31 Ekim 2011 Pazartesi

Keegan&Toschak

Sene 1977

Andre Santos'un arabası

 Andre Santos, Arsenal idmanlarına bu arabayla gidiyormuş (Resimde görünen beyaz Range de 92 doğumlu Emmanuel Frimpong'a aitmiş)

İstanbul'da Santos bu arabayı kullanıyordu.

Memleketten futbol manzaraları

 Beylerbeyi'nden maça davet...

Ankara'dan... Yılların esprisi gerçekmiş.
Fotoğraflar Gizoş'tan...

Forma isminde twitter hesapları

Meksika takımı Jaguares sosyal medyayı formasına taşımış.
Oyuncuların isimleri twitter hesapları olarak formada

Neden Sabri?

 Gaziantep maçında haksız yere oyundan atılmıştı Sabri ve bu haksızlığı da hakemin yüzüne vururken defalarca armayı gösterdi "Kastınız buna mı? Bu Galatasaray, bu Galatasaray istediğiniz gibi oynayamazsınız" diye haykırdı.
İşte o Sabri cezalı olduğu Kayseri deplasmanına kimseye haber vermeden gitti. Arkadaşları KAPTANI kahvaltıda gördü.


Elit Galatasaraylılar'a inat seviyoruz seni 'BİZİM ÇOCUK'
Sabri ortaya üçlü çektir tayfaya:
1...2...3... Cimbombom, 1...2...3... Cimbombom

30 Ekim 2011 Pazar

Ploiesti-Steaua maçında inanılmaz olay

 Steaua 1-0 önde 45. dakikada penaltı kazanıyor. O sırada ev sahibi takımın taraftarı sahaya giriyor ve Steaua Bükreşli oyuncuya yumruğu patlatıyor.
 Ardından tüm Steaua takımı taraftara saldırıyor.
Martinovic ve Stanca kırmızı görmüşler. Hakem maçı tatil etmiş.

Fotoğraflardan bile ne kadar büyük olduğu belli olayların. Ama rahat anlamak için bir de Türkiye'de böyle bir şey yaşandığını düşünün.

Bu da olayın videosu

Respect Ultras

Türkiye'de göremeyeceğimiz bir manzara. Meşale yasak, pankart yasak, sopalı pankart yasak... Oysa bu oyunun en samimi figürü tribündür, taraftarlardır.
Sahadaki topçular birkaç bayrak adam dışında profesyoneldir, para alırlar bugün o rengi yarın başka rengi giyerler. Oysa taraftar aşktır, aşıktır. En basit şekliyle kafile 1 saat uçakla gider taraftar karayoluyla 10 saatte gider o yolu, aşkın yolunu.
Bırakın en devlet büyükleri, biz de tribünlerde doya doya yaşayalım aşkımızı.

Hürriyet ve Posta'nın Sharapova haberleri

Hürriyet Gazetesi yazdı: Sharapova köpeklerden ürktü, turnuvadan çekildi, bir daha da İstanbul'a gelmem dedi.
Hürriyet bir yerden duyum almış sanırım ama haberin hiçbir satırı bana inandırıcı gelmiyor. Ancak bakan Suat Kılıç inanmış olacak ki eleştirmiş. Araştırmadan direkt bir soruya bu cevabı verdiyse büyük hata. Araştırıp doğru olduğunu öğrendiyse söyleyecek söz yok. Ama dediğim gibi haber çok ilgi çekici olsa da okuduğum andan itibaren 1 gıdım bile aklıma yatmadı.

Posta Gazetesi de bu haberin üzerine atlayıp masa başında sallamış. Büyütüp okuyabilir misiniz bilmiyorum ama başlık: Köpek bahane seks şahane. Yazının içinde Sharapova'nın turnuvadaki başarısızlığı ve çekilmesi sekse bağlanmış. Cümleler şöyle: Oysa Sharapova'nın derdi başkaydı! (Ünlemle dikkatimizi çekiyor) Sharapova, İstanbul'da otel yerine Anadolu Efes'te oynayan uzun süredir görmediği sevgilisi Sasha Vujacic'in evinde kaldı. Maçlara yorgun çıktı! (Ve bir ünlem daha) Haber şöyle bitiyor: Maskara olacağını anlayınca da önce "Sakatım" dedi sonra da suçu sokak köpeklerine attı.
Aslında yorum yapmaya bile değmez ama düşünün ki Vujacic ve Sharapova üst düzey sporcular. Akılları fikirleri sekste ki hiç profesyonelce düşünmeye vakitleri yok, birbirlerini görünce deliriyorlar. Biri basketbolu sallıyor diğeri en iyi 8 kadın tenisçinin katıldığı turnuvayı.
Hakikaten suç sokak köpeklerinde! (Ben de atayım şu ünlemden)
Not: Haberde seçilen fotoğrafa da özel dikkat! (Bak bir ünlem daha kaçtı elimden)

28 Ekim 2011 Cuma

Siyah-Beyaz

Newcastle'da antrenman taraftara açıktı. İşte bir taraftar :) Büyütüp bakmanızı tavsiye ederim her zamanki gibi

Geçmiş zaman olur ki...

 Cardiff City-Chelsea maçı, sene 1921
Chelsea-Dinamo Moskova... sene 1945

Atanalırspor

Konfeti...

8. hafta puan durumu


Haftanın en iyileri 5'er doğru ile pamukk, tanear, ckorayy ve kartal bafiler oldu.
34- Apoiantes (2)
33- salmiakgeist (2), turkusev (4), yasemin (4), yiğit yılmaz (2)
32- ceyhun (2), melih ertan (2)
31- ahtapot paul (4), ciftci (3), metin (3), petit (2), sayerlack (4), thisisthebesttillwedobetter (2)
30- Barısunseven (4), holygan (3), mancipuim (3), mff (4), zeki (1)
29- aks111 (2), dt.ibo (4), doğa özgüner (2), feetdeep (3), omer (2), pamukk (5), selaminko (4)
28- Arsw (1), genzo (1), Hakan Özkan (3), mrcool (3), yakirovic (3)
27- Altay (2), betweenthebars (1), çekirdekçi tayfa (4), erdem yaşar (0), kafsinkaf (1), minoset (2), munitis (2), 07Gençlik (4)
26- Beytullah B (4), classixc (3), horozmania (3), kartal bafiler (5), mert (3), painkiller, tanear (5), thisrock (1)
25- bir adamın güncesi (1), fbtolga01 (2), flex (4)
24- cagr87 (1), eren (2), martel (4), muyek (3), Uğur (1)
23- darkfenaor (3), fairtail (3), hamza (3), oypa13 (2), prethorian (4)
22- Ahmet Serdar (1), Horto Magiko, stefan (2), ultraslanhaber
21- BTaylan6 (4)
20- elan, gurko61 (3), In Haldun We Trust, il bomber (3), kaan yıldız
19- dSounders (1), Şahin Aksoy (3), sportizmblog
17- erhann, serap, tgence
16- vuysa81 (4)
15- Cem, frknys_22, kalabay, tayfun
14- celal abbas
13- sayım ve tesellüm fazlası (4), Yunus Y. (1)
12- babaoğulparçalıdırkutsalforma (1), ckorayy (5), folklorikdetaylar, siriusjames
11- curlyhope (2)
10- guardiola
9- Asım Erel, BBBBugra, Clandestino, farukeng44 (2), kewell

27 Ekim 2011 Perşembe

Fener'i şampiyon ilan edin biz topumuzu oynayalım

Süper Lig, Fenerbahçe yüzünden zaten lekeli halde oynanıyor. Ama belli ki TFF Başkanı Mehmet Ali Aydınlar'ın Fener'e kıyakları bitmeyecek. Bu tip senaryolardan nefret etsem de sezon başı konuşulan şey adım adım gerçekleşiyor: F.Bahçe'yi bu sezon şampiyon YAPACAKLAR
Çünkü saha içinde yapılanları artık HATA olarak değerlendirmek futbol cahilliği olur. Ve bu hatalar hep F.Bahçe lehine ve rakipleri aleyhine oluyorsa senaryo belli:
F.Bahçe'ye bazı sözler verilmiş, başkanı Metris'te, bazı oyuncuları gitmiş, kulüp dardayken yine şampiyon olacak ve böylece 'UCUZ KAHRAMANLIK' hikayeleri yazılacak.
Mesela Manisa maçında 46 bin kadın ve çocuğun stadı doldurması yazılacak...
Ama saha içine girip maçı durdurmanın cezasının sadece 2 maç olduğunu onu da F.Bahçe için kaldırıp kadın ve çocuklara açılmasını sorgulamayacağız.
Mesela Mersin deplasmanında Özer'in muhteşem golünü okuyacağız..
Ama Bekir'in topu elle kesmesini, Yobo'nun kendi kalesine attığı golün neden verilmediğini unutturacaklar. 
Ve lekeyi seven (Şikeeee, şikeeee veya Bu maçta şike var soruşturma açılsın tezahüratlarından net anlıyoruz) F.Bahçe camiası bir başka deyişle Yarabbi şükür camiası sevinmeye devam edecek. 
Benim önerim şu: F.Bahçe'yi sezon başlamadan önce şampiyon ilan edin. Tamam oynasın ligde. 1. de olsa 8. de olsa onlar şampiyon olsun. Kupa kazansın, müzeleri dolsun taşsın
ama bırakın kalanlar da top oynasın.

9. hafta tahminleri

Antalya-Ordu: 1
Eskişehir-Samsun: 1
G.Antep-Trabzon: 1
Bursa-Manisa: 1
Kayseri-G.Saray: 1
A.Gücü-Büyükşehir: 2
Beşiktaş-Sivas: 1
Mersin İY-G.Birliği: 1
F.Bahçe-K.Karabük: 1

Bir hafta bitmeden yenisi...

26 Ekim 2011 Çarşamba

Semt aşkı

 Dedim ya bu hafta bizim 'alt lig tayfa'sıyla 2 Bank Asya maçına gittik diye. İlki blogun tozlu raflarındaki yerini almıştı bile ikincisi Kasımpaşa-Bolu mücadelesiydi. Bu iki takım da Süper Lig adayları arasında anılıyor. Bu yüzden haftanın maçıydı. Genel özetlersek ilk yarı Paşa da Bolu da çok temkinli oynadılar, ikinci yarı ise gerçekten muhteşem bir futbol izledik.
Şimdi başlıktan başlayalım: Semt takımlarını seviyorum. Semtin ortasında bir stat ve orada yaşayan insanların maça gidiş gelişleri içinde çok güzel anektodlar var. Paşalılar 3'lü çekerken "Semt aşkı" diye bağırıyorlar mesela... Ve maç sonrası bizle aynı tribünden çıkan kızın 5 metre yürüyüp yolun karşısına geçtikten sonra anahtarla evine girmesi gibi...
 Blogun sürekli okurları artık bu yüzlere aşina olmuştur... Yine de takdim edelim. Sonuçta topun peşinden koşan herkese saygımız büyük. Solda Can Özker, sağda Gizoş...

Ve ben... Bu resmi koymamdaki amaç Paşa'nın bu sezon açtığı tribünün sahaya olan yakınlığını göstermek. İnanılmaz bir seyir keyfi var. 3 metre önünüzde oynanıyor 'güzel oyun' Her detaya hakimsiniz. Fırsat yaratıp mutlaka Paşa'nın 'Açık maraton' denilen tribününde bir maç seyretmelisiniz.
İşte Paşa'nın minik sakinleri de karşılaşmayı yakından izliyor. Yakındaki kırmızı formalı Kasımpaşa oyuncusu Özgür mesela. Normalde forma arkasına yazılan yazı o kadar küçük ki okumanın imkanı yok ama tribün bu kadar yakın olunca futbolcuları 2 bindirmede tanıyorsunuz artık isimleriyle...
Maça gelirsek Paşa favori çıkmıştı. Bolu 1 puan yeter düşüncesiyle Beyoğlu'ndaydı. İlk yarı Paşa, Niko'nun serbest vuruşlarıyla etkili olmaya çalıştı, Bolu ise 'ender gelişen Osasuna atakları' kıvamında Ferhat Kiraz'ı kontrataklarda topla buluşturmayı hedefliyordu. İki takımın temkinli oyunundan gol sesi çıkmadı.
İkinci yarı ise hakikaten güzel maç oldu. Bolu, Bank Asya'nın 'güzel' golcülerinden Ümit Tütünci'nin nefis kafa golüyle öne geçti. Ardından Paşa oyunu rakip alana yıktı. Beğendiğim topçulardan Şahin Aygüneş'in silik kaldığı maçta beraberlik golünü 90+1'de Gökhan Güleç'in müthiş kafa golüyle buldular. İkinci 45'teki tempo keyif verdi muhtemelen bu iki takımdan 1'ini Süper Lig'de seyredeceğiz.
Paşa'nın emektar oyuncularından Gökhan Güleç hala iş yaparken, Ersen Martin, Ali Bilgin gibi isimler artık Bank Asya'yı kaldıracak halde değiller. Sancak çok gerilemiş. Eski gücünden eser yok. Savunmada Luiz Enrique yine işini yaptı, fazlasına bulaşmadı. Niko'nun müthiş bir sol ayağı var ama topun üzerinde fazla ayak hareketi yaptığı için kontrataklarda bile tüm savunmanın toparlanmasına neden oluyor. Bir de Yılmaz Vural'ın prenslerinden Barış Başdaş'ın yedeğe düşmesi üzücü.
Bolu'da Orhan Ak tecrübesiyle savunmayı toparlıyor. Bizim eski Cafercan yine üzerine koyamadan devam ediyor. Ferhat Kiraz hareketli ama çok yalnız kalıyor. Ümit Tütünci bildiğimiz Ümit, yakaladı mı affetmiyor. 2. yarıda oyuna giren Veysel'in performansı da şaşırttı. Bir kez fiziğini çok iyi korumuş, kolay yıkılmıyor, tecrübesiyle de gayet olumlu işler yapıyor.

 Ve bu maçın lezzet durağı Hasnun Galip'teki Umut Ocakbaşı... Bu sefer ayrı gayrı gelebildiğimiz için o çöp şişin tadına ben bakamadım. Ama görünüşü bile insanın yutkunmasına sebep oluyor.
 Paşa maçı demek Beyoğlu demek, dolayısıyla mekanlar da öyle pideci börekçi değil... Can ve Gizoş'un rakı keyfi...
Maç sonu ben gazeteye doğru yola koyulurken onlar günü kahveyle noktalamışlar. Galatasaray'ı yaşamak güzel, okumak da...

2 al 1 ver

En büyük hayalim: (her geçen gün bu ihtimal bir hayli azalıyor gerçi) bir Federer-Nadal finali izlemek... O günü sabırsızlıkla bekliyorum ama şimdilik eldekiyle idare ediyoruz. Dünyanın en iyi 8 kadın raketi madem İstanbul'a gelmiş bize de izlemek düşer... Futboldan boş tek günümüzde TEB Paribas WTA Championships'in ilk günü Sinan Erdem'in yolunu tuttuk. Dünyanın en iyi 4 raketini canlı kanlı seyrettik. Bir de eldeki küçücük makinayla o anı fotoğraflamaya çalıştım. Wozniacki-Radwanska maçının ikinci setine yetiştik ama ne setti tam 2.5 saat sürdü. Radwanska çok zorladı ama tribünlerden büyük destek alan bizim kızı yıkamadı.
Bizim kız diyorum ne de olsa THY'nin reklam yüzü olduğundan bir bağımız var. Öyle hatalar yaptı ki zaman zaman kızmamak elde değil. Uğurumudur bilmem ama benim dikkatimi çeken top toplayıcı çocuklardan hep iki top alıp birini geri atması oldu.

Gelelim bizim diğer kıza... Maria Sharapova. Yengemiz sayılır bundan sonra ne de olsa Vujicic Efes Pilsen forması giyiyor. Hem tribünden hem nişanlıdan büyük destek aldı ama Stosour karşısında tutunamadı.
Bu duruma en çok Sharapova'nın antrenörleri ile maçı izleyen Vujicic üzüldü. Sharapova'nın çığlıklarını canlı canlı duyduk ya artık gerisi hikaye. Ancak neden olduğu yerde zıp zıp zıplıyor onu çözemedin. Ne içtin Sharap diyesi geliyor insanın. Kız durduğu yerde duramıyor.
 Maçları bir tarafa bırakırsak en çok hoşuma giden detaylar, tenis toplarından yapılan taçlar ve bir de
Locada ikram yapılırken tepsi niyetine kullanılan raketlerdi.

25 Ekim 2011 Salı

Schumi-Vettel

Sene 94...

7. hafta puan durumu


Haftanın en iyisi 7 doğru ile petit oldu... Liderliğe ise Apointes yükseldi. Fotoğrafa gelince; günün en güzel ve anlamlı şeyiydi. Hayat dediğiniz şey çokca umut değil mi?

32- Apoiantes (5)
31- salmiakgeist (4), yiğit yılmaz (3)
30- ceyhun (4), melih ertan (3)
29- petit (7), thisisthebesttillwedobetter (2), turkusev (4), yasemin (3), zeki (3)
28- ciftci (4), metin (3)
27- ahtapot paul (4), aks111 (2), Arsw (3), doğa özgüner (5), erdem yaşar (4), genzo (4), holygan (5), mancipuim (3), omer (2), sayerlack (3)
26- Barısunseven (4), betweenthebars (4), feetdeep (1), kafsinkaf (4), mff (2), painkiller (3)
25- Altay (3), dt.ibo (4), Hakan Özkan (4), minoset (5), munitis (4), mrcool (4), selaminko (2), thisrock (5), yakirovic (3)
24- bir adamın güncesi (1), pamukk (3)
23- cagr87 (4), classixc (4), çekirdekçi tayfa (4), fbtolga01 (4), Horozmania (4), mert (4), Uğur (3), 07Gençlik (4)
22- Beytullah B (4), eren (2), Horto Magiko (3), ultraslanhaber  
21- Ahmet Serdar (2), flex (2), kartal bafiler (4), muyek (3), oypa13 (3), tanear (4)
20- darkfenaor (2), elan (5), fairtail (3), hamza (2), In Haldun We Trust, martel (4), kaan yıldız, stefan (3)
19- prethorian (1), sportizmblog (2)
18- dSounders (3)
17- BTaylan6 (4), erhann (2), gurko61 (4), il bomber (4), serap (2), tgence  
16- Şahin Aksoy (5)
15- Cem, frknys_22, kalabay, tayfun
14- celal abbas (2),
12- folklorikdetaylar (2), siriusjames, vuysa81 (3), Yunus Y.  
11- babaoğulparçalıdırkutsalforma (2)
10-  guardiola
9- Asım Erel, BBBBugra, Clandestino, curlyhope (3), kewell (3), sayım ve tesellüm fazlası (3)
8-  metehan (3), murat  
7- ckorayy (2), farukeng44, nazmi çiloğlu

Mourinho'ya sökmez

Casillas, pazartesi idmanına geç geldiği için Mourinho'dan ceza almış. Sebebi de facebook'taki hesabına yüklediği bu trafik fotoğrafı. Hakikaten 'ömür törpüsü' gibi ama Mourinho işte bu affetmez.

Ödül töreninde 6

 Noel Gallaghe, unutulmaz Oasis'in üyelerindendi...

Çok sıkı bir Manchester City taraftarı olarak da biliniyor ve bu aralar çok mutlu. 'Düşler tiyatrosu' Old Trafford da Manchester United'e 6 attılar.
Gallagher da bu mutluluğunu Q Müzik Magazin Ödülleri sırasında basına poz verirken "6" yaparak yaşamış.

Damdaki kedi

 Bu hafta bizim alt lig 'tayfa'sıyla 2 Bank Asya maçı yaptık... İlki Kartal-Denizli... Aslında ağır grip olduğum için bu maç aklımda hiç yoktu. Evde uyumayı düşünüyordum ancak "Eşeğin aklına karpuz kabuğunu düşürdüler". Kimler mi?
 Sol baştaki Can Özker ve Gizoş... Zaten resimde bile onlar beni taşıyor gibi durmuşum. Maç öncesi sahilde tost çay yaptıktan sonra Kartal Stadı'nın yolunu tuttuk. Yaşamının bir bölümünü Denizli'de geçiren ve burada hatıraları olan Can Özker'in isteğiyle gittik aslında maça, Denizli tribünü mü Kartal tribünü mü derken ev sahibinde karar kıldık. Zaten Denizli'nin deplasman taraftarı da maşallah pek sağlam, sağdan sola 6, soldan sağa 6 kişilerdi. Bu sezon 2. kez Kartal maçına gittiğimiz için biraz biliyoruz durumu Kapalı'nın soluna doğru geçtik. Burada genelde futbolcu eşleri, sevgilileri, eşleri dostları bulunuyor. Kartal maçına giderseniz size de burayı tavsiye ederim.

Maçı Kartal 3-1 kazandı... Kartal-Erciyes maçında "Kallon Önder" başlığı atmıştım o gün sadece yazıyla açıklayabilmiştim Gizoş bu sefer 'resimli' ispatı da yaptı. 3 numaralı Önder Çengel, tıpkı Kallon gibi bir forvet oyuncusu. Gayet de iyi bir forvet. Dikkat ederseniz golcü demiyorum, forvet. Ayaklarına çok hakim ve topu çok iyi saklıyor böyle olunca da takım neredeyse kalecisiyle birlikte hücuma çıkabiliyor.
Kartal'ı kaybettikleri Erciyes maçına oranla hem fizik hem de oyun bakımından daha gerilemiş bulsam da bunun sebebini 1. ağızdan öğrendik. Sezer Sezgin (bu maçta 1 gol attı) twitter'dan sağolsun cevap verdi ve 6 günde 3 maç oynadıkları için yorgun olduklarını söyledi.
Mehmet Ayaz takımın beyni... O iyi olunca Kartal da bir 'level' atlıyor. Kartal'ın Denizli önünde 2. yarıda şahlanışında başrolü oynadı. İlk yarının bitiminde attığı gol sonrası hemen yanımızda oturan hamile eşinin önüne gelip Bebeto sevinci de çok güzeldi.
Karşılaşma öncesi en başarılı tüyoyu Can Özker verdi. Denizli, Buca deplasmanında da son dakikada gol yemiş ve ikinci yarıda farklı yenilmiş. Kartal karşısında da uzatmalarda Mehmet Ayaz'ın golüyle eşitlik geldi ardından ikinci yarıda hem moral hem de oyun olarak çözüldüler ve 3-1 kaybettiler.
Biz Bostancı, Küçükyalı gibi semtlerden geliyoruz. Bence 13.30'da oynanan Kartal maçları buralara yakın oturanlar için gayet isabetli bir hafta sonu aktivite seçimlerinden biri olur.

 Bir Türk tribünleri klasiği...
 TRT muhabiri Star gazetesini kukuleta yapmış güneşten korunmaya çalışıyor...

 Ve başlığa gelelim. Aslında burada yazacaklarım çok hoş değil. Karşılaşmanın biletleri 5-10 TL. Bu abi damdan seyrediyor ama sanmayın ki stat tıklım tıklım da oradan seyrediyor. Bir aşağıdaki resimde göreceğiniz üzere karşı tribün bomboş. Solumuzdaki açık tribünün yüzde 70'i sağımızdaki açık tribünün ise yüzde 20'si boştu. Bir semt takımının boş tribünlere oynamasını aklım fikrim almıyor. Bu iş böyledir, dükkanı bırakırsın çırağa 2 saatliğine gelirsin takımının maçına.

 Bu resmin aslında bir hikayesi yok sadece çok beğendiğim için koydum çünkü maç sonlarını tellerin oradan seyrederken grip ve yorgunluk nedeniyle yaslanmışım, Gizoş da basmış deklanşöre...

Ve tabii ki alt lig tayfası acıktı... Geçen sefer Kartal maçında Atalar'daki Büyük Erzurum Sofrası'nı tanıtmıştık bu sefer 'lezzet durağı' Ayazma Çay Bahçesi... Gizoş'un tavsiyesiyle gittik. Ada manzaralı, yeşillikler içinden gidilen Kartal'ın tepelerinde çok güzel bir yer. Biz cumartesi gitmiştik, pazar günü muhtemelen kalabalık olur. O yüzden hafta arası veya cumartesi gitmenizi tavsiye ederim.
Kadir Usta'nın meşhur pidesine gelirsek... Genelde 'meşhur' yazan bir yerden uzak dururum daha doğrusu önyargılı bakarım ama bu Kadir Usta hak ediyor. Yalnız gittiğinizde pideden şaşmayın. Biz sadece sizler için :) lahmacun ve künefeyi de denedik ama onların vasatı aştığını söyleyemem. Unutmayın sadece pide. He bir de unutmadan ayranları çok güzel. Mutlaka sürahide getirdikleri açık ayrandan için.
Haftanın ikinci maçı Kasımpaşa-Bolu'yu da ilk fırsat bulduğumda yazacağım.