31 Temmuz 2011 Pazar

Aynalara küsmüşüm


Hope Solo, NASCAR'ı seyretmeye gitmiş. Güvenlik aracını da kullanmış. Dünyada milyonlarca erkek hayranı olan kalecinin kıyafet seçimi berbat. Keşke evden çıkarken "Ya acaba olmuş mu?" diye aynaya son bi baksaydı.

30 Temmuz 2011 Cumartesi

Tevez, Inter'de

Resmi imzalar henüz ortada yok ama Milano işportacıları Tevez'i Inter'e getirmiş.

Büyük adam


Valla artık Ronaldo'nun sürekli göbekli resimlerini koyuyoruz ama kanlı-canlı seyrettik ne olduğunu biliyoruz. 200 kilo da olsa Fenomen Fenomen'dir.

Dünya ayaklarımın altında

Fotoğraf Reuters'ın...
Sri Lanka'da çekilmiş. Çok fazla fotoğraf var, motorlar uçarken, pilotları tepe taklak olmuş.
Ama ben bu kareye bayıldım.

Torres fan club

Chelsea, Uzak Doğu turunda... Fotoğraf Hong Kong'tan. Torres sevgisi bir başka. Söze gerek yok. Arkadaş kendini göstermek için sevimli bir yol bulmuş ve başarmış.

28 Temmuz 2011 Perşembe

Arda kaç numara giyiniyor?

Türk basını Liverpool teknik direktörü Kenny Daglish'e maçtan sonra;
"Arda'yı nasıl buldunuz?" diye sormuş.
Cevap yukarıdaki gibi olmuş;
"Arda kaç numara giyiniyordu."
Kenny Daglish'e fotoğraflı cevabımız olsun bu post.

Vekilden al haberi

Ülkem vekillerinden Lütfü Türkkan merakla beklenen sorunun cevabını verdi. Twitter vasıtasıyla haberi spor severlerle paylaştı MHP'nin Kocaeli milletvekili.
Ne yazıyor; "Üzülerek ifade ediyorum ama FB, Trabzon ve Mersin İ.Yurdu'na Bank Asya Ligi'nde başarılar dileyen ilk sporsever olmak istedim."
Ama o kadar heyecan yazmış ki sonra düzeltme yaptı; Trabzon değil Sivas diye.
Ne kadar önemliysi artık başarı dileyen ilk kişi olmak. Eli ayağına dolanmış ne yazacağını şaşırmış.
Hadi gözün aydın sayın vekil. Vekillik görevini en iyi şekilde yapıp, halkını bilgilendirdin Allah ne muradın varsa versin.

Jack Nicholson'a kombine

"Kobe'yi almak için uğraşıyoruz, alırsak Jack Nicholson'a da kombine vereceğiz"
BJK koçu Ergin Ataman

27 Temmuz 2011 Çarşamba

Willem II denizi

Bu sene cezalarda üst sınır: 2 maç

F.Bahçe-Shakhtar Donetsk maçında yüzlerce taraftar içeri girip karşılaşmanın yarıda kalmasına neden olmuştu. PFDK cezayı açıkladı: 2 maç seyircisiz
Bu karar emsal oluşturmuştur. Daha büyük olaylar hariç 2011-2012 sezonunda sahaya dalma, maçı oynatmama gibi taraftar tepkilerinde kulüplere verilecek ceza artık 2 maçtır.
PFDK bu sene hiçbir takıma 3 maç ceza veremez.

26 Temmuz 2011 Salı

11'i taraftar belirleyecek

Carling Black Label Cup'ta Kaizer Chiefs ile Orlando Pirates karşı karşıya gelecek. Sezon öncesi hazırlıkları kapsamındaki maçın ilginç yanı ise takımların sahaya çıkacakları 11'leri taraftarlar SMS'lerle belirleyecek.
Ancak Chiefs teknik direktörü Vermezovic bana ilk bakışta eğlenceli görünen bu durumdan tabii ki hiç memnun değil. "Dürüst olmam gerekirse bu formatı hiç sevmedim. Bu maçta  takımın teknik direktörü kesinlikle ben değilim. Hatta maçı tribünden seyretmeyi tercih ederim" diyor.
Taraftarlar öncelikle kupanın sponsoru olan biradan alıyorlar oradaki kodla birlikte futbolcu isimlerini SMS'le gönderiyorlar. Böylece takımların 11'i oluşuyor.
Tabii işin içinde bira ve taraftar olunca ilginç tercihler de ortaya çıkmıyor değil mesela Dünya Kupası'nda ilk golü atarak dikkatleri çeken Siphiwe Tshabalala henüz yeterli oy alamadığı için Chiefs 11'inde sahaya çıkamıyor.
Aynı şekilde SMS'le kadroyu yapan taraftarlar sağ bek Tlou Molekwane'yi sol bek olarak seçmiş.
Vermezovic dertli de Pirates hocası Leal değil mi?
Onun takımında da taraftarlar orta sahanın ünlü ismi Tlou Segolela'ya henüz kadroya seçilecek kadar SMS atmamış.
'Teknik Direktör ol' kampanyasının tanıtım yüzü de Ruud Gullit olmuş. Mesaj da açıkçası Vermezovic ve Leal'i çıldırtacak cinsten.
Ne mi diyor Gullit?
Ey taraftarlar, siz takımınızı herkesten daha iyi tanırsınız ama bugüne kadar kimse sesinizi duymamıştı. Şimdi teknik direktör olma sırası sizde.
Bu ilginç organizasyonu düzenleyenler Chiefs takımı için 5 milyon, Pirates için de 3 milyon SMS bekliyor. 

Rıdvan Oğuz Yıldırım - Aykut Yıldırım

NTV Spor muhabiri Aykut Yıldırım'ın babasının 2 oğluna verdiği isimler
Önce büyük olana "AYKUT"
ardından küçüğe "RIDVAN OĞUZ"
biraz daha erkek çocuğu olsa 103 gollü kadroyu tamamlayabilirmiş

Lugano'dan haberler

Uruguay'ın Copa America'yı kazanmasının ardından Montevideo'daki kutlamalarda Abreu şu ana kadar Lugano için yapılan esprilerin en iyisini yapmış: Lugano'ya fair-play ödülü vermek Bin Ladin'e barış ödülü vermek gibi bir şey

Ve klasik Lugano-İtalya haberlerine biri daha eklenmiş. Bu kez Başken takımları Roma veya Lazio değil, Juventus talip olmuş La Gazzetta'ya göre. Lugano ayrılmayacağını söylemişti ama geçen sene sözleşmeyi koparmak için neler yaptığını hatırlıyoruz. He sonrasında formasının hakkını veriyor mu veriyor. Ancak F.Bahçe'nin içinde bulunduğu şu durumu düşünürsek bu sefer olur mu olur.

Şöyle bir sağ kanat olsa

Önceki posttan başlayarak Sabri'yi kesinlikle kesmiyoruz, sağdan ortaya çekiyoruz
Sağ bekte Eboue önünde Kader Keita
Ömer Üründül'ün iifadesiyle "Korkunç bir sağ kanat" olurdu.
İkisi de güçlü, ikisi de deparlı, ikisi de kolay kolay yıkılmayan
hele de Fatih Terim'in teknik direktörlüğü altında yani hücuma 'ağırlık' verilen oyun tarzında enfes ikili olurlardı.
Neyse uyku vakti herkese iyi geceler, rüyamda sağdan bindirmeler görürüm artık.

İyi ki doğdun 'Bizim Çocuk'



Bambaşka orta yapardı
Fark etmeden gol atardı
Onu kimse anlamazdı
Dikkat Sabri Sarıoğlu
Dikkat Sabri Sarıoğlu
Dikkat Sabri Sarıoğlu

Kim ne derse desim takmam, zaman zaman futbolu farklı oynama tarzıyla bizleri güldürse de Sabri iyi futbolcudur. Onunla dalga geçen Galatasaraylı 'taş' olur 'taşşşşş'
"Sabri ortaya üçlü çektir tayfaya"

Uzayda futbol topu

Amatör bir astronom gökyüzünü incelerken bu şekle rastlamış. Türkiye'de şu an futbol yok ama gezegende futbolsuz yer yok.

Araba futbolu

Gezegende yuvarlak bir cisimden bu kadar çok oyun üretebilen başka bir canlı türü olabileceğine inanmıyorum.

25 Temmuz 2011 Pazartesi

Juvenal ne derse o

Blogger juvenal dedi ki...
elin değmişken bursayla,antepi de düşür sana zahmet çünkü onlar varken yine siz şampiyon olamazsınız. ne korkuymuş arkadaş dikensiz gül bahçesinde oynamak için suçlu suçsuz herkes düşsün istiyorsunuz. ben sana söyleyeyim. federasyon haftaya eldeki delillerin herhangi bir karar almak için yeterli olmadığını söyleyecek.lig zamanında başlayacak.karar içinde yargı süreci beklenecek. sezonun ilk derbisinde telekoma gelip yine size koyacağız.sende burada ağlayacaksın.yaz bunu petit aklına.kaçışınız yok.  ---------------------------------------------------------- Ben şike şike erteleyecekler diye yazdığımda Juvenal şöyle bir yorum bırakmıştı. Bence takip edin. Adam haklı beyler hatta juvenal > lube ayar

Mahallenin havalı çocuğu

Hep öyleydi...
Onu farklı yapan tarafı da bu zaten.
Zengin, kendine güveni tam...
Çünkü arkasındaki taraftarı ne olursa olsun yanında. Kızdığı zamanlarda bile dosta düşmana karşı hep arkasında.
Yense de yenilsede parası hep cebinde. Otoriter ama o kadar da zengin bir babaya sahip.
Böyle olunca da doğal olarak sevmeyeni seveninden fazla. Mahallenin diğer 17 çocuğu bu farkın farkında. Kimi zaman zaman mahallenin havalı çocuğu ile arkadaş görünsede çoğu onun bu tavrından rahatsız.
Mahallenin havalı çocuğu şu günlerde sıkıntılı. Çünkü otoriter babası yanında yok. Zor günlerden geçiyor. Aile içindeki yas hali sahaya da yansımış.
Öncelikle "Oh be futbol varmış" diyorum.
Şu karmaşık günlerde F.Bahçe'yi ilk kez izledim.
Sakaryaspor karşısında gayet etkiliydi. Özellikle Stoch hırslı ve istekli. Emre her zamanki gibi orta sahada görevini kusursuz yapıyor. Semih bir iki pozisyonu harcasa da bir gol atıp iki golün de asistini verdi.
Ama dikkatimi çeken F.Bahçeli futbolcular halleriydi.
Belki hazırlık maçı, belki rakibin Sakaryaspor olması ama saha içinde futbolcular gayet sakin. Eskisi gibi hırçın değil. Eskiden faul yapıldığında ağzı kapanmayan Emre şimdi yerde bile yatmıyor. Sadece Emre değil diğerleri de. Penaltı pozisyonunda kimse o taraflı olmuyor. Hakemle muhattap olan yok. Futbolcular saha içinde sadece işini yapıyor. Hoş... Her fırsatta laf geçirmek için bekleyen rakiplere koz vermemeye kararlı bir görüntü içindeler. Dediğim gibi ya da bana öyle geldi. Ama ben bu Fenerbahçe'yi çok beğendim.
Mahallenin havalı çocuğuna da böyle vakur bir duruş yakışır.

24 Temmuz 2011 Pazar

Işın dışın

Işın Karaca, Antalya'da konser vermiş ve şike üzerinden G.Saray'a gönderme yapmış:
Aziz Yıldırım'ın davası 3.5 ay sonra görülecek. Adamcağıza Allah kolaylık versin. İnşallah şeker komasına girmez.
Karaca daha sonra G.Saraylılar'ın olduğu bir gruba dönmüş ve:
Siz Galatasaraylı mısınız?
diye sormuş;
Evet
yanıtını alınca ise şunları söylemiş:
Siz Galatasaraylılar dul kaldınız. Biz sizin kocanızız. Benim ilk öğrendiğim şey buydu

Espriyi muhtemelen bugünlerde gülmeyi unutan F.Bahçeliler beğenmiştir, açıkçası beni de gülümsetti. Özellikle de 7.5 aylık hamile olan Karaca'nın böyle konuşması tezatın güzelliğini ortaya çıkarmış.

Metin-Can-Hakkı

METİN olun, CAN'ınızla oynayın, HAKKI'nızla kazanın
ultrAslan Avrupa'dan çok anlamlı bir pankart. 

Sacher Torte (Zaher Turta) ve kahvenin hikayesi

Buyrun bize 175 yıllık bir lezzet... 1836'dan bu yana, ilk yapıldığı Viyana'da ve çevre ülkelerde büyük kavgalara neden olan bir tat... Huzurlarınızda Sacher Torte... Taklitlerinden sakındık ve bizzat ilk yapıldığı Sacher Otel'de yedik. Test ettik. Onayladık. Kavga edilecek kadar olmasa da güzel bir tat. Üzerindeki çikolota çok ağır. İçindeki kayısı marmelatının mayhoşluğu işi kurtarıyor. Ama ne yalan söyleyeyim kahvenin yanında gayet iyi gidiyor.
Viyana'da pek çok dükkanda Sacher Torte'yi bulabiliyorsunuz. Ancak orjinali dediğimiz gibi Sacher Otel'in içindeki pastanede. 2,5 euro'dan satan yerler var ama orjinal dükkanında bir dilimin fiyatı 5 euro. Eee yolumuz her zaman Viyana'lara düşmeyeceği için paraya kıydık. Adamlar Sacher Torte için fotoğrafta da gördüğünüz gibi özel gazete yapmışlar. Öyle böyle değil yani. Bu arada şunu da belirtelim Sacher Otel'in mönüsü'nde şöyle bir seçenek de var. Türk kahvesi parantez içinde lokum ile birlikte. Bu arada hangi çeşit kahve olursa olsun latte, cappucino yanında mutlaka suyu getiriyorlar.
Madem söz kahveye geldi hemen şunu da anlatalım;
Avusturya'nın en ünlü kahve markası Julius Meinl... Peki Avusturya'nın kahveyle tanışması nasıl olmuş. Kanuni Sultan Süleyman ve ordusu 2. Viyana Kuşatması'nda başarısız olup geri çekildiğinde geride kalan erzakların arasında kahve de varmış. Avusturyalılar önce buna bir anlam verememiş ancak daha sonra Osmanlı Sarayı'ndaki casuslarından pişirilmesini öğrenmişler. Sonrası malum adamlar kahvenin 1000 çeşidini pişirir hale gelmiş. Ama helal olsun Türk kahvesini ikram etmenin hakkını veriyorlar. Buralarda bile pek çok yer yanında bırakın lokum getirmeyi su getirmeye üşeniyor.

23 Temmuz 2011 Cumartesi

Lugano der ki:

"Biz çok bedel ödedik, şampiyonluğu kazanmak için kan ve ter döktük. Kimse bizim bunu değişik yollardan kazandığımızı iddia edemez. Çünkü ben oradaydım"
Evet saha içinde futbolcuların akıttığı tere herkes saygı duyuyor. Ama Lugano'nun 'Ben oradaydım' demesinin hiçbir önemi yok. Çünkü iş zaten saha dışında bitmiş.
"Alex'le durumları konuşuyorum. Bu olaylar çok şaşırtıcı ve garip. İşin içinde politik nedenler olabilir"
Lugano'nun Türkiye ile bu kadar yakından ilgilendiğini bilmiyordum. Bir sonraki demecinde Fettullahçılar kulübü ele geçirmeye çalışıyor trenine vagon olacak gibi konuşmuş.
"Şampiyonlar Ligi'nde oynayacağız" (DHA muhabirinin F.Bahçe küme düşerse takımdan ayrılır mısın? sorusuna ısrarla 2 kere verdiği cevap)
F.Bahçe'nin Şampiyonlar Ligi'nde oynaması beni ilgilendirmiyor ama maalesef onlarla gelecek sezon aynı ligde olamayacağız. Lugano dönünce biraz daha hakim olur konuya.

Felipe Melo neden kötü transfer?

Fatih Terim "Orta sahaya 2, sağ beke 1 futbolcu istiyorum"  demişti. Orta saha için ilk adam geldi. İşin kötüsü gele gele benim hiç sevmediğim, oynadığı futbolu bir şeye benzetemediğim ve nasıl becerdiyse 20 kusür milyon Euro'luk transfere imza atmış Felipe Melo geldi.
Orta saha oyuncuları yeşil çimler üzerinde 'en donanımlı' futbolcular olmalı. İlk olarak akıllı olmalı. Bu Melo'da yok, yani oyun aklı gelişmiş değil. Tamam bu özelliğin Sabri'de de olmadığını düşünürsek 2-Hırslı olmalı. Ama bu biraz da ilk maddeyle alakalı. Melo hırsını kontrol edemeyenlerden zaten istatistik kağıdında kartlar hanesinin bu kadar dolu olmasının nedeni de bu. 3-Pozisyon bilgisi yüksek olmalı. Bunu da 2. maddeyle bağlarsak gördüğü kartların fazlalığını buna bağlayabiliriz. 4-Top çalma ustası olmalı... Melo fizik olarak bu görüntüye uyuyor ama ben seyrettiğim onca maçında bu özelliğinin yüksek olduğuna rastlamadım. 5-Takımı yönlendirebilmeli... Topla en çok haşır neşir olanlar orta saha oyuncuları. Bu yüzden teknikleri mümkün olan en üst seviyede olmalı ve maalesef Brezilyalı olmasına rağmen Melo'da bu da vasat diyebileceğim bir seviyede. 6-Pahalı olmalı ama hakkını vermeli... Belki de Melo'nun en çok uyduğu özellik. G.Saray tüm bunları yapamayan bir oyuncuya senede 3.3 milyon Euro ödeyecek. Hakkını verebilek mi? Hiç sanmıyorum.
Hepsini geçtim 3 gün önce İtalyan medyasına:
Bir Avrupa kulübünden önemli bir teklif aldım ve bu teklif alacağım ücreti büyük oranda katlıyor.
sözlerini kullanıp 3 gün sonra GS TV'de
G:Saray ismini duyunca geldim, Terim Avrupa'nın en büyük teknik direktörlerinden, onun için geldim, Taffarel çağırdı koşa koşa geldim
dersen zaten topçuluğunu beğenmeyen ben nasıl inanayım sana.

22 Temmuz 2011 Cuma

Melo+Ujfalusi: 5.5 milyon Euro

Valla hesap kitaptan anlamam, dört işlemi kafadan kolay kolay yapamam ama futboldan biraz anlarım. Felipe Melo hiç beğenmediğim bir futbolcu. Bana göre Galatasaray çok ciddi bir transfer yanlışına imza attı. Hem de Ujfalusi'den sonra bir kez daha. 3.3 Melo'ya, 2.2 Ujfalusi'ye eder 5.5 milyon Euro. Bunun maç başı var, primi var. G.Saray'a katkıları olacağını düşünsen helal-i hoş olsun diyeceğim ama pek güvenim yok ikisine de.

Maçta 'planking'

DC United taraftarı... Top ABD'ye kaçarsa olacağı buydu. Neyse komikaze gözüyle bakalım yine de.

Petrovski Stadı


Zenit'in 21.500 kapasiteli stadı. Kenarında su olduğunu bilmiyordum, güzelmiş. Sandalla gidiceksin buraya.

Çayır çimen geze geze




Tamam Cadde'de 10 bin kişi toplanıp 'birlik' mesajı veriyorsun
Ama sonra köprüye yürümeye çalışıyorsun
Tamam bu sefer oldu ekonomik olarak kulübe destek olalım diye Feneriumlar'a akın ediyorsun, akıllı iş yaptın övgüyü hak ediyorsun
Ama sonra o formalarla, tişörtlerle sahaya dalıyorsun, kulübünün sahasını kapatıyorsun
Tamam basına saldırıyorsun, tepkilisin diyelim
Ama o şişe fırlattığın adamlar kendi spor servislerinde Fener gol atınca dönüp G.Saraylılar'a hareket çeken adamlar.

Fenerliler'in aklı çok karışık, 2 iyi iş yapıyorlar üstüne 5 kötü işle iyileri de temizleyip duruyorlar. Ben dışarıdan şu an keyifle izliyorum. O zaman bu şarkı sizin Kıraç'tan sizlere gelsin:

Şimdi ben bu şarkıları kime söyleyeyim...

Şu tribünde az oturmuşluğum yoktur... En son şampiyonluk kutlamalarını izledim.
5 yaşından beri F.Bahçe taraftarıyım; dayıdan... Tamamı Galatasaraylı olan ailenin tek F.Bahçelisiyim (yiğenler olana kadar). Bundan da her zaman gurur duydum.
9 yaşında gazeteci olmaya karar verdim. Bunun için üniversite okudum. 22 yaşından bu yana da profesyonel olarak gazetecilik yapıyorum. Çok bir işe yaramasalar da 2000 yılından bu yana TSYD, 2007 yılından bu yana da TGC üyesiyim.
Bu kısa girizgahtan sonra gelelim mevzuya...
Fenerbahçe taraftarının medyaya tepkisine... En çok nasibi Habertürk almış durumda. Sebebi de Aziz Yıldırım'ın kimlik işgalinde çekilen fotoğrafının yayınlanması.
Kimse kusura bakmasın ama aynı fotoğraf benim elime gelse ben de yayınlarım. Değil Aziz Yıldırım, babamın fotoğrafı olsa yine yayınlarım.
Doktor nasıl düşmanı da olsa hastasına ettiği yemin nedeniyle bakmak zorunda. Bu iş de böyle. Haber haberdir o kadar.
Gazetecilik ile blogta yazı yazmak aynı şey değildir. Gazetecilik blogta yazı yazıp gazeteci olma hayali kurmakla olmaz.
Shakhtar Donetsk maçında foto muhabiri arkadaşlar stattan dışarı çıkarılmış. (Sanki onlar gelip de saatlerce orada fotoğraf çekmeye can atıyor.) Bazılarının fotoğraf makinaları kırılmış. Peki siz bu tepkiyi niye yaptınız, sesinizi duyurmak gücünüzü göstermek için mi? O zaman bıraksaydınız da işlerini yapıp sizin sesinizi duyursalardı. Sizlerin yaptıkları eylemleri fotoğraflayıp tepkinizi gösterselerdi.
Ama gelin görün ki taraftara da kızamıyorum; neden mi? 20 gündür sinirler öyle bir gerildi ki perşembenin gelişi de çarşambadan belliydi. Mevzu lastik gibi çekildikçe çekildi çekildikçe çekildi eeee ucu elden kaçınca da işte ortaya çıkan görüntü.
Tebrik ediyorum; el birliği ile hep birlikte Türk futbolunu bu hallere getirdiğimiz için.
Böyle bir operasyon yapmak için bu kadar zaman bekleyenleri de, gelir gelmez eline bomba gibi bir mevzu bırakılan ve şaşkın ördeğe dönen Federasyonu da, kazanmak uğruna gözünü karartan yöneticileri de, oynayarak kazanmak yerine işin kolayına kaçanları da, paraya doymayıp daha çok olsun açgözlülüğü ile kendilerini de satanları da, galeyana gelmek için tetik de bekleyen taraftarı da kutluyorum... Sinirlenmeyin basını unutmadım. Onu sona sakladım. Yaşanan tüm olaylara rağmen hala organize olamayan, daha kendi hakkını savunup, koruyamadığı için başkalarının hakkını savunmaya gücü olmayan medyayı da kutluyorum.
Şike, şaibe, dosya, dalga, avukat, mahkeme, hakim, Metris kelimeleriyle çevrelendi etrafımız. Futbola hasret kaldık. Eskiden sağlık kontrolüne giden futbolcuların fotoğrafları süslerdi gazeteleri şimdi tutuklanan yönetici ve sporcuların. Eskiden yöneticiler transfer görüşmesine giderdi şimdi Metris görüşmeleri haber konumuz. Eskiden havalimanında gelen giden transferi beklerdik. Şimdi Metris önünde nöbetçiyiz. Ağız tadıyla bir Shakhtar maçı oynanacaktı onda da adli vaka yaşandı.
O zaman bir İlhan Şeşen şarkısından alıntı yaparak bitirelim sözü;
Şimdi ben bu şarkıları (tezahüratları), kime söyliyeyim / sen olmayınca (futbol) benim tadım olmuyor.

21 Temmuz 2011 Perşembe

Djokovic ve köpeği

Yani insan Sırp falan olunca dobermandır, kurt köpeğidir öyle bir şey bekliyor. Tezatı severim ama bu biraz fazla sanki.

En kötü değişiklik

Sporting Lizbon oyuncu değiştiriyor, çıkanlar kim önemli değil girenler 1.96'lık Onyewu ile 1.66'lık Andre Martins. Freitas hocam bari 2'şer dakika arayla alsaydın hakikaten ilginç olmuş görüntü, 30 santim var aralarında yani kabaca Shabani Nonda.

Şike şike erteleyecek

Mehmet Ali Aydınlar olarak TFF başkanı seçildi, üzerindeki Fener formasını çıkaramadığı için çok ortada kaldı. Böylelikle Türk futbolunun en zor davasında bir anda hedef tahtasının göbeğinde buldu kendini. Şimdi tek tek tükürdüklerini yalıyor tek tek geri adım atıyor. Ama süreci 'berbat' yönettiği gibi bu geri adımları da tam bir fiyaskoya dönüşmüş durumda. Liglerin erteleneceği sinyalini verirken sanki bunun şike soruşturmasıyla alakası yokmuş gibi "Ligin 5 Ağustos'ta başlaması sakıncalı, hem insanlar tatilde hem de oyuncular için sakıncalı" diyor. Biz de keriziz ya içeceğiz beyefendinin yaptığı 'sallama' çayı.
"Ligler zamanında başlayacak" açıklaması 13 Temmuz'daydı... Ne geçti acaba Mehmet Ali YUSUFLAR Bey. 13 Temmuz'da bu açıklamayı yaparken 5 Ağustos tarihinde memlekete kar yağacağı duyumu mu gelmişti? Hiç saklamaya gerek yok. TFF, F.Bahçe'nin düşmesini istemiyor. Kulüpler Birliği, F.Bahçe'nin düşmesini istemiyor. Lig şikeli, şaibeli olsun diyorlar. Biri Fenerbahçe formasının arkasına sığınmış, Kulüpler Birliği'nin kararından destek alıp atıp tutuyordu çoook uzak değil sadece 13 Temmuz'da. Kulüpler Birliği takımları ise bir başka fiyasko. Kazançlarının yüzde 85-90'ı naklen yayın ihalesinden geliyor. Çünkü kendilerine bugüne kadar başka kaynak yaratamamışlar. Yani Fenerbahçe'ye muhtaçlar. Fener şike yapsın, bırakın şampiyon olsun, lige lağım suyu karışsın yeter ki bizim kasaya nakit akışında aksama olmasın mantığındalar. İyi de 'babalar' öyle kulübü ben de yönetirim. Sen hiçbir yöneticilik vasfı koymayacaksın, para Lig TV'den gelecek.
Artık şunu herkes istiyor: Bu lig bu konuda bir karar alınmadan başlayamaz. Sen Süper Kupa finalini erteliyorsun. O zaman F.Bahçe ve Beşiktaş'la bu ligi nasıl başlatacaksın. 31 Temmuz'da 'kirli' takımlar Ramazan ayıyla birlikte 'hidayet'e mi erecek? Pür-ü pak mı olacak?
Federasyon seve seve yapmadı, içi YUSUFLAR başkan ve şürekasının içi elvermedi ŞİKE ŞİKE yapacak. Bu ligler F.Bahçe, Beşiktaş, Trabzon, Sivas kulüpleri hakkında karar alınmadan BAŞLAYAMAZ.
Başlarsa ne mi olur?
Yukarıdaki fotoğraf Charleroi-Trabzon maçından. Trabzon taraftarı üzerine VITESSE forması giymiş taraftarı F.Bahçeli sanıyor ve stattan attırıyor. Gurbette eskiden 4 takımın taraftarı birlikte maç izlerdi şimdi Türkiye sınırları içindeki gerginlik ciddi biçimde gurbete bile sıçradıysa bu ligi nasıl başlatacaksın? Trabzon ile Fener 2. hafta oynayacak olsa hangi güvenlik önlemleri yeterli olacak? F-16'lar mı koruyacak mesela Fener'i Trabzon'da?
Yani TFF yani YUSUFLAR bu ligi "Ağustos sıcak ay" diye değil ŞİKE SORUŞTURMASI yüzünden ER-TE-LE-YE-CEK. Elleri mahkum. Alacakları karara bakacağız. Tahminimde ısrarlıyım.
F.Bahçe düşecek
Beşiktaş düşecek
Trabzon düşmesi lazım (Bunu ortadan yazıyorum çünkü TS'nin üzerindeki baskı biraz kalkmış gibi duruyor. Oysa kanunda 'teşebbüs eden de düşer' maddesi KABAK gibi duruyor)
Sivas düşecek

Ve tabii bu kulüplerin başkanları, yöneticileri uzun süreli cezalar alacak. Olacakları yazdığım için çok küfür yiyorum ama umrumda değil. Bugün bana küfredenler yarın 10 TL'ye aldıkları tişörtün üstündeki adama edecekler.

What time is it?

Büyük başın derdi de büyük olur.... Dünya insanı olmak böyle birşey olsa gerek. Her an her yerde olduğun için bulunduğun ve geride bıraktığın herkesin yaşadığı yerin saat ayarlarını yapabilmek için koluna da böyle aynı anda her ülkenin saatini gösteren bir alet takmak zorunda kalırsın. What time is it diye soralım o zaman? Saat kaç hemşerim.
Kolay değil adam Portekizli. İspanya'da yaşıyor. Real Madridle kamp için ABD'de ve Rus bir sevgiliye sahip. Tüm bu ülkelerin saatlerini bilmek zorunda. Eeee hadi Ronaldo söyle bakalım bize saat kaç?
Bu arada saatin markasına gelince; Quattro Valvole. Fiyatına gelince 2 bin 150 ile 21 bin 420 paund arasında değişen modellere sahip. Eee herhalde Ronaldo'nunki 21 binliktendir diye düşünüyorum.

20 Temmuz 2011 Çarşamba

Elin oğlu bizim gibi düşünmüyor

Tayfur Havutçu ve Serdal Adalı Metris'in yolunu tutunca Beşiktaş, Türkiye Kupası'nı Federasyon'a iade kararı aldı.
"Beşiktaşlılık duruşu" bunu gerektirirdi! Taraflı tarafsız herkes Beşiktaş'ın bu hareketini alkışladı. Ne de olsa duygusal milletiz.
Ama elin oğlu bizim gibi düşünmüyor.
UEFA heyeti, görüşmeye giden TFF heyetine hemen soruyu yapıştırmış: "Neden kupayı verdiler şike mi var. Hemen gerekeni yapalım."
TFF yetkilileri olayı yumuşatmak için bir hayli çaba harcamız ve bunun sembolik bir hareket olduğunu anlatmaya çalışmış.
Ben de o elin oğulları gibi düşünüyorum. Eğer şike yapmadığından eminsen niye kupayı teslim edesin ki. Suçun ispatlanırsa zaten istesen de sende kalmayacak alacaklar.

19 Temmuz 2011 Salı

Kazım'ın Terim'den fırça yeme nedeni

Buraya bir şey yazmaya gerek yok heralde :)
Bu Kazım'a çok güveniyorum. Bence Burak Yılmaz'ın yaptığı patlamayı yapacak ama işi kafada çözmesi lazım önce.

18 Temmuz 2011 Pazartesi

Hayat bazen

Tuna kenarına sıraladıkları şezlongların üzerinde güneşlenmeye çalışan Viyanalılar'ı görünce, 3 tarafı denizlerle çevrili bir ülkede yaşadığımız için şükretmektir.

O gemide ah ben de olsaydım

Buyrun size alternatif otel... Pardon botel.
Gördüğünüz kare de Prag'tan. Klasik otellerden sıkıldıysanız, buyrun size botel.
Üst kısmı beyaz olan tekne otelin restaurant kısmı, yan taraftaki tekne ise odaların olduğu otel kısmı.
Dışarıdan çok sevimli görünüyordu ama içini bilemiyorum.

Prag'ta aşk başkadır

Japon arkadaşları habersiz çektiğimiz için özür dileriz.

17 Temmuz 2011 Pazar

Terim beğendi mi taviz mi verdi?

Bogdan Stancu'yu birçok Galatasaraylı beğenmiyor. Hatta sezon biter bitmez gönderileceği söyleniyordu. Gaziantep'ten Beşiktaş'a geldikten sonra Ayhan Akman'ın hep verilen paranın altında ezildiği söylenirdi, çeşitli ortamlarda da Stancu için "Bu adamın nesi 5 milyon Euro eder ki? Hagi'nin bize kazığı" lafları fazlasıyla dolaşıyordu.
Valla ben geçtiğimiz sezona bakarsak kim iyi topçu kim kötü çok anlamadım. Herkesin bu kadar kötü olduğu bir takımı bir Galatasaray'ı umarım bir daha seyretmem.
Stancu ise kumaşı iyi ama sanki desteğe yani dış desteğe ihtiyacı var gibi bir görüntü çizdi. İçine kapanık görüntüsüyle kendi başına G.Saray formasının ağırlığını taşıyabilecek gibi görünmedi. Kenarda Hagi de ona yeterli desteği veremedi. Ama dediğim gibi kumaşı iyiydi bence de.
Ancak burada önemli olan Fatih Terim'in tercihi. Stancu, Almanya kampına dahil edildi. Terim, geçen haftaydı sanırım GS TV'de "Stancu'yu bir görmek istedim" ifadesini kullanmıştı. Demek ki Avusturya kampında bir şeyler gördü ki Pino gibi göndermeyi düşünmedi. Ya da umarım öyledir demem gerek sanırım. Çünkü Fatih Terim çok iyi Galatasaraylı olduğu için Canaydın dönemindeki gibi taviz vermiş de olabilir. Şimdilik bunun zayıf ihtimal olduğunu düşünüyorum ama ortada yine de bir karışıklık var. Çünkü Terim imza töreninde "Luis Fabiona için arkadaşlarımız görüşme halinde" dedi, GS TV'deki röportajında "Orta sahaya 2, sağ beke 1 kişiyi alabiliriz" dedi yani forveti saymadı. Yönetim ise Drogba, Forlan, Fabiano peşindeydi.
Birkaç satır öncesinde dediğim gibi umarım Terim, Stancu'da bir şeyler görüp "Kalsın" demiştir çünkü diğer ihtimalin nasıl faciaya dönüştüğünü Canaydın döneminde hem kendi yaşadı hem bize yaşattı.
Stancu iyi kumaş umarım Fatih Terim, bu tip adamlardan 'güzel topçu' yaratma hünerini bir kez daha gösterir.

Sen neymişsin be hoca


galatasaray.org'da Almanya kamp kadrosu haberinde Fatih Terim'in unvanı ilginç: FUTBOL TEKNİK, İDARİ ve SPORTİF DİREKTÖRÜMÜZ.
Bırakalım bu Premier Lig ayaklarını Şansal Büyüka soru sorarken bunları mı söyleyecek  tek tek FATİH HOCAM diyecek.

Güzel ürün

Endüstriyel futbol, kadınlardan çok para koparamıyor ama çocuk-bebek kategorisinde müthiş para dönüyor.