fluminense'nin file bekçisi Cavalieri'ydi. Bugün öğlen saatlerinde Abrürrahim Albayrak "Hayırlı olsun" diyerek Lauro'yu doğruladı. Ancak başkan Ünal Aysal, TFF başkanlık seçimine katılıp Ankara'dan döndükten sonra Lauro transferine engel oldu. Tabii Aysal futboldan anlamaz. Kendisi de bu durumu "Futboldan anlamam ama futboldan anlayandan anlarım" sözleriyle açıklamıştı. Aysal'ın futboldan anlayan danışmanı Bülent Tulun'un bu transferin yatmasında biinci adam olduğunu söylemek yanlış olmaz.
Şimdi burada biraz yan yola sapalım sonra tekrar kaleciye döneriz: Taffarel'i göndermişiniz Brezilya'ya 'Bize kaleci bul' diye. Adam 2 haftadır orada Galatasaray'ın menfaatleri doğrultusunda, kulübün ona izin verdiği para ölçüsünde kalecilerle hatta 1 forvetle (yazının sonuna kalsın) anlaştı. Yani bu adamı Taffarel bulmuş, Terim onaylamış ama başkan Aysal, 'futbol aklı' Tulun'un sözüyle engel oldu. Terim bazı transfer dönemlerinde kötü tercihler yapmış olabilir, transfer gibi tüm sezonu etkileyecek önemli bir konuyu sadece ona bırakmak doğru olmayabilir. Ama bu durum tamamen kulüp içindeki güç savaşından kaynaklanıyor. Bu bir an önce bitmezse gökten yıldızları indirip kadroyu süsleseniz başarı gelmez. Florya başka bir yerdir. Orası huzurlu olmazsa G.Saray da huzur bulamıyor.
Neyse kaleci işine dönersek 'transferleri önceden bilen adam' Şerif Aydın, "Muslera bitti" demiş. Olabilir. Yine ona döndükleri zaten biliniyor. Şerif sözleşmenin 2016'ya kadar olduğunu da yazmış Galatasaray Sözlük'e...
Forvet transferi için de rota değişti. Yönetim Forlan'dan vazgeçti, Fabiano'ya yöneldi.
Bu arada tüm bu olanları yönetim içindekiler de kahkahalarla anlatıyormuş. Son gülen G.Saray olsun ne diyelim artık.
Valla benim anladığım Fabiano ile Muslera seneye G.Saray'da olacak. Anladığım derken şimdilik. Çünkü bu kulüpte ne olacağını şu sıralar kestirmek zor. Hani Terim yerine başkası olsa yaşananlardan sonra "İstifa eder" bile diyebilirdim.
28 Haziran 2011 Salı
Fotomuhabir gözü
Türkiye'de spor fotomuhabirliği maalesef deklanşöre basmaktan ibaret. Oysa arkasındaki göz görecek, kafasında kompozisyonu oluşturacak en son deklanşöre basacak. Ama ülkemizde buna kafa yoran muhabir sayısı çok az. O yüzden bu resmi çeken AA muhabiri Salih Zeki Fazlıoğlu'na tebrikler... Bence Trabzonspor'un forma tanıtımının en güzel karesini yakalamış.
Trabzon'un en çok konuşulan 2 forması ise bunlar. Valla resmi büyütmeden önce Ferhat'ın üzerindeki formayı ilk başta kaleci kazağı sandım. Tutmadım zaten Trabzon da çok giymez muhtemelen. En çok beğenilen 'V' forma Victory (Zafer) olmuş. Valla Burcu Esmersoy'a yakışmış Glowacki'ye ne kadar yakışır bilmem.
Trabzon'un en çok konuşulan 2 forması ise bunlar. Valla resmi büyütmeden önce Ferhat'ın üzerindeki formayı ilk başta kaleci kazağı sandım. Tutmadım zaten Trabzon da çok giymez muhtemelen. En çok beğenilen 'V' forma Victory (Zafer) olmuş. Valla Burcu Esmersoy'a yakışmış Glowacki'ye ne kadar yakışır bilmem.
Şakacı Keller
Kasey Keller, televizyona röportaj veren arkadaşının şortuna hamle yapmış. Çok şakacı... Ne de olsa Amerikalılar değişik bir şaka anlayışları var. Bilmeyenler için söyleyelim bu arkadaşlar Amerikan futbol takımı oynucusu.
27 Haziran 2011 Pazartesi
Manchester'ın De Gea arabeskliği
Van der Sar sezon sonu bırakacağını açıklamıştı... Gerçi bizim gazeteler bir süre onu Galatasaray'la birlikte yazdılar ama konu bu değil. Yerine transfer yapacaktı ManU... Neuer ile De Gea arasında kalmışlardı. Sir Alex Ferguson, Schalke-Manchester United maçı sonrası Neuer'i "United kariyerim boyunca bize karşı en iyi kaleci performansı" sözleriyle övmüştü. Ama Neuer zaten çoktan anlaştığı Bayern Münih'e imzayı attı, Manchester United'e de De Gea kaldı.
Bu transferin gerçekleştiğini sağır sultan biliyordu tamam da bugünkü sağlık kontrolünde yaşanan şu arabesk görüntüye ne gerek var.
Eskiden Deniz Akkaya barlardan çıkarken görüntülenmesin diye böyle korunurdu. Hadi biz ordan tecrübeliyiz de Manchester United'in bu çabasını anlamadım. Zaten onlar da ellerine yüzlerine bulaştırmışlar. Görüldüğü üzere De Gea kabak gibi çıkmış ortaya.
Lampard geldi mi?
Ertuğrul Sağlam önceki gün gazetecilere sormuştu: "Lampard geldi mi" diye.
Gelmez hocam...
Frank'ın keyfi yerinde yıkama, yağlama sezonunu henüz kapatmadı.
Gelmez hocam...
Frank'ın keyfi yerinde yıkama, yağlama sezonunu henüz kapatmadı.
25 Haziran 2011 Cumartesi
Küçük at da...
Gündüz bir yerlerden duydum ama zaytung falan zannettim. Sözde Chelsea, Arda Turan'ı almak için Drogba ve Malouda'yı G.Saray'a takasta önermiş. Meğerse haber Hakan Ünsal'a aitmiş. Türkiye'nin amiral gemisi Hürriyet'te de ciddi ciddi yazılmış. Muhtemelen bu haber yazılırken spor servisinde bayağı dalga konusu olmuştur. Arda'yı almak için Drogba ve Malouda'yı vermek. Yok ya mümkün değil. Hakan Ünsal belli ki içeriden duymuş böyle bir şeyi ama kendinin bile olacağına inandığını sanmıyorum.
24 Haziran 2011 Cuma
Yüzsüzlüklerimizle
Fenerbahçe'nin Enes Kanter'i tebrik etmesi tek bir kelimeyle yüzsüzlüğün dik alasıdır. Çocuk hayallerinin peşinden koşmak istedi, Aziz Yıldırım her fırsatta dediğini yapmadığı, sözünü dinlemediği için önüne taş koydu. 1 sene Kentucky forması giydirmedi. NBA'e belki çok daha hazır gidecekti ama sezonu deyim yerindeyse gazozuna maç yaparak geçirdi. Zaten Enes de konuşmasında F.Bahçe'ye değil formasını giyemediği Kentucky'ye teşekkür etti. F.Bahçe resmi sitesinden "Tebriklerimizle" diye kutlamış Enes'i.
Buyrun bunlar da fenerbahce.org'dan
19 Ağustos 2009
Yerli ve yabancı menajerlerin yanlış yönlendirmeleri sonucu tercihini Amerika'dan yana kullanan Kanter'in, önümüzdeki yıllarda yeniden Fenerbahçe Ülker ailesine katılmasını diliyoruz. (Yalçın Türk'ün haberini yalanlarken)
14 Ağustos 2009
Remzi Dilli: Enes Kanter'in bir takım insanlar tarafından kandırılıp, onun sırtından para kazanmak isteyen bir takım tüccar niyetli insanlar tarafından, Amerika'da sadece kumar merkezi olarak duyulan Las Vegas civarlarında bir tane, kolej değil, high school (lise) değil, yarı İngilizce öğrenmeye yönelik, basketbolda da çok bir şey yapmamış bir okulda eğitim görmeye gittiğine dair bir durum var. Ben buraya gelmeden önce kendimce bir liste çıkardım. Şu anda Türkiye'den Amerika'ya okumaya gidip, orada okulunu bitirdikten sonra NBA'e giren hiçbir oyuncu yok. Herkes bu çocuğa ve ailesine bunun yanlış olduğunu, 1 senede Amerika'ya gidip de kayda değer bir okulda dahi okumadan, NBA'de oynanamayacağını anlatmaya çalıştık. Bu nedenle ben bunun arkasında başka bir iş bir çete olduğunu düşünüyorum
Buyrun bunlar da fenerbahce.org'dan
19 Ağustos 2009
Yerli ve yabancı menajerlerin yanlış yönlendirmeleri sonucu tercihini Amerika'dan yana kullanan Kanter'in, önümüzdeki yıllarda yeniden Fenerbahçe Ülker ailesine katılmasını diliyoruz. (Yalçın Türk'ün haberini yalanlarken)
14 Ağustos 2009
Remzi Dilli: Enes Kanter'in bir takım insanlar tarafından kandırılıp, onun sırtından para kazanmak isteyen bir takım tüccar niyetli insanlar tarafından, Amerika'da sadece kumar merkezi olarak duyulan Las Vegas civarlarında bir tane, kolej değil, high school (lise) değil, yarı İngilizce öğrenmeye yönelik, basketbolda da çok bir şey yapmamış bir okulda eğitim görmeye gittiğine dair bir durum var. Ben buraya gelmeden önce kendimce bir liste çıkardım. Şu anda Türkiye'den Amerika'ya okumaya gidip, orada okulunu bitirdikten sonra NBA'e giren hiçbir oyuncu yok. Herkes bu çocuğa ve ailesine bunun yanlış olduğunu, 1 senede Amerika'ya gidip de kayda değer bir okulda dahi okumadan, NBA'de oynanamayacağını anlatmaya çalıştık. Bu nedenle ben bunun arkasında başka bir iş bir çete olduğunu düşünüyorum
Hangi oje yakışmaz ki kız sana
Eskiden sarı ojeleriyle ilgi odağı olurdu ama bu kez ki altın sarısı çok daha güzel olmuş. Üzerindeki Danimarka bayrak motifi de hoş durmuş. Kim olduğunu tahmin ettiniz tabii ki Wozniacki.
Bunlar da Serena'nın tırnakları. 4 tanesi mor, yüzük parmağı beyaz. Ama favori tırnaklar aşağıda.
Guti ve siyah ojeleri...
Ortaköy'de gün batımı
Şükretmek için çok nedenimiz var aslında.
Her bir nefes alışımız... Verişimiz...
Gözümüzü her kırpışımız.
Kalbimizin her vuruşu.
Bir de dünyadaki milyarlarca insanla kendimizi kıyaslayınca ayrıca şükretmemiz gereken bir şey var;
İSTANBUL...
Kalabalık olabilir, trafiği olabilir, keşmekeşi olabilir ama her güzelin de bu kadarcık kusuru olur.
Bir akşam üstü Ortaköy'de yenen kumpir, ardından Boğaz'a karşı içilen çayın tadı başka nerde alınır ki.
Her bir nefes alışımız... Verişimiz...
Gözümüzü her kırpışımız.
Kalbimizin her vuruşu.
Bir de dünyadaki milyarlarca insanla kendimizi kıyaslayınca ayrıca şükretmemiz gereken bir şey var;
İSTANBUL...
Kalabalık olabilir, trafiği olabilir, keşmekeşi olabilir ama her güzelin de bu kadarcık kusuru olur.
Bir akşam üstü Ortaköy'de yenen kumpir, ardından Boğaz'a karşı içilen çayın tadı başka nerde alınır ki.
22 Haziran 2011 Çarşamba
5 Mayıs 1973 Leeds'in cenazesi
Güneş, Londra'nın pusunda 5 Mayıs 1973'te Leeds United-Sunderland FA Cup finali için bir kez daha doğdu. Karşılaşma öncesi Leeds United mutlak favoriydi. 1 sezon önce Arsenal'i 1-0 yenerek kupaya ulaşmışlardı ve bu seferki rakipleri kendileriyle aynı ligde bile değildi. Maç öncesi 'underdog' gösterilen ve en ufak şans tanınmayan Sunderland bir alt ligde olmasına rağmen Leeds United önünde oldukça cesur bir 90 dakika oynuyordu. 100.000 bin taraftarın doldurduğu Wembley'de gol de Sunderlandliler'den gelmişti. 31. dakikada kullanılar kornerde Ian Porterfield önünde kalan topu ağlarla buluşturarak takımını 1-0 öne geçiriyordu. Maçın sonlarına doğru Leeds'li Lorimer'in şutunu Sunderland kalecisi Montgomery inanılmaz bir refleksle önleyerek kupanın kahramanlarından oluyordu. İngiltere'de bu kurtarış Gordon Banks'in 1970 Dünya Kupası'nda Brezilya maçındaki kurtarışıyla kıyaslanır...
İşte alt ligden gelip yarı finalde Arsenal'i finalde de Leeds'i mağlup edip kupaya uzanan Sunderland takımının üstü açık otobüsle şehir turu.
Ve taraftar kupayı kutlamak için stada koşuyor. Ellerde Leeds tabutu...
Statta düzenlenecek cenaze töreni için tüm hazırlıklar tamam. Papaz önde, cenaze arkada...
Ve cenaze.
İşte alt ligden gelip yarı finalde Arsenal'i finalde de Leeds'i mağlup edip kupaya uzanan Sunderland takımının üstü açık otobüsle şehir turu.
Ve taraftar kupayı kutlamak için stada koşuyor. Ellerde Leeds tabutu...
Statta düzenlenecek cenaze töreni için tüm hazırlıklar tamam. Papaz önde, cenaze arkada...
Ve cenaze.
Halil Altıntop Trabzonspor'da
İkizi Real Madrid'e gitti kendi Trabzon'a...
Başkan Sadri Şener'le akşam yemeği yiyen Halil Altıntop, Trabzonspor'la anlaştı.
Kaç yıllık olduğunu bilmiyorum. Trabzon'a yarın geçecek.
Başkan Sadri Şener'le akşam yemeği yiyen Halil Altıntop, Trabzonspor'la anlaştı.
Kaç yıllık olduğunu bilmiyorum. Trabzon'a yarın geçecek.
21 Haziran 2011 Salı
Messi
Arjantin-Arnavutluk maçının kaç kaç bittiğine bakmadım bile... Hani okuldayken bir hikaye verirler ve sonunu sizin tamamlamanızı isterler ya onun gibi. Bazen maçın kaç kaç bittiğinin çok önemi olmuyor. Sonunu istediğiniz gibi getirin. Sahadaki sanatçıya bakın ilham mutlaka gelir.
20 Haziran 2011 Pazartesi
Wimbledon nedir?
Ölüm döşeğindeki Arthur Ashe'e bir hayranı sorar:
- Tanrı böylesi kötü bir hastalık (AIDS) için neden seni seçti?
Ve Ashe o tarihi cevabı verir:
- Tüm dünyada 50 milyon çocuk tenise başlar. 5 milyonu tenis oynamayı öğrenir. 500 bini profesyonel tenisi öğrenir. 50 bini turnuvalara girer. 5 bini büyük turnuvalara erişir. 50'si Wimbledon'a kadar gelir. Bunlardan 4'ü yarı finale, 2'si finale yükselir. Elimde şampiyonluk kupasını tutarken Tanrı'ya "Neden ben?" diye hiç sormadım. Şimdi de soramam!
1975'te Wimbledon'u kazanan Arthur Ashe 49 yaşında yaşamını yitirmişti.
- Tanrı böylesi kötü bir hastalık (AIDS) için neden seni seçti?
Ve Ashe o tarihi cevabı verir:
- Tüm dünyada 50 milyon çocuk tenise başlar. 5 milyonu tenis oynamayı öğrenir. 500 bini profesyonel tenisi öğrenir. 50 bini turnuvalara girer. 5 bini büyük turnuvalara erişir. 50'si Wimbledon'a kadar gelir. Bunlardan 4'ü yarı finale, 2'si finale yükselir. Elimde şampiyonluk kupasını tutarken Tanrı'ya "Neden ben?" diye hiç sormadım. Şimdi de soramam!
1975'te Wimbledon'u kazanan Arthur Ashe 49 yaşında yaşamını yitirmişti.
Ujfalusi'den kız istenmez
Galatasaray'ın Madrid çıkarmasında ana yemek Forlan'dı. Ünal Aysal bu seferden Ujfalusi ve Reyes'le dönerse büyük kesim bunu başarı olarak görecektir. Ama forvet alınmadığı sürece ben bu iki transferin yeterli olacağını düşünmüyorum.
Ujfalusi veya Reyes'i anlatmaya gerek yok. Yıllardır izliyoruz. O yüzden G.Saray'a faydalı olur mu olmaz mı yazısına da gerek yok. Herkesin kendine göre fikri var.
Yalnız ben Ujfalusi'nin aldığı paraya taktım. Yıllık 2.2 milyon Euro garanti para artı maç başı 15 bin Euro. Hakikaten olacak iş değil. Tamam Türkiye'ye gelirken oyuncuların aldığı paraların Avrupa standartlarına göre yüksek olmasına alıştık. Ama Ujfalusi'ye 2.2 milyon Euro verirsen tabii ki Forlan'ı 4'e ikna edemezsin. Çek savunmacı 33 yaşında G.Saray'a yaptığı bu transferle resmen 'son vurgun'unu yapan hırsız gibi.
Ujfalusi kızı 17 Temmuz'da doğduğu için 17 numaralı formayı giyiyormuş.
Çiçek çikolatayla buna kız istemeye gidilmez abi.
Ujfalusi veya Reyes'i anlatmaya gerek yok. Yıllardır izliyoruz. O yüzden G.Saray'a faydalı olur mu olmaz mı yazısına da gerek yok. Herkesin kendine göre fikri var.
Yalnız ben Ujfalusi'nin aldığı paraya taktım. Yıllık 2.2 milyon Euro garanti para artı maç başı 15 bin Euro. Hakikaten olacak iş değil. Tamam Türkiye'ye gelirken oyuncuların aldığı paraların Avrupa standartlarına göre yüksek olmasına alıştık. Ama Ujfalusi'ye 2.2 milyon Euro verirsen tabii ki Forlan'ı 4'e ikna edemezsin. Çek savunmacı 33 yaşında G.Saray'a yaptığı bu transferle resmen 'son vurgun'unu yapan hırsız gibi.
Ujfalusi kızı 17 Temmuz'da doğduğu için 17 numaralı formayı giyiyormuş.
Çiçek çikolatayla buna kız istemeye gidilmez abi.
18 Haziran 2011 Cumartesi
Hazırlıklar sürüyor
Yer Dafniya... Misrata'nın 40 kilometre batısında Messi forması giymiş Kaddafi karşıtı bir Libyalı savaşa hazırlanıyor.
Yer Buenos Aires... Diego Milito'yla ikili mücadele yapan Messi, Copa America'ya hazırlanıyor.
Hayat feci garip, çok kurcalamamak gerek.
Yer Buenos Aires... Diego Milito'yla ikili mücadele yapan Messi, Copa America'ya hazırlanıyor.
Hayat feci garip, çok kurcalamamak gerek.
Damat halayı
Rafael van der Vaart eşi Sylvie ile nikah tazelemiş...
Buffon da uzatmalı sevgilisi (magazin jargonunu seviyorum) Alena Seredova'yla evlenmiş.
Buffon da uzatmalı sevgilisi (magazin jargonunu seviyorum) Alena Seredova'yla evlenmiş.
17 Haziran 2011 Cuma
Beyrut'ta yeni başlangıç
23 Temmuz 2006 günü Fenerbahçe'nin Hollanda kampında eşi Frauke'nin ölüm haberini almıştı Deniz Barış. O zaman oğlu Tolga henüz 6 kızı Josephine ise 2 yaşındaydı. Sonrası çok dramatikti. F.Bahçe'nin idmanlarında, maçlarda, kamplarda Deniz yanında hep çocuklarıyla çıktı karşımıza.
Ve bugün...
17 Haziran 2011. Deniz Barış 5 yıl sonra yeni bir evliliğe yelken açmış. Esra Necim ile Beyrut'ta Türk Büyükelçiliğinde kıyılan nikahla evlenmiş. Tolga ve Josephine buruk baksalar da objektiflere onların dışındaki herkes halinden son derece memnun görünüyor.
Deniz'in nikah şahitliğini F.Bahçe kalecisi Volkan Demirel yapmış. Nikah niye Beyrut'ta kıyılmış diye merak edenler için yazalım; Deniz ve Esra'nın çok yakın arkadaşları orada olduğu için. Arkadaşlar nikaha gelemeyince onlar Beyrut'a gitmişler.
Gökten 3 elma düşsün, bundan sonra Tolga ve Josephine için herşey çok güzel olsun.
16 Haziran 2011 Perşembe
Çekmemiş, yemiş
İster zengin ol ister fukara her yemekten sonra yak bir sigara felsefesini destur edinmiş Ashley Cole bu karede. Yemek sonrası tüttürüyor. Ama öyle böyle değil, sigarayı içmiyor sanki yiyor. Özellikle üstteki fotoğrafta bu daha net görülebilir. Kendisine Türkiye'deki sigara reklamlarından bir replikle selam olsun; "Sigara pişmanlıktır."
Yıldırım tişörtü yalanlar (mı)
Koca bir sezon gazete haberlerini yalanlayarak geçmişken, şampiyonluk tişörtünün gazete havasında olması enteresan bir düşünce olmuş.
Orada Aziz Yıldırım fotoğrafını görünce insan düşünmeden edemiyor acaba başkan bu haberi de yalanlar mı diye? Ama yine de farklı ve güzel olmuş.
Orada Aziz Yıldırım fotoğrafını görünce insan düşünmeden edemiyor acaba başkan bu haberi de yalanlar mı diye? Ama yine de farklı ve güzel olmuş.
15 Haziran 2011 Çarşamba
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)













































