Aranın ardından Galatasaray, Belediye ile oynadığı maçı 4-1 kazandı ama skorun futbolu yansıttığını söylemek zor. G.Saray 3 puanı belki yine alırdı ama fotoğraftaki bu çocuk (Emre Çolak) olmasa krize doğru giden bir maçtı.
G.Saray bu noktaya takım savunmasıyla geldi. Bunda da 4 adam çok ön plana çıktı: En uçta Elmander, ortada Melo arkasında Ujfalusi ve kalede Muslera. Yani o düz çizgi üzerindeki 4 adamın da iyi oynadığı maçları G.Saray kaybetmedi, kaybetmez de. Ancak dün Elmander belki elinden yaşadığı sıkıntı nedeniyle tedirgindi ve kötü oynadı. En belirgin özelliği olan müthiş savunmasını yapamadı. Top Elmander'in bulunduğu bölgeyi çabuk geçince iş ortaya kaldı. Burada da Melo olmayınca İstanbul BŞB doğru pas örgüsüyle neredeyse her atakta G.Saray 18'ine kadar geldi. Ana savunma hattının temel direkleri Ujfalusi ve Muslera yine iyi günündeydi de G.Saray daha fazla sıkıntı çekmedi.
Maç 1-1'ken Muslera'nın çıkardığı top çok önemliydi. Çünkü İstanbul BŞB tribünler için 'sinir bozucu' bir takım. Öne geçtiyseniz mutlaka farkı 2'ye taşımanız gerekiyor. G.Saray, Emre'nin müthiş golüyle öne geçtikten sonra Visca'nın golüyle yakalanınca Belediye 45 dakikayı yatarak, oyunu soğutarak, futbolu unutturarak bitirdi. Muslera'nın çıkardığı o top olmasa ve Belediye 2-1'i bulsa G.Saray asla bu maçı çeviremezdi.
Maçın dönüm noktası tabii ki Webo'nun atılması. Buna rağmen iyi pas yapmayı sürdürse de 1 kişi fazla oynamayı G.Saray çok iyi değerlendirdi. Bunda en büyük etken yine Emre Çolak'tı. Fatih Terim'in "İdmanlarda vuruyorsun maçta vurmuyorsun" diye uyardığını söylediği genç futbolcu maç krize girmeden, 10 kişilik rakibin kapana kapana direncinin artmasına izin vermeden bir müthiş şutla daha maçı kopardı.
G.Saray 4 atsa da dünkü futbol ilk yarıda seyrettiğimiz G.Saray'ın oynadığı güzel futbol değildi. O rahat paslaşma da bir türlü olmadı. Fatih Terim bu durumu çabuk toparlayacaktır. Melo'nun dönüşü de avantaj olur en azından takımın savunmadaki sertliğine bir kademe atlatır. Elmander de disiplini ve ahlakıyla eski haline çabuk döner. Şu an için tek sıkıntı Eboue'nin gidişi görünüyor. Ona da yapacak bir şey yok. Bu durum Eboue alınırken de biliniyordu. Fildişi'nin çabuk elenmesi (Zor görüyorum) en büyük temenni tabii ki ancak ben Sabri'ye ve imzayı atarsa Uğur'a güveniyorum. Tabii ki Eboue kadar faydalı olamazlar ama sağ kanat da öyle kumdan kale gibi çabuk yıkılmaz.
4 Ocak 2012 Çarşamba
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

0 comments:
Yorum Gönder